Şehirlere mersiye

Şehir destandır bazen ve bazen aşk.
Ya korkular, ya arzular doğurur şehri.
Üstü açık zindana benzetir şairler sevgilisiz şehirleri.

Direkler sahibi Âd’ın mücevher döşeli caddeleriyle İrem,
Asma bahçeleriyle Bâbil,
Fil adımlarında eriyen Kartaca…

Neron kıvılcımlarında şeytanını bir ikonaya gizleyen Roma;
ve Vezüv’ün gazabında eriyen Pompei gladyatörleri…
Aşil’in gururu yedi kat Truva…

Ya Ebrehe’nin hezimeti Mekke,
Cengiz’in zulmünde masallar diyarı Bağdat –medreselerinden yanlış hesaplar dönerdi hani–
Engizisyon keşişlerinin üftadesi Samarra,
Çin sürüleri önünde Semerkand
ve Rus tanklarına uğrak Buhara…

Balkan rüzgârlarıyla serinleyen nazlı Budin,
Su medeniyetinde bir Bursa,
Serhat türkülerine yakılmış bir Edirne,

Hele nasıl diyeyim;

Bu şehr–i Sitanbul ki bî–misl ü behâdır.
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır.
(Bu İstanbul şehri ki, değerine ölçü biçilemez. Bir taşına tüm Acem ülkesi (İran) feda olsun.)

İskender Pala

4 comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir