Bu yazı Bilgisayar mühendisi ne iş yapar? adlı çalışmanın 4. bölümü…

Günümüzde en ufak şirketlerde bile çalışmayı kolaylaştırmak için bilgisayar ağları kuruluyor. Hele iş yapış şekli bilgisayar sistemlerine bağlı olan şirketlerde, iyi kurulmuş ve doğru yönetilen bir ağ olmazsa olmazlardan birisi.

Ayrıca Internet gibi ağların ağı konumunda ve hayatımızın vazgeçilmezi olan bir kavram var. En ufak bağlantı kesikliğine bile tahammül edemiyoruz. Şubat ayında okyanus altındaki uluslararası fiberoptik bağlantı kablolarından birisi muhtemelen bir sabotaj sonrasında devre dışı kaldığında Ortadoğu ve Asya’daki birçok ülke Internet’e bağlanamamıştı.

Ticari kurumlarda ise bu gibi sorunlar kriz anlamına geliyor. Mesela çalıştığınız şirket bir hosting firması ise, sisteminizde yaşanacak ağ sorunlarının kaç kişiyi etkilediğini tahmin bile edemezsiniz. En popüler hosting firmalarından Dreamhost’un sisteminde çıkan sorunları yayınladığı destek sitesindeki bildirileri takip ettiğinizde ağ uzmanlarının işinin ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz. Yine meşhur Türkçe blog sitesi blogcu.com geçtiğimiz günlerde ağ sorunları sebebiyle bir hafta kadar erişilememişti.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bilgisayar mühendisleri ağ kurulumu ve yönetiminin tüm aşamalarında görev alarak işlerin düzenli yürümesini sağlarlar. Sağlam ve performanslı bir ağ yapısı iyi bir mühendislik bilgisi ve becerisi gerektiriyor. Planlama, kurulum, yönetim, sorun çıktığında doğru izleme metotlarını kullanarak sorunu çözme gibi işlerde kendisini iyi yetiştirmiş bir mühendis her zaman iyi kazanacaktır.

Aslında sadece router kelimesi ile ilgili olarak bile onlarca farklı pozisyon var. Ama ağ ile ilgili en bilinen pozisyonları kısa birkaç cümle ile açıklayalım:

Ağ Analisti

Bir bilgi işlem ağının kurulmasında en kritik yükü üstlenenler ağ analistleridir. İhtiyaçları iyi anlayıp ağ altyapısının tasarımını yapar, kullanılacak donanım ve ağ trafiğini en iyi performansla sağlayacak ekipmanı belirler, kurulumun her aşamasında rol alır. Çıkan sorunları ve performans problemlerini inceleyip çözümler üretir. Ağ ile ilgili teorik ve pratik bilgilere, WAN, LAN, VPN gibi yapılara, ağ protokollerine hakimdir.

Ağ Yöneticisi / Sistem Yöneticisi

Şurada yazan bilgilerden alıntı yaparsak; “Şirket gereksinimlerine göre network tasarımı ve yönetimi ve işletim sistemlerinin (Windows Server, UNIX, LINUX, SUN gibi) tasarımı, kurulumu ve yönetimi konularından sorumludur. Ayrıca yedekleme gibi günlük işlemlerin yönetimi, kullanıcı gereksinimlerini karşılanması ve işlemleri içerir.

MCSE (Microsoft Certified Systems Engineer), Sun Solaris Certified Engineer, CISCO ve Linux sertifikasyonları bu görev içindir.”

Ağ Mühendisi

Daha çok fiziksel ağ işleriyle uğraşır. Kablo sistemleri, yerel ve geniş ağ bağlantıları, router vb. ekipmanların kurulumu ve ayarları, yönetim yazılımları, trafik izleme konularında çalışır.

Ağ Destek Uzmanı

Ağ ile ilgili kurulum ve kullanım sorunlarına destek verir. Kablolama, ağ ekipmanları, ağ kurulumu ve bakımı gibi görevlerde çalışır. Müşteriler ya da kullanıcılarla yakın temas halinde çalışarak ağ sorunlarını çözer.

Ağ İşletim Sistemi Uzmanı

Aslında bu pozisyonu daha çok “Windows Server Uzmanı”, “Unix Yöneticisi” gibi isimlerle duyarız. Ağ yönetiminin donanım ve yazılım olarak ayrı ayrı paylaşıldığı şirketlerde işletim sisteminin yönetiminden bu pozisyon sorumludur. İşletim sisteminin kurulumu, bakımı, kullanıcı yönetimi, yedekleme yönetimi, erişim denetimleri gibi yazılım görevleri ile uğraşır.

Bu yazı Bilgisayar mühendisi ne iş yapar? adlı çalışmanın 3. bölümü…

Başdöndürücü hızla gelişen yeni teknolojiler, beraberinde güvenlik tehlikelerinin de hızla ortaya çıkması sonucunu getiriyor. Gün geçmiyor ki bir yazılımda güvenlik açığı çıkmasın, bir web sitesi saldırıya uğramasın ya da yeni bir virüs türü yayılmaya başlamasın. Şirketler gittikçe çoğalan sayısal verilerini korumanın derdine düştükçe bilişim güvenliği de başlıbaşına bir sektör haline dönüştü. Güvenlik uzmanları bugün iş ilanlarında en çok aranan kişiler. Üstelik önümüzdeki yıllarda da popülaritesi artmaya devam edecek.

Yine diğer alanlarda olduğu gibi, alttaki pozisyonların birbirlerinden kesin bir ayrımı yok. Biri diğeri yerine kullanılabiliyor. Ama uzmanlaşma durumuna göre daha detay pozisyonlar bile oluşuyor. Mesela tüm hayatınızı sadece Cisco firewall uzmanı olarak ya da anti-spam uzmanı olarak geçirebilirsiniz.

Bilişim Güvenliği Uzmanı / Yöneticisi

Şirketlerin güvenlik altyapısını tasarlayan, kuran, yöneten ve geliştiren kişilerdir. Ağ güvenlik donanım ve yazılımları, bunların yenileme ve bakımları, tüm bilgisayar sisteminin zayıf noktalarının tespiti ve korunması, web sitelerinin güvenliği gibi konular bilişim güvenliği uzmanının işidir. Hem donanım hem de yazılım ve web teknolojilerinde kendilerini geliştirmeleri ve yenilikleri takip etmeleri gerekir.

Ağ ve Internet Güvenlik Uzmanı

Bilişim güvenliği alanının bir alt dalı olarak özellikle ağ ve Internet tehlikeleri konusunda uzmanlaşırlar. Akademik olarak ya da Güvenlik eğitimi veren şirketlerin eğitim programlarına katılarak ilgili teknolojileri öğrenirler. Hacker saldırıları, virüs ve truva atı benzeri zararlı yazılımlar, spam gibi sorunlar sayesinde uygulama tecrübesi edinirler.

Şu dokümanda, Ağ Güvenlik Uzmanı kimdir ve ne yapar? sorusunun cevabını verirken yaptığı işler sıralanmış : Var olan tehditleri sürekli olarak takip etmek ve analiz etmek, bu tehditlere karşı alınabilecek önlemleri incelemek, mümkünse bir test ortamı içerisinde bunları denemek, gerekli önlemleri devreye almak, önlemlerin düzgün çalıştığını sürekli olarak kontrol etmek (log ve trafik analizi – saldırı programlarıyla sistemi test etmek)

Güvenlik Danışmanı

Bu pozisyonu da ağ güvenlik danışmanı, web güvenlik danışmanı, yazılım güvenlik danışmanı gibi alt dallara ayırmak mümkün. Uzman oldukları alanlara göre şirketlerin güvenlik konusundaki bilgi ihtiyacını karşılar ve gerekli çözümleri önerir ya da üretirler. Mesela bir şirketin güvenlik danışmanlığı hizmetlerinde şu başlıklar verilmiş: “Risk Analizi ve Yönetimi, Kurumsal Güvenlik Stratejisinin ve Risk Profilinin Oluşturulması, Güvenlik Politika Prosedür ve Standartlarının Belirlenmesi, Mevcut Yapının Gözden Geçirilmesi ve Güvenlik Tasarımı, Güvenlik Çözümleri ile İlgili Bilgi ve Tecrübe Transferi”

Kurumsal Hacker / Ethical Hacker

Hacker kavramı her ne kadar kötü bilinse de ayrıca bir meslek. Daha çok “Beyaz Şapkalı Hacker” olarak bilinen kurumsal hacker’lar özellikle bir sisteme sızmak ve sistemin güvenliğini test etmek için para alırlar. Değişik yöntemler deneyerek açıkları tespit etmeye çalışır ve sonuçlarını rapor olarak verirler.
Böylece sistemin bir saldırı durumunda hazırlıklı olmasını sağlarlar.
Bu konuda detaylı bilgi almak isteyenler şu İngilizce yazıyı okuyabilirler.

Ayrıca tam şu sıralarda Ferruh Mavituna’nın sitesinde konuyla ilgili detaylı bir yazı yayınlandı.

Risk / İş Sürekliliği Yöneticisi

İş sürekliliği ya da risk yönetimi yeni ama çok önemli bir kavram. Tüm altyapısını bilgi teknolojileri üzerine kuran şirketler sistemin kullanılamaz hale gelmesinden büyük zarar görürler. Bunun sebebi bir doğal felaket de olabilir, terör saldırısı da, İş sürekliliği uzmanları bu tür durumlarda sistemin çalışmaya devam etmesini ya da kısa sürede tekrar ayağa kalkmasını sağlarlar. Planlamalar yapıp, sistemin işleyiş süreçlerini tasarlar ve felaket senaryolarını test ederler. Risk yönetimini anlatan şöyle güzel bir doküman da var.

Bilişim güvenliği alanında Türkçe kaynaklar:
Huzeyfe Önal Blog
Ferruh Mavituna Blog
Doctus
Olympos Security

RIA(Rich Internet Applications-Zengin Internet Uygulamaları) henüz ülkemizde fazla bilinmeyen ancak gelecekte çok konuşulacak ve kullanılacak bir teknoloji… RIA nedir sorusunun detaylı bir cevabını İlyas Doğruer’in sitesinde okuyabilirsiniz.

RIA ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyorum. Özellikle genişbant Internet bağlantılarının yaygınlaşmasıyla SaaS (Bir hizmet olarak yazılım) konseptinin Türkiye’de de oturacağını ümit ediyorum. 2000-2001 yılında ASP (Uygulama Hizmet Sağlayıcılığı) kavramı Türkiye’de de tartışılmış ama gerek şirketlerin güvenmemesi, gerekse Internet bağlantılarının hızının yetersiz ve maliyetinin yüksek olması sebebiyle bir türlü kabul görmemişti. Şimdi ise SaaS ve On Demand yöntemlerini kullanan ERP vb. iş uygulamaları piyasaya çıktı. Microsoft ve Sun gibi şirketler yeni teknolojileri duyurmaya başladı. Adobe sessiz sedasız pazarın en popüler ve hırslı şirketi oldu.

RIA gibi yeni bir konseptin Türkiye’de bir konferansla tartışılacağını gördüğümde ise şaşırdım. Konunun böyle geniş bir yaklaşımla ele alınması çok sevindirici bir gelişme… MMİstanbul ekibi, Temmuz ayı sonunda düzenlemeyi planladığı RIA konferansı öncesinde 2 günlük bir hazırlık konferansı düzenlemişti.

Cumartesi günü aynı anda Webrazzi & Techcrunch Meetup toplantısı da olduğundan katılım biraz azdı. Aslında RIA için daha önemli konuların konuşulduğu son oturumlarda ise iyice azalmıştı. Ancak sanırım asıl konferans daha yüksek katılımla yapılır.

MMİstanbul bir Adobe kullanıcı topluluğu olduğundan olsa gerek, ağırlıklı olarak konular Adobe teknolojileri üzerineydi. Ajax ve Silverlight sunumları vardı ama belki de Türkiye’de pek tanınmadığından, JavaFX, OpenLaszlo, Curl gibi pazarın nispeten küçük ama iddialı oyuncuları yoktu. Daron Yöndem’in stand up benzeri bir tanıtımla yaptığı Silverlight sunumunda “.Net programcılarını Flex öğrenmeye zorlayamazsınız. Bu yüzden Silverlight popüler olacak” dediği gibi, mesela Java programcıları da JavaFX öğrenmek ve kullanmak taraftarı olacaklardır. Yine özellikle kurumsal RIA pazarının ilginç oyuncularından birisi olan Curl kendi yazılımının çok daha performanslı ve güvenli olduğunu iddia ediyor.

İddialar bir tarafa, önemli olan kurumsal RIA konsepti… İster PHP+AJAX kullanarak, ister AIR kullanarak yazın; eğer kullanışlı ve güvenli bir ERP ya da CRM uygulaması yazdıysanız bu sektörden ekmek yersiniz. İdealERP veya Unity On Demand gibi…

Haftasonunu dolduracak kadar kapsamlı bir hazırlık konferansı düzenledikleri için MMİstanbul ekibine teşekkürler… Asıl konferansı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Cep telefonlarından Internet erişimi yıllardır var. Ancak ne WAP ekranları, ne de Internet Explorer ya da Opera’nın cep telefonlarının boyuna sığmaya çalışan mobil sürümleri kullanıcıları tatmin edemedi. Üstelik web teknolojileri almış başını giderken, hala mobil cihazlardaki yazılımların sayfaları render etme yeteneği yetersiz.

Daha doğrusu öyleydi. iPhone’un çıkışı kablosuz ağların yaygınlaşması ve yeni web teknolojileriyle birleşince durum değişti. Bakın NetApplications ve Cloud Four tarafından yapılan araştırmaların istatistikleri ne diyor?
iPhoneda Google

  • iPhone’un pazar payı %1 civarında. Symbian işletim sistemi kullanan telefonların pazar payı ise %40.
  • Bu yılın ilk günlerinde iPhone’lardan yapılan Google aramalarının sayısı tüm Symbian telefonlarından yapılan aramaları geçti.
  • iPhone kullanıcılarının %95’i düzenli olarak Internet’te sörf yapıyor. %51’i Youtube’den video izlemiş.
  • iPhone’dan yapılan Google aramalarının sayısı diğer herhangi bir mobil cihazdan yapılan aramaların 50 katı. Bu sonuç Google’ı o kadar şaşırtmış ki, doğru olduğuna emin olmak için log dosyalarını yeniden incelemişler.
  • Google, Yahoo, Quicken gibi büyük şirketler iPhone için özel web sayfaları ve hizmetleri hayata geçirmişler.

Üstelik bu sonuçlar iPhone 3G öncesinde böyle.

Mobil Internet kullanımının artışı web sitelerinin yapısında mobil kullanıma uygunluk için değişiklikler yapmayı gerektiriyor. Mesela Yahoo bir web sitesini hızlandırmak için daha az HTTP request yapılmasını, verilerin Gzip kullanılarak sıkıştırılmasını, Javascript ve CSS’in gömülü değil harici bir dosyadan çağırılmasını vb. öneriyor.

  • ipaqim.com güzel bir kaynak. xda-developers ise fevkalade…
  • Öncelikle HP BIOS güncellemesini ve pil süresi çözümünü yüklemek lazım.
  • İBB CepTrafik programı sorunsuz çalışıyor. Sağolsun yapanlar 😉
  • Her smartphone için lazım bir uygulama Smart Toolkit. Önemli ihtiyaçlardan birisi farklı saatlere kurulabilen bir alarm programıydı. Smart Toolkit’in böyle bir özelliği de var. Ayrıca otomatik tuş kilidi, Windows benzeri menüsü ve kısayolları çok kullanışlı. Hele analog saat şeklinde bir ekran koruyucusu var ki, tam sanat eseri…

IPAQ 514
Windows Mobile’ın en güzel özelliklerinden birisi rehberde arama yaparken birkaç harf yazdığınızda sadece baş harflerini değil, ismin içinde herhangi bir yerde geçen kişileri de göstermesi. Gerçi bu özellik kimisi için kullanışsız geliyor ama rehberiniz kalabalıksa çok faydalı.

Eğer hala aradığınız numarayı bulamıyorsanız, o zaman SmartPhone Find programını yükleyeceksiniz. Telefonun her yerinde metin araması yapabiliyor.

Öncelikle eski telefondaki numaraları Excel’e aktardım. Üzerinde düzenlemeler yapıp Outlook’a almaya çalışınca nedense Outlook kabul etmedi. Excel dosyasını CSV olarak kaydedip, içini editörle açarak noktalı virgülleri virgüle dönüştürdüm. (Bölge/Dil ayarı Türkçe ise, Excel noktalı virgül olarak kaydediyor.) Outlook’a bu sefer düzgün aldı. Senkronizasyon sonrasında telefonun rehberi harika oldu. Hele (Şirket sütununu kullanarak) rehberdeki kişileri kategorize etmişseniz daha güzel oluyor. Çünkü telefondaki Kişiler uygulamasının şirkete göre gruplandırma özelliği var.

Telefonun rehberinde hem Outlook hem de sim kartı numaralarını gösteriyor. Eğer sim kartındaki numaraları görmek istemiyorsanız, telefonun registry’sinde bir ayarı değiştirmeniz gerekiyor. Bu işlem için iki yöntem kullanılabilir:

  1. CERegEditor programını bilgisayarınıza yüklersiniz. Programı çalıştırıp telefona bağlandıktan sonra, HKEY_CURRENT_USER – Control Panel – Phone yolunu izleyip oradaki ShowSIM seçeneğinin değerini 0 yaparsanız artık SIM karttaki numaralar görünmeyecektir.
  2. Diğer ve daha kolay yöntem ise, OS RegTweaker programını indirip telefon içinden çalıştırmak. Yazılım telefonun derinliklerine hükmetmenizi sağlıyor. İlk sayfadaki Show SIM Contacts seçeneğini off yapıp değişiklikleri uyguluyoruz. (Apply Tweaks)

Kablosuz ağ özelliği bayağı becerikli. Kullanıcı doğrulamalı proxy ve Linux firewall üzerinden Internet’e sorunsuz çıkabiliyor.

Her türlü şifre, parola vb. bilgilerinizi güvenli bir şekilde saklamak için ücretsiz ve açık kaynaklı Keepass uygulamasını kullanabilirsiniz. Programın Windows Mobile sürümü de var ve hem yetenekli hem de kullanması kolay bir uygulama.

Telefonla gelen Office Mobile programı yeni dosyalar oluşturmaya izin vermiyor. Bunun için geliştirilmiş Modaco DoNew adlı çözümü yükleyerek bu sorunu da aşabiliyoruz.

Türk insanının pek alışık olmadığı halbuki mesela ABD’de çok popüler olan önemli bir ihtiyaç da kişisel finans/gelir gider uygulamaları. Quicken neredeyse her Amerikan vatandaşının bilgisayarında yüklüdür. Bilgisayar başında olmadığımız saatlerde ise Windows Mobile yüklü cep telefonları gelir-gider takibini yapabilmek için çok uygun aletler. Bir mobil uygulama yükleyerek her yerde kullanabilir ve “hesabınızı bilirsiniz.” Nitekim ücretli ve ücretsiz yüzlerce İngilizce uygulama var. Hiç Türkçe uygulama – en azından smartphone için – bulamadım.
KeepSavin
Denediğim ücretsiz onlarca program içinde en kullanışlı olanı KeepSavin’ idi. Ufacık boyutlu ama çok güzel özelliklere sahip. Açılırken direkt o günün tarihiyle harcama giriş ekranı geliyor. Çoklu giriş özelliği sayesinde arka arkaya hızlı gelir/masraf kaydı yapılabiliyor. İşlemler kategorilere ayrılabiliyor. Farklı döviz türleri kullanılabiliyor. İşlemlere detaylı açıklama girilebiliyor. Günlük ve aylık harcama raporları alınabiliyor. Raporlar CSV ve Quicken formatlarında bilgisayara aktarılabiliyor. Velhasıl tam işini yapan bir uygulama.

Program güzel ama simgesi biraz can sıkıcı. Windows Mobile içindeki herhangi bir uygulamanın simgesi değiştirilemiyor. Kısayol programları kullanılabiliyor ancak bunlar genelde ücretli ve bir programın daha hafızada çalışıyor olması anlamına geliyor. Neticede vardığım çözüm şöyle oldu:

  1. Telefonda kurulu programın EXE dosyasını bilgisayara alıyoruz.
  2. Ücretsiz ResHacker programını indiriyoruz. Bu program EXE dosyalarının içindeki simgeleri dışarı alabiliyor ya da bu simgeyi bir başkasıyla değiştirebiliyor.
  3. Internet’ten -mesela şuradan – bir simge dosyası (ICO uzantılı) buluyoruz.
  4. EXE dosyasının simgesini değiştireceğiz ancak, WM6 programları güvenlik için imzalanmış (signed) olduğundan değişiklik sonrasında program çalışmıyor. Sorunu aşmak için imza sökücü programımızı indiriyoruz. Bu program MS-DOS komut satırından çalışıyor. Dosyanın adını parametre olarak veriyor (unsigner keepsavin.exe) ve çalıştırıyoruz.
  5. Şimdi ResHacker’i kullanarak EXE dosyamızı açıyor ve Action menüsünde Replace Icon seçeneği ile simge dosyamızı programın içine yerleştiriyoruz.
  6. Sonrasında geriye EXE dosyayı tekrar telefona kopyalamak ve telefonu kapatıp tekrar açmak kalıyor.

Telefonun içine işletim sistemi koyarsanız böyle oluyor işte… Bu macera burada bitmez.

Skype üzerinden yapılan sohbetleri arşivliyor olabilirsiniz. Ancak geçmiş sohbetlerde arama yapılamıyor. Geçmiş sohbetlerde geçen bir kelimeyi nasıl aratırsınız?

Aslında Skype’ın böyle bir özelliği var. Ama henüz deneme aşamasında olduğu için kapalı. Aktif hale getirmek için şu dosyayı indirin ve çalıştırın. Skype’ı kapatıp açın. Chats (Mesajlar) menüsünde Historic chats (Geçmiş yazılı mesajlar) diye bir seçenek gelecek.

Artık istediğiniz kelimeyi ya da konuyu aratabilirsiniz.

Facebook, -şöhreti, getirdikleri ve hakkındaki iddialar bir yana- sonuçta bir yazılım… Bu kadar çok kullanılan bir uygulamanın arkaplanında ve teknik altyapısında neler var?

Önce birkaç istatistik… (Facebook sayfasından)

  • Siteye ortalama her gün 250 bin yeni kayıt oluyor.
  • Ayda ortalama 65 milyar sayfa gösterimi var.
  • Kullanıcıların en az yarısı her gün giriyor.
  • Dünya’nın en çok kullanılan fotoğraf paylaşım uygulaması… En yakın üç rakibinin toplamından daha fazla resim gösterimi yapılıyor.
  • Facebook platformunu kullanan 7 binden fazla uygulama yazılmış. Her gün yüzden fazla yeni uygulama ekleniyor.

Teknik altyapıya gelince…

  • Neredeyse tamamen açık kaynaklı uygulamalar kullanılmış.
  • Yazım dili PHP. Arka planda çalışan bazı uygulamalar Java, Python ve Perl kullanıyor. Ayrıca C++ uyumlu uygulamalar için gcc ve Boost kütüphaneleri kullanılmış. Yine, c++ uygulamalarının daha sağlıklı çalışması için kendileri phpembed adlı bir kütüphane yazmışlar.
  • Sunucularda Linux yüklü. Web server olarak Apache kullanılıyor. Dünyanın her yerinde hızlı çalışması için içeriğin çoğunu Akamai sunucularında tutuyorlar.
  • Sistemde 2 milyardan fazla fotoğraf dosyası yüklü. Bunlar diskte yaklaşık 200 terabyte yer tutuyor. Kullanıcılar her hafta 80 milyon civarında resim yüklüyor. Her fotoğraf için 4 ayrı boy tutulduğundan, bu 300 milyondan fazla resim dosyası demek. Oluşan yoğunluğu karşılayabilmek için, yüklenen fotoğrafları işleyen bir çok sunucu var. Ayrıca bir grup sunucu, işlenmiş fotoğrafları Akamai’ye gönderiyor. Bazı fotoğrafları tutmak üzere kendi dosya sunucuları da var.
  • Veritabanı olarak MySQL kullanılıyor. Birbirine bağlı binlerce MySQL veritabanları var.
  • Veritabanından bilgi çekmek çok yavaş olduğu için cache (önbellek) mekanizması kullanılıyor. memcached isimli açık kaynaklı uygulamayı kendi yazdıkları kodlarla geliştirmişler. (detaylı bilgi)
    • Sitenin neredeyse belkemiği bu uygulama. Kullanıcı profillerini, arkadaş bilgilerini, uygulamaları hep önbellekte (RAM’de) tutuyor ve çok hızlı gelmesini sağlıyorlar.
    • 400’den fazla memcached sunucusu var.
    • 5 Terabyte’dan fazla RAM önbellekleme için kullanılıyor.
    • memcached sorgularının daha hızlı çalışması için TCP yerine UDP portunu kullanmışlar.
    • Ayrıca APC kütüphanesini kullanarak sayfa görüntülemeyi 30 kat hızlandırmışlar.
  • Kendi yazdıkları site içi arama motorunu kullanıyorlar. Ayda 1 milyara yakın arama yapılıyor. Önbellek için 2 terabyte civarında RAM ayrılmış. Ortalama sonuç süresi 100 milisaniye civarında imiş.
  • Yazdıkları kodu yerinde debug etmek için phpsh adlı bir komut satırı kütüphanesi yazmışlar. Ana bilgisayara yükleyip bağlandığınızda komut satırından php kodları yazıp çıktısını görüyorsunuz.
  • Versiyon yönetimi için Subversion ve git kullanıyorlar.

Yani, Facebook olmak istiyorsanız altyapınızı da ona göre kuracaksınız.

Sanal Dünyalar Forumu (Virtual Worlds Forum) 23-26 Ekim tarihleri arasında Londra’da yapıldı. Foruma 80’den fazla üzerinde uluslararası konuşmacı, 23 ülkeden 480 uzman ve dinleyici katıldı.

Second Life ile popülerleşen sanal dünyaların geleceğinin konuşulduğu forumda çok güzel sunum ve oturumlar var. Resmi blog sitesinden olup bitenleri ve konuşmaların mp3 halini takip edebiliyorsunuz.

Çok enteresan başlıklar var, keşke mümkün olsa da, tüm konuşmaların transkriptlerini yayınlasalar…

İlgimi çeken konulardan bazı başlıklar…

  • Sanal dünyalarda şu anda ikinci dalga yaşanıyor. Önce, herkes merakla daldı, şimdi ise düzenli yatırımlar ve iş fikirleri tartışılıyor.
  • Sanal Dünyalar Forumu

  • Google bu işe de el atmış. Kendi sanal dünyasını yazıyor. Bu, resmen doğrulanmasa da, foruma katılanlar diyor ki : “Yazdıklarını biliyoruz, çünkü arkadaşlarımızı işe aldılar.” Gelirini reklamdan elde eden Google’ın böyle bir cennete el atması beklenirdi.
  • Sanal dünya tasarımlarının gerçek hayatta üretilmesi planlanıyor. Mesela Armani’nin sanal dükkanında beğendiğiniz bir giysi gerçekte de üretilebilecek. Şimdilik garip geliyor ama 3 boyutlu yazıcıların yaygınlaşmasıyla buna da alışacağız sanırım.
  • Pazarda yeni hedef çocuklar ve gençlere özel sanal dünyalar tasarlamak… Çünkü “gençler sanal dünyalar hakkında konuşmuyor, direkt gidip katılıyor.”
  • Cep telefonu ve mobil cihazlar sanal dünyalarla iletişim için kullanılacak. Mesela Second Life’ta o sırada online olmadığınızda size gelen bir mesaj cep telefonunuza da SMS olarak gelecek. Ya da, Windows Mobile üzerinde çalışan bir Second Life sürümü düşünün. Hatta Japonya’da böyle bir şey yapılmış bile…
  • Sosyal ağlarla sanal dünyaları birleştirecek çözümler aranıyor. En büyük sorun, genelde sosyal ağlarda gerçek bilgiler kullanılırken, sanal dünyalarda gizli ve bilinçaltı karakterler kullanılıyor.
  • Sanal dünyalar ve bağımlılık ya da asosyalleşme önümüzdeki yılların çok tartışılan konuları olacak.
  • Oyuncakçılar sanal dünyaları keşfetti. Barbie ve Lego bunun ilk örnekleri… Yine hedef çocuklar. Şimdiden bir iki örnek var. Daha önce bahsettiğimiz “shifthappens” sunumunun yeni versiyonunda geçen bir cümleye dikkatinizi çekerim: “Amerika’da bugün 4 yaşındaki çocukların %70’i bilgisayar kullandı. ”
  • Çocuklar gibi ileride diğer bir hedef yaşlılar… Çünkü yaşlılarda duygusallık yüksek ve boşa harcayacak çok paraları oluyor.
  • Amerika’da büyük şirketler toplantı ve eğitimler için gittikçe artan bir oranda sanal dünyaları kullanmaya başladı. Mesela işe girdiğinizde size aynı zamanda bir Second Life hesabı açılıyor ve ilk eğitimlerinizi orada alıyorsunuz. Sıradışı değil mi? Bu durum tabii başka bir konuyu gündeme getiriyor. Ya o karakterinizi kullanarak iş dışında da Second Life’ta bir şeyler yaptıysanız? (ki muhtemelen yapacaksınız.) Şirketiniz sizi izler mi?

Şu dünyada ( hangisinde 🙂 ) neler oluyor…

Pownce bir tür web tabanlı paylaşım platformu.

Dosya, link, etkinlik ve mesaj gönderim imkanı sunan servis, oluşturduğunuz sosyal ağınız dahilindeki kullanıcılarla web üzerinden ya da masaüstü uygulaması ile paylaşım gerçekleştirebilmenizi sağlıyor.

Pownce’nin programcısı, programı yazarken yaşadığı uygulama geliştirme tecrübelerini paylaşmış.

Özetle şöyle diyor:

  1. Teknolojiyi doğru seç. Biz Python üzerinde Djangoyu seçtik. Amazon’un S3 servisini kullandık. Adobe AIR’i kullandık. Avantajları …..(detayları orada okuyun)
  2. Az adamla çok iş yap. Kısa bitiş hedef süreleri koy. Herkes birden fazla rol üstlensin.
  3. Açık kaynak kodlu uygulamaları kullan. Başkaları bu uygulamaların sorunlarını çözmüşlerdir. Büyük ihtimalle de senden daha akıllıdırlar.
  4. Tüm bilgi kaynaklarını kullan. Arkadaşlar, IRC, forum siteleri ne varsa… Toplululuklara üye ol.
  5. Veritabanına önem ver. Önbellekleme (cache) kullan. Sorguları kuyruğa al, sırası geldikçe işle. Kayıtları lazım olduğu sayıda çek, limit koy. İndeks kullan. Basitleştir. Gereksiz sorguları ele.
  6. Sorunlara hazır ol. Çabuk cevap ver. Yedek al. Versiyon kontrol sistemleri kullan.
  7. Yazdığın uygulamayı kullananlarla iletişim içinde ol. Kodun durumunu bilsinler. Hata bildirimine açık ol. Hataları düzelt. Verdiğin bitiş hedeflerine uy.
  8. Büyümeye hazır ol. Uygulamanın tasarımını buna göre yap. Gerektiğinde büyük değişiklikler yap.

Geleceğin teknolojileri çalışmasına başlarken, okulu bitirdikten sonra ne olacağını düşünen mühendisleri hedef alarak başlamıştım.

Youtube’de karşılaştığım Bugünün öğrencilerine bir bakış videosu aslında sorunun çok daha evrensel olduğunu gösteriyor. Video ingilizce ama müthiş bir kurguyla hazırlanmış. İşte videodan bazı alıntılar:

  1. Bana verilen okuma ödevlerinin %49’unu yapıyorum. Sadece %26’sı hayatımla ilgili…
  2. Hiç kapağını açmayacağım yüzlerce dolarlık ders kitapları satın alıyorum.
  3. Bu yıl 8 tane kitap okuyacağım ama bunun yanında 2300 web sayfası ve 1281 facebook profiline bakacağım.
  4. Bu yıl ders için 42 sayfa yazarken, 500 sayfadan fazla email yazacağım.
  5. Bir günde yapacaklarım toplam 26.5 saat tutuyor, bu yüzden de bir çok işi aynı anda yapacağım – yapmak zorundayım-
  6. Mezun olduğumda büyük ihtimalle bugün daha varolmayan bir mesleği yapacağım.
  7. Çoğu derste vaktimi facebook’la geçiriyorum. Dizüstü bilgisayarımı okula getiriyorum ama dersle ilgili şeyler yapmıyorum.

Videonun yorumları çok ilginç. Mesela birinde diyor ki,

“İddia ediyorum üniversite öğrencilerinin %80’i okul bitince ne yapacağını bilmiyor.”

bir diğerinde

“Harika bir okul derecem var ve ben de hayatta ne yapacağımı bilmiyorum. Ayrıca ben de derslerde facebook ile uğraşıyorum. “