Skip to content

Social Network Badges

Posts under Internet Category

3G vb. teknolojiler, yeni ve daha akıllı cihazlar, sektörün devlerinin pazar paylarını kaybetmemek adına yaptıkları donanım ve yazılım yatırımları mobil Internet’in hızla yayılmasına ve bir mobil yaşam tarzının oluşmasına sebep oldu. Sosyal ağların ve özellikle Facebook ve Twitter’in getirdiği sürekli merak ve takip isteği bu yaşam tarzını iyice yerleştirdi. Artık iş hayatı da, eğlence de avuç içi kadar ekranlarda yaşanıyor.

Yeni nesil akıllı telefonlar hayatımıza “mobil uygulama” kavramını da soktu. iPhone’un çıkışıyla yazılım dünyasının seyrini değiştiren mobil uygulamalar, geliştiricileri ve şirketleri radikal kararlar almaya zorladı. Mobil uygulama geliştirme firmaları kuruldu, binlerce geliştirici kariyerini mobil uygulamalara yönlendirdi, mobil uygulamalara yönelik projeleri yöneten ajanslar ortaya çıktı. Bir çok kurumsal şirket kullandığı finansal uygulamaların mobil sürümlerini geliştirme yolları aramaya başladı. Araştırma kuruluşlarının raporlarında 2015 yılı itibariyle 25 milyar dolarlık bir mobil uygulama ekonomisi oluşacağı tahmin ediliyor.

Serbest ekonominin bir sonucu olarak bu alanda da birden çok alternatif ortaya çıktı. Google’ın ücretsiz Android işletim sistemi telefon üreticilerince tercih edilince, pazar payı hızla Apple platformunun önüne geçti. Microsoft ve Nokia yerlerini kaybetmemek adına güçlerini birleştirip Windows Phone işletim sistemli cihazlar üretmeye başladı. RIM firması iş dünyasında lider olduğu Blackberry cihazlarının özelliklerini ve çeşitlerini arttırarak hakimiyetini koruma derdine düştü. Samsung’un Google’a bağımlı kalmamak adına geliştirmeye çalıştığı Bada işletim sistemi varolma mücadelesi veriyor.

Peki, mobil yazılım işinde yer almak istiyorsanız bunların hangisine uygulama geliştireceksiniz? Hepsine birden geliştirecekseniz; tek tek donanım ve yazılım yatırımları yapıp, her biri için işgücü mü yetiştireceksiniz?

Mobil telefonların yanında, dokunmatik tabletlerin özellikle iş dünyasında kullanımı hızla artıyor. Uygulama geliştirirken tabletlerin boyutlarını da dikkate almanız gerekiyor. Aynı uygulamanın hem telefon hem tablet sürümlerini mi geliştireceksiniz?

Bu sorular mobil işletim sistemi pazarına yeni oyuncular girdikçe daha çok artacak. Dolayısıyla kariyerini mobil alanda devam ettirmek isteyen yazılımcıların, yazılım şirketleri ve kurumsal kullanıcıların doğru yatırımları yapması önemli hale geliyor.

Önünüzde birkaç alternatif var:

  • Sadece bir platform için uygulama geliştirmek: Bireysel geliştiriciler ve küçük yazılım şirketleri için tercih edilebilir bir seçenek… Ama aynı uygulamanın farklı platform için geliştirme ihtiyacı olduğunda bir dezavantaj haline geliyor.
  • Her platform için ayrı uygulamalar geliştirmek: Bu seçenek, Apple iOS uygulamaları için Mac bilgisayarlara ve Objective C bilen elemanlara sahip olmak, Android uygulamaları için Java ve Android SDK bilmek, Windows Phone için C# yatırımı yapmak demek… Eğer işi mobil yazılım geliştirmek olan bir firmaysanız, tercih edilebilir seçeneklerden biri… Ancak maliyeti yüksek…
  • Tüm platformlar için ortak yazılım geliştirmek: Kulağa hoş gelen ancak kendi zorluklarını içinde barındıran bu seçeneğin önündeki en büyük engel, cihaz ve işletim sistemi üreticilerinin ortak bir paydada buluşmuyor olması. Örneğin, Apple 2010 yılı ortalarına kadar Objective C dışında yazılan uygulamaların App Store’da yer almasına onay bile vermiyordu. Ayrıca, cihazlardaki GPS, sensörler vb. donanım özelliklerinin hepsini ve cihaz farklılıklarını desteklemek başlı başına bir problem… Yine, ortak uygulamanın hangi teknoloji ve dillerle geliştirileceği de bir başka sorun…

Uygulama geliştirme yöntemini ve platformu seçmek tabiri caizse buzdağının görünen yüzü… Eğer oyun ve eğlence uygulamaları geliştirecekseniz, çok kapsamlı bir özellik listesine ihtiyacınız olmayacaktır. Ama iş dünyası ve kurumsal mobil uygulamalar için; normal fonksiyonların yanında Internet’e bağlı olunmayan zamanlar için offline depolama, güvenlik ve erişim yönetimi,  raporlama ve loglama, merkezi veritabanlarına bağlantı yönetimi, web servisleri gibi özellikleri de dikkate almanız gerekiyor.

Bir diğer süreç de geliştirilen uygulamaların yayınlanması… Apple, (kurumsal iç dağıtım hariç) iOS uygulamaları için App Store dışında kuruluma izin vermiyor. App Store’da bir uygulamanın yayınlanması ise ancak belli kriterleri sağlamak ve aşamaları geçmekle mümkün oluyor. Android uygulamaları için resmi mağazası Market dışında bir çok uygulama mağazası var. Ayrıca uygulamaları direkt olarak yüklemek de mümkün… Ama bu durum da versiyon yönetimi sorununu beraberinde getiriyor.

Yukarıda bahsettiğimiz alternatiflerden ilk ikisinden birini tercih edenler, üreticilerin kendi geliştirme araçlarını kullanarak bu sorunların üstesinden gelmeye çalışıyorlar. Daha farklı yöntemler arayanlara yardımcı olmak açısından bir sonraki yazıda “tek uygulama, çok platform” çözümünü sağlayacak uygulama geliştirme çatılarını (framework) inceleyeceğiz.

11 Kasım 2011

Internet | Programlama

Internet’teki en büyük alan adı satış firmalarından GoDaddy.com’un CEO’su olan Bob Parsons renkli bir kişiliğe sahip… Şirketler kurup büyüterek satmış, iflasın eşiğine gelip sonra tekrar zengin olmuş bir girişimci… Kendisiyle bu konuda yapılmış bir röportajı şurada okuyabilirsiniz.
Bob Parsons kendi sitesinde, “Hayatta Kalmanın 16 Formülü” adını verdiği tavsiyelerini yayınlıyor.
Tavsiyelerin Türkçeleştirilmiş hali şöyle:

  1. Rahatınızı bozun! Rahat koltuklardan başarı geleceğine inanmıyorum. İnsanlar “ama bu riskli” diyebilirler. Cevabım basit : “Risk sadece kadavralara lazım değildir”
  2. Asla vazgeçmeyin! Neredeyse hiç bir şey ilk seferinde istendiği gibi olmaz. İşe yaramıyor gözüken yöntemler aslında öyle olduğu için değil belki de sizin çalışma şeklinizden dolayı işe yaramıyordur. Kolay olsaydı herkes yapardı, sizin yapma fırsatınız hiç olmazdı.
  3. Vazgeçmeye karar verdiğiniz an, başarıya tahmininizden daha yakın olabilirsiniz. Sevdiğim ve doğru olduğuna inandığım bir Çin atasözü vardır : “Vazgeçme isteği, başarmak üzereyken en yüksek seviyeye çıkar.”
  4. Sıkıntılı anlarda, en kötü sonuca bile razı olmak yerine en kötünün seviyesini belirleyin. Çünkü aslında en kötü sonuç, önceden tahmin edilememiş sonuçlardır.
  5. Kendinizi yapmak istediklerinize konsantre edin. Neye odaklanırsanız, ona doğru gidersiniz.
  6. Fazla uzağa bakmayın. İçinde bulunduğunuz durum ne kadar kritik olursa olsun, çözümü uzaklarda değil bulunduğunuz zamanda arayın. Her şey gününde saatinde hallolur.
  7. Sürekli ileri gidin. Yatırımı asla bırakmayın. Gelişimi asla bırakmayın. Sürekli yeni bir şeyler yapın. Şirketinizi geliştirmeyi durdurduğunuz anda geri gitmeye başlar. Azar azar da olsa her gün daha iyiyi hedefleyin. Kaizen felsefesini unutmayın. Küçük ilerlemeler büyük sonuçlar doğurur.
  8. Çabuk karar verin. Bugünkü iyi bir plan, gelecekteki mükemmel plandan kat kat daha değerlidir.
  9. Her şeyin önemini ve başarısını ölçün. Yemin ederim ki bu böyle. Ölçülen ve izlenen şey gelişir.
  10. İyi yönetilmeyen her şey bozulur. Ne olduğunu anlamadığınız problemleri çözmek istiyorsanız, üzerinde yeteri kadar çalışmadığınız kısımlara bakmak için biraz vakit ayırın. Size garanti veriyorum, sorun orada…
  11. Rakiplerinizi kollayın, ama kendi işinize daha çok yoğunlaşın. Rakiplerinize baktığınızda uzaktan her şey güllük gülistanlık gözükebilir. Unutmayın, dünyaya bile yeteri kadar uzaktan bakınca huzurlu bir yer gibi görünüyor.
  12. İnsanların üzerinizde baskı kurmasına izin vermeyin. Kanuni olduğu müddetçe, siz de herkesin yaptığını yapma hakkına sahipsiniz.
  13. Hayatın adil olmasını beklemeyin. Adil değil. Siz kendi doğrularınız ve vicdani anlayışınıza göre hareket edersiniz.
  14. Problemlerinizi kendiniz çözün. Daha çok gelişir ve daha iyi çözümler bulursunuz. Sony’nin kurucularından Masura Ibuka der ki, “İş hayatında ya da teknolojide başkalarını takip ederek başarılı olamazsınız.” Ya da bir Asya atasözünde dediği gibi, “Akıllı adamın danışmanı kendisidir.”
  15. Çok ciddi olmayın. Rahat olun. Başarılarımızın en azından yarısı talihimiz sayesinde oluyor.
  16. Her zaman gülümsemek için bir sebep vardır. Onu bulun. En azından hayat nimeti var. Ömür kısa… Uzun yaşamak için değil, iyi yaşamak için buradayız.

Eskiden virüslerin de bir ahlakı vardı. Kendilerini dosyaların sonuna ekler ya da boot sektöre yazarlardı. İyi bir düşük seviye programlama bilgisi gerektirirlerdi. CrazyBoot gibi bölümleme tablosunu siler, Çernobil gibi anakart üzerindeki çipi bile temizlerlerdi.

Windows çıktığından beri virüsler basitleşti, sistemin açıklarından faydalanarak bulaşır hale geldi. I Love You virüsü gibi VBScript’le yazılmış, basit ama yıkıcı; birçok W32… virüsü gibi yaptığı tek şey kendisini kopyalamak ve mail ile göndermek olan bir sürü virüs türedi.

Son dönemde ise bayrağı Autorun virüsleri devraldı. Bu virüsler, aslında Microsoft’un bir güzellik olarak icat ettiği; CD’yi ya da USB bellekleri bilgisayara takınca otomatik olarak içindeki kurulum programlarını çalıştırmasını sağlayan Autorun.inf dosyasını kullanarak kendilerini bilgisayara bulaştırır oldular.

Bu yöntemi kullanan virüsler öyle arttı ki, neredeyse bilgisayarımıza taktığımız her USB bellekte virüs var. Hatta geçenlerde bu virüslerden birinin NASA’nın bilgisayarında uzay istasyonuna gittiğini anlatan bir haber vardı. Geçtiğimiz sene bu sıralarda USB belleklerden bulaşan virüs oranı %2.5 iken Nisan ayında %11’e ulaşmıştı. Eylül ayında ise Trend Micro, yeni bulunan virüslerin %53.7’sinin bu tür virüsler olduğunu açıkladı.

Yani artık kaçış yok. Önümüzdeki dönemde bu tür virüslerle bol miktarda karşılaşacağız. Peki ne yapmak lazım? Hayır bu virüsleri nasıl temizleyeceğimizi anlatmayacağım. Önemli olan virüslerin bilgisayarımıza hiç bulaşmaması…

  • Öncelikle, güvenlik bir çalışma tarzıdır. Alışkanlıklarınızı değiştirin.
    Mesela dosyaları açmak için Bilgisayarım simgesine çift tıklıyor, sonra da oradan USB sürücüsünün ismine çift tıklıyorsanız; Autorun virüsü harekete geçer. Vazgeçin bu alışkanlığınızdan. XP kullanıyorsanız, Bilgisayarım penceresine girince üstten Klasörler yazan yere tıklayın ve solda açılan ağaçtan USB sürücüsünün ismine tıklayın. Vista kullanıyorsanız bu ağaç zaten gelecektir.
  • Bilgisayarınızda ücretli ya da ücretsiz bir antivirüs muhakkak kurulu ve güncel olsun. Yalnız, önemli olan antivirüs olması değil, güncel olmasıdır. Her ay ortalama 60 yeni virüs çıkıyor. Eski tarihli bir program sizi korumaz. Antivirüs programınızı Internet’ten ya da başka yollarla sürekli güncelleyin.
  • Windows’un gizli dosyaları ve sistem dosyalarını görüntülemesini sağlayın. Normalde bu dosyalar güvenlik sebebiyle görüntülenmez. Ama neredeyse tüm virüsler kendilerini saklamak için gizli ya da sistem dosyası özelliğini kullanıyor. Klasör seçenekleri penceresini açın. (XP’de Bilgisayarım-Araçlar menüsünden, Vista’da Denetim Masası-Klasik Görünüm seçerek) Görünüm sekmesine gelin. Gizli dosya ve klasörleri göster seçeneğini işaretleyin. Korunan işletim sistemi dosyalarını gizle seçeneğinin işaretini kaldırın.

    Aynı pencerede Bilinen dosya türleri için uzantıları gizle seçeneğinin işaretini kaldırırsanız, resim.jpg.exe tarzı virüslere karşı da bir koruma sağlamış olursunuz.

  • Bilgisayarınızdaki disk sürücülerinin otomatik çalışma özelliğini kapatın. Böylece virüslerin kendiliğinden çalışmasını engellemiş olacaksınız. Nasıl yapacağınızı bu makale anlatıyor.
  • Bir USB bellek taktığınızda içindeki dosyalara (ilk anlattığımız yöntemle) bakıp autorun.inf dosyasını ve eğer biliyorsanız virüs dosyalarını silin.

Eğer bu yöntemleri uyguluyorsanız, çok büyük bir ihtimalle bilgisayarınıza autorun virüsleri bulaşmayacaktır. Ama bir kez bile ihmal ettiğinizde başa döneceğinizi unutmayın.

Not: Başlıktaki ifadenin aslı Fuzuli’nin “Beni candan usandırdı, cefâdân yâr usanmaz mı?” adlı mısrasıdır. Eğer yazıdaki teknik ağırlıktan sıkıldıysanız, şu yazıyı okuyun keyfiniz yerine gelsin. 😉

Ekonomik krizin tüm dünyayı vurduğu şu günlerde ülkemizde de işten çıkarmalar başladı. Bilişim sektörü gibi temel ihtiyaçtan sayılmayan alanlarda çalışanlar, ne kadar uzman olurlarsa olsunlar maalesef bir masraf kalemi olarak görülüyorlar. Krizin hissedilmeye başladığı ilk anlarda kapının önüne konuluveriyorlar. Her biri bir dram, her biri üzücü hayat hikayeleri…

Ancak, bilişim uzmanları nispeten şanslı. Sahip oldukları bilgi birikimini ve yeteneklerini illa da bir şirket için kullanmak zorunda değiller. Hatta serbest çalışmaya, kendi işini yapmaya en müsait alanlardan birisi bilişim. Yeter ki, kendilerini geliştirmiş ve en azından temel seviyede İngilizce biliyor olsunlar.

Peki, diyelim ki başınıza olabilecek en kötü ihtimal geldi ve işinizden çıkarıldınız. Başka bir işe girmek de kriz sebebiyle zor. En azından sürekli bir işe girinceye kadar birşeyler yapmak lazım. Ne yapacaksınız?

Bu sorunun cevabını birkaç seçenekle verelim. Üstüne benzerlerini de siz ekleyin.

Öncelikle kesinlikle ümitsiz olmayın. Türkçemizde bu tür durumlarda ifade edilen ve bugünlerde sık duyduğumuz bir söz var: “Allah bir kapıyı kapatır, diğer kapıyı açar.” Diğer kapılara karşı inancınız ve ümidiniz tam olsun.

Gelelim yapılabilecek işlere…

Yeteneğinizi kiralayın

Özellikle bir yazılımcıysanız, sizin bilgilerinize para ödemeye hazır bir çok insan olduğunu bilin. Örneğin Rent A Coder sitesinde yaptırmak istediği işler için yazılımcı arayan kişiler açık azaltmalar düzenleyerek en uygun fiyat veren yazılımcıları seçiyorlar. İşlem şöyle gerçekleşiyor:

  1. Alıcılar işi yayınlıyorlar
  2. Yazılımcı fiyat teklifi yapıyor.
  3. Alıcının seçtiği kişi işi yapıyor. Bu sırada haftalık düzenli raporlar gönderiyor.
  4. Yazılımcı işi teslim ediyor.
  5. Alıcı onaylıyor.
  6. Yazılımcı parasını alıyor.
  7. Karşılıklı olarak birbirlerini değerlendiriyorlar.

Sitede bir yazılımcı için ipuçları, iletişim teknikleri, dokümantasyon için şablonlar içeren bir makaleler bölümü de var.

Bu konuda iş yapılabilecek diğer siteler şunlar:

Uzaktan çalışın

Uzaktan çalışma (telecommuting) özellikle Amerika’da çok popüler bir yöntem. Internet bağlantılarının iyi olması sebebiyle uzun yıllardır var ve popülaritesi gittikçe yükseliyor. Artık Türkiye’de de ADSL sayesinde uzaktan çalışmak verimli hale geldi.

Bu yöntemde genelde iş ilanlarına başvuruyor ve kabul edilirseniz verilen işleri şirketin bir elemanı gibi çalışarak yapıyorsunuz. Çalışmanızı periyodik raporlarla şirkete iletiyorsunuz. Bazı işler yazılı, sesli ya da görüntülü bağlantı gerektirebiliyorlar. Ya da bazı işler için arada sırada şirkete gelmenizi isteyebiliyorlar. Ama genelde evden çıkmadan iş yapabiliyorsunuz. Program yazmaktan teknik doküman hazırlamaya, test yapmaktan destek vermeye kadar bir çok alanda size uygun işler bulabilirsiniz.

Uzaktan çalışma ilanları bulabileceğiniz birkaç adres :

iPhone için uygulama yazın

Aslında bir yazılımcıya sadece iPhone için uygulama yazmayı tavsiye etmek dar bir kapsam sayılabilir. Ancak son dönemde en moda işlerden birisi bu. Ortak bir platform var, eğer yazdığınız uygulamayı kabul ettirebilirseniz hazır bir satış yeri var.

iPhone uygulamaları çok rağbet gördüğü için güzel bir gelir elde edebilirsiniz. Hatta isterseniz ücretsiz bir uygulama yazıp bağışlarla bile geçinebilirsiniz. Nitekim bir Türk yazılımcının iPhone’da olmayan kes/yapıştır özelliğini getiren ücretsiz uygulaması yüksek miktarda bağış almıştı.

iPhone uygulaması yazmak için işe yarayacak kaynaklar:

Ücretli destek verin

Geniş bant Internet’in yaygınlaşmasının en güzel yanlarından biri de uzaktan teknik yardım ve yönetim işlerini kolaylaştırması. Bilişim sektöründe bugün bir çok teknik sorun uzak bağlantılar yöntemiyle kolay ve masrafsız bir şekilde hallediliyor.

Uzman olduğunuz konularda, yardım ihtiyacı olan insanlara yazılı, sesli ve görüntülü bağlantı metotlarını kullanarak uzaktan ulaşabilir, sorunlarını çözebilir ve karşılığında ücret alabilirsiniz.

Mesela Crossloop.com sitesi bu tür bir teknik yardım topluluğu olarak hizmet veriyor. Uzman olduğunuz alanları ve müsait olduğunuz saatleri belirtiyorsunuz. Müşterileriniz size ulaşıp yardım talep ediyor. Siteden ücretsiz indirilebilen uzaktan yönetim programını kullanarak müşterinizin bilgisayarına müdahale ediyor ve sorununu çözüyorsunuz. Sitede uzmanlar hakkında başarı değerlendirmeleri yapılıyor. Böylece eğer insanları memnun edebiliyorsanız talibiniz de çok oluyor.

Benzer bir site de Experts Exchange. Bu sitede sorunlara verdiğiniz yazılı cevaplar sayesinde gelir elde edebiliyorsunuz. Google’ın benzeri amaçla kurduğu Google Answers sitesi 2 yıl önce kapandı ama sitedeki uzmanlar UClue.com’u açtılar. Yine bu sitede de uzmanlık alanınızdaki soruları cevaplayarak para kazanabilirsiniz. Yahoo’nun Answers sitesi ise gönüllü ve ücretsiz yardım esasına dayalı bir site. İsterseniz bu sitede cevaplar yazarak kazandığınız puanları reklamınız olarak kullanabilirsiniz.

Henüz benzer bir Türkçe site yok. Ama işte size iş fikri. İnsanlara para kazandırabileceğiniz böyle bir siteyi siz açın o zaman. 😉

Test Yapın

Geliştirilen yazılımlar ve web siteleri için üreticilerin bir test ekibi kurmaları her zaman mümkün olmuyor. UTest.com bu konuda yardımcı olmak üzere kurulmuş bir şirket. Siteye üye olan müşteriler, 150 ülkeden kayıtlı binlerce test uzmanına ürünlerini test ettirebiliyorlar.

Bir test uzmanı olarak UTest.com’a kayıt olabilir, bekleyen ürünleri test edip hata raporları girerek değerlendirme sonucuna göre ücret alabilirsiniz. Performansınıza ve ayırdığınız vakte bağlı olarak yüksek miktarda gelir elde etme şansınız var.

Site test uzmanlarına Mastercard uyumlu bir ödeme kartı gönderiyor ve kazandığınız parayı kart hesabınıza yatırıyor.

Yazı yazın

Eğer yazabilme yeteneğiniz varsa, nispeten daha az gelir getirecek ama zaman zaman “kısa günün kârı” sayılabilecek işler yapabilirsiniz. Türkiye’de ilk defa olarak Pilli sitelerinde başlayan bir uygulama ile makaleler yazıp okunma sayısına göre para kazanıyorsunuz. Bu yöntem hem sitelerdeki kaliteli içerik miktarını arttırıyor, hem de üyelerine ek bir gelir imkanı sağlıyor.

Pilli sitelerinde yazı yazarak nasıl para kazanabileceğinizi şuradan öğrenebilirsiniz. Hatta gelirinizi arttırmanızı sağlayacak ipuçlarını da bulabilirsiniz.

Ücretli makaleler yazabileceğiniz Türkçe içerik sitelerini arıyorsanız şuraya, İngilizce içerik sitelerini arıyorsanız şuraya tıklayabilirsiniz.

Reklamdan para kazanın

Bir web siteniz varsa ya da web sitesi hazırlayabiliyorsanız, reklamlardan para kazanmayı da deneyebilirsiniz. Son zamanlarda sitelerine aldıkları reklamlardan yüksek meblağlar kazanan insanları görmek mümkün. Gerçekten yüksek rakamlar var. Tabii gelir miktarı sitenizin ilgi çekmesi ile doğru orantılı. Özellikle de arama motorlarında arandığında ilk sıralarda gözükmesi popülerliği ve dolayısıyla da reklam gelirlerini arttıracak bir etken. Sırf bu amaçla SEO denilen bir alan oluştu bile.

Peki siz nasıl reklamdan gelir elde edeceksiniz?
Google’ın Adsense programı şu sıralar en popüler ve en çok kazandıran reklam ortaklığı. Sitenize alacağınız reklamlara tıklandıkça hesabınızdaki para artıyor. Yalnız Google’ın kurallarının çok katı olduğunu belirtmekte fayda var. Bu işe girişmeden önce şu yazıyı okumanız tavsiye olunur.

Ayrıca sitenize alabileceğiniz diğer reklam kaynakları:

Kendi reklamlarınızı verin

Kriz zamanları girişimciler için fırsatlara dönüşebilir. Uzmanlık alanınızla ilgili hizmet reklamlarını Internet sitelerinde yayınlayarak kendinizi pazarlayabilirsiniz. Yazdığınız programı, yaptığınız web sitelerini, yazdığınız kitapları vb. her ne konuda bir şeyler ürettiyseniz, yüksek maliyetlere gerek kalmadan insanlara duyurabilirsiniz.

Internet reklamları için kullanabileceğiniz birkaç adres :

Kendi işinizi kurun

ve işte en son, ama hayatınızı en radikal biçimde değiştirebilecek önerimiz. Kendi işinizin patronu olun. Ekonomik kriz zamanları Türkiye’de hem en çok işyerinin kapandığı, hem de en fazla iş girişiminin yapıldığı dönemler. Zaten belki çalıştığınız yerde kafanızda çok güzel iş fikirleri vardı ama cesaretiniz yoktu. İşte şimdi bir işiniz de yok, kaybedeceğiniz ne var ki?

Önce benzerlerini sizin de bulabileceğiniz başarı hikayelerini okuyun. Sonra kendi işinizi yapmak için gereken bilgileri ve alabileceğiniz destekleri okuyun ve izleyin. Daha sonra da kolları sıvayın ve işe girişin.

Mesela linkibol.com’u kuran Volkan Özçelik’in yol hikayesi size bu konuda yardımcı olabilir. Yazıları tarih sırasına göre takip ederek geldiği noktayı ve yaşadıklarını görebilirsiniz.

Evet, gördüğünüz gibi “bilgisayarcı adam” (tabiri her iki cinsiyete uygun olarak kullanıyorum, siz kendinize uyarlayın) işsiz kalmaz. Eğer işsizliğiniz için oturup kendinize kahrediyorsanız, tahminen iş beğenmiyor ya da üşengeçlik yapıyorsunuzdur.

Yazıyı konuya uyacak bir fıkrayla bitirelim. Dursun Temel’le karşılaştığında;
– “Duydun mu?” demiş, “Cemal açlıktan hasta olmuş. Durumu hiç iyi değil.”
– “Olur mu öyle şey?” diye kızmış Temel. “Karadenizli açlıktan hasta olmaz. Neden kimseden yardım istememiş?”
– Utanmış.
– Bak gördün mü? Açlıktan değil utancından hasta olmuş.

Krizlerin ve işsizliklerin hiç yaşanmamasını ama başımıza geldiğinde bunun hayatımızın sonu olmamasını diliyoruz.

Forbes’ın Eylül sayısında incelenen Knight Online oyunu (K.O.) ile ilgili bazı sayılar:

  • Toplam 5 milyon kayıtlı kullanıcı
  • Türkiye’de 400 bin aktif oyuncu
  • Nisan ayında yayınlanan genelgeyle K.O. ve 18 oyunun internet kafelerde oynanması yasak
  • K.O. oyuncularının neredeyse yarısı Türk
  • Türkiye online oyun işinde en hızlı büyüyen pazar
  • K.O. Amerika ofisinde 6 Türk çalışıyor. Türkçe yanıt veren çağrı merkezi var.
  • Yapımcı şirket K2 Networks yılbaşında Türkiye’de ofis açtı.
  • Oyunda 60. seviyede silahsız bir karakter 150-170 YTL, 65. seviyede 250-300 YTL, 70. seviyede 1500 YTL civarında, silahlar 50-1250 YTL arasında değişiyor.
  • Fakir mahalle ve illerde Internet kafeler para ve ücretsiz oynama karşılığında çocuklara karakter ve silah ürettiriyor.
  • Diyarbakır’da geçen ay 150 çocuk kafelere yapılan baskınla göz altına alındı.
  • Oyunun tahmini geliştirme maliyeti 15 milyon dolar.
  • Aylık paralı üyelik geliri 2 milyon dolar civarı

Online oyun pazarı ile ilgili bazı sayılar:

  • Sadece A.B.D. de 4.4 milyar dolarlık bir ekonomi
  • Geçen yıl 35 “sanal dünya şirketine” 1 milyar dolar aktarıldı.
  • Geçtiğimiz aylarda piyasaya çıkan Türk oyunu Hükümran Senfoni 100 bin kullanıcıya ulaştı.
  • Türkiye’de online oyunların paralı üyelik satışlarının bayisi olan Game Sultan şirketinin aylık cirosu 400 bin doların üzerinde
  • Türkiye’de bilinen 50’den fazla online oyun var.
  • Çin ve Hindistan’da 500 binden fazla insan “oyun oynama çiftliklerinde” çalıştırılıyor.

Yazının sonundan ilginç bir tespit :
Şimdilik tek endişe bağımlılık yaratması ve bilgisayar başından saatlerce kalkmama. Ama zaten bir bankadaki gişe memuru da aynı işi yapıyor ve daha az kazanıyor.

Haziran ayında düzenlenen hazırlık konferansına da katıldığım RIATalks konferansı 8-9 Ağustos’ta yapıldı. Herkesin tatilde olduğu bir dönemde başarı sayılması gereken kalabalık bir gündem ve konuşmacı listesiyle yapılan konferans meraklıları için gerçekten doyurucuydu.

Konferansta yaptığım “Kurumsal RIA Uygulamalarından Neler Bekliyoruz” sunumu sırasında maddeleri sıralarken, izleyicilerden bir soru geldi : Türkiye kurumsal RIA uygulamalarının neresinde?

Aslında cevap belli, başında. Türkiye’de hala MS-DOS ile yapılmış ticari uygulamalar kullanılmaya hatta yeni sürümler çıkarmaya devam ederken, RIA gibi yeni bir teknolojinin anlaşılıp uygulamaya geçmesi elbette vakit alacak. Özellikle ticari uygulamalarda Türkiye’de çok belirgin bir Delphi ağırlığı var. Yani istemci tarafı zaten Delphi’nin gücü sebebiyle gayet zengin. Kullanıcı tarafından baktığınızda önemli olan sistemin hızlı ve sorunsuz çalışması. Dolayısıyla web servisleri kullanmak, bilgisayarınıza bir uygulama yüklemeden her yerden sisteme erişebilmek, sunucu tarafında maliyeti azaltmak gibi konular insanların çok da umurunda olmuyor.

Ancak trend kaçınılmaz. Türkiye’deki yazılım şirketleri başarılı uygulamalar geliştirdikçe, genç nesil yeni teknolojileri alıp kabullendikçe özellikle büyük uygulamalarda yatırımın geri dönüşü ve maliyet azaltımı sağlandıkça bu geçiş kolaylaşacak. Evet, RIATalks’ta büyük bir kalabalık yoktu ama sektörün içinden işinin ehli insanlar vardı. Onlar tanıdıkları ürün ve teknolojileri kullanmaya başlayınca kurumsal yazılımlar da, geliştirenler de zengin olacak. 😉

O zaman tahminen RIATalks konferansları da AjaxWorld kadar popüler olacak, para verip kayıt olmak zorunda kalacağız. 🙂

Konferansta yaptığım sunumun PowerPoint dosyasını buradan indirebilirsiniz.

18 Ağustos 2008

Internet | Programlama | Teknoloji

RIA (Rich Internet Applications-Zengin Internet Uygulamaları) konsepti hayatımıza girdikçe farklı terimler ve iş süreçleriyle karşılaşıyoruz. WebBuilder 2.0 konferansında Forrester araştırma şirketinin yaptığı, “Geleceğin teknolojileri” sunumunda Web 2.0’ın bilişim alanındaki iş tanımlarında değişikliklere yol açtığı anlatılmış. Geleneksel uygulama geliştirme süreçleri hizmet temelli süreçlere (SOA) doğru dönüşürken mesela eski “İş Analisti” pozisyonu “İş mimarı, Süreç tasarımcısı” gibi bir role bürünüyor.

Daha can alıcı olan nokta ise, RIA uygulamalarında tasarımcı ve programcıların birlikte çalışması gerekliliğinden dolayı, her iki pozisyonunda birbirlerinin rollerinden etkilenmeleri… Tasarımcılar Flex, JavaFx, Curl gibi script bazlı araçları kullanarak arayüz kodları yazarken bir nevi programcılık yapıyorlar. Programcılar ise yazdıkları uygulama kodlarını tasarımla birleştirmek için tasarım temellerini öğreniyorlar.

İşte bu sebeple her iki pozisyonu ifade eden Devigner (Developer + Designer) kavramı doğmuş. Bunu Türkçeye Tasagramcı (Tasarımcı + Programcı) adıyla çevirdim. Tasagramcı, ilk şekliyle asıl iş olarak tasarımcılık yapan ama ihtiyaç oldukça program kodlarına girip anlayabilen ve üzerinde çalışılabilen kişi olarak tanımlanmış. Bugün için RIA programcılığı yapan kişi de diyebiliriz.

Ayrıca şurada bir tasagramcı olmanın 5 şartı verilmiş :

  1. Tasarımı sevmeli ve basılı (broşür, logo) ya da Internet’te kullanılan (web sitesi, banner) tasarımlar geliştirmiş olmalısınız.
  2. Yazılım araçlarını (Flash, Flex vb.) kullanarak uygulama geliştirebiliyor olmalısınız.
  3. RSS, blog gibi yeni nesil teknolojileri takip ediyor ve uygulayabiliyor olmalısınız.
  4. Sadece eğlence için bile saatlerinizi bir tasarım işiyle geçirebiliyor olmalısınız.
  5. Yaratıcılık yeteneğiniz, geniş ufkunuz, kendi keşfettiğiniz yöntemler ve geliştirdiğiniz işler olmalı.

Bu yazı Bilgisayar mühendisi ne iş yapar? adlı çalışmanın 9. ve son bölümü…

Belli bir grup altında toplamadığımız ama çevremizdeki bilgisayar mühendislerinin yaptıklarına şahit olduğumuz bir çok iş var. Bazılarından bahsederek bu çalışmayı tamamlayalım.

Eğitmen/Akademik kariyer

Bilgisayar mühendisleri eğitimcilik kabiliyetleri varsa özel şirketlerde, eğitim merkezlerinde eğitim verebilirler. Ya da akademik kariyer yapmayı tercih edip üniversitede kalabilirler.

Son yıllarda özellikle sertifika eğitimleri yaygınlaştığı ve bilişim konusunda eğitmen açığı olduğundan kolaylıkla iş bulabilirler. Bazı eğitimleri verebilmek için özel sertifikalar alınması ya da sınavlara girilmesi gerekebilir. Özel eğitim kurumlarında eğitimler akşamları ya da haftasonlarında yoğunlaştığı için çalışma saatlerini dikkate almakta fayda vardır.

Satış Uzmanı

Mühendislik eğitimi aldıktan sonra satış işi yapılır mı? Bu yazıda sorunun cevabını vermeye çalışmış. Özetle, yazılım ya da çözüm satmanın diğer satış sektörlerinden ayrıldığını, teknolojik gelişmelerin getirdiği karmaşıklığı en iyi mühendislerin anlatabileceğini, böylelikle yanlış bilişim yatırımlarının önüne geçilebileceğini ve verimliliğin artacağını ifade ediyor.

Satış yeteneği olan, sosyal ilişkileri güçlü bilgisayar mühendisleri, teknik pozisyonlar yerine keyif alabilecekleri satış/pazarlama alanını düşünebilirler.

Dokümantasyon Uzmanı/Teknik Yazar

Yazılım/Donanım ürünleri ile ilgili kullanım kılavuzu, programlama kılavuzu vb. dokümanları hazırlar. Yardım dokümanlarını oluşturur. Sesli ya da görüntülü öğretici materyaller hazırlar. Örnek kullanım senaryoları oluşturur. Dokümantasyon sistemi için gerekli yazılım/donanım altyapısını planlar, yönetir ve geliştirir. Standartlara uyumu sağlar.

E-ticaret uzmanı

Elektronik ticaret gittikçe geleneksel ticaret yöntemlerinin yerini alıyor. Bilgisayar mühendisleri de e-ticaret sistemlerinin hem altyapı hem de işleyiş kısımlarında rol alırlar. E-ticaret donanım ve yazılım altyapısının kurulması, hazırlanması ve yönetilmesi, işlem güvenliğinin sağlanması, B2B (şirketler arası ticaret)- B2C (genel tüketici) vb. sistemlerin uygulanması gibi birbirinden farklı konularda uzmanlaşabilirler.

CIO

CIO(Chief Information Officer) ya da Türkçesiyle Bilişim Direktörü, üst düzey bir yönetici pozisyonudur. Şu yazıda anlatılışıyla, CIOlar şirketlerin bilişim vizyonunu belirler, teknoloji bütçelerini yönetir, stratejik teknoloji yatırım kararlarını verir ve yapılan yatırımların getirisini ölçer.

CIO ve sorumlulukları ile ilgili olarak Mehmet Nuri Çankaya’nın hazırladığı şu ses kaydı dinlenebilir.

Girişimci/İşveren

Bilgisayar mühendisleri çoğunlukla şirketlerde uzman olarak çalışırlar. Ancak girişimciliğin önem kazandığı ve insanların aklına günde üç tane bilişim projesi geldiği bugünlerde fikirlerin bir projeye ve daha sonra şirkete dönüşmesi çok rastlanan bir durum oldu.

Ticaret ya da yöneticilik yeteneği olan mühendisler kendi firmalarını kurup hayallerini kazanca dönüştürebilirler. Aslında sadece iyi bir fikir sahibi olmak girişimcilik için yeterlidir, ama gelir elde edebilmek ve daha sonra büyüyebilmek için ticaretin kurallarını bilmek gerekir.

Kendi işini kurmayı tercih eden bilgisayar mühendisleri, satıştan desteğe, ürün geliştirmeden muhasebeye kadar bütün işleri yapmak durumunda kalabilirler.

Bu yazı Bilgisayar mühendisi ne iş yapar? adlı çalışmanın 7. bölümü…

Internet’in hayatımızın her noktasında yer almasının bir sonucu olarak web siteleri ile ilgili işler bilişim mesleklerinin önemli bir alanı haline geldi.

Diğer çoğu alandan farklı olarak bu alandaki işler genelde üniversitede değil kurslarda öğreniliyor. Üniversiteyi kazanamayan gençlerin ilk olarak koştukları yerler web tasarımcılığı vb. kurslar… Ama bilgisayar mühendisliği disiplinini almış öğrenciler diğer bilişim alanlarında olduğu gibi web işlerinde de öne çıkıyor.

Bugün bir çok popüler web sitesi aslında en başında tek kişilik projeler olarak başlıyor. Tek bir kişi hem webmaster, hem tasarımcı hem de programcı olarak çalışıyor. Ancak özellikle kurumsal ya da büyük ölçekli projelerde her görevin ayrı kişilerce paylaşılması şart.

En çok karşılaşılan web pozisyonları şöyle :

İçerik Yöneticisi

Bir web sitesinin içeriğinden sorumlu kişidir. Sitedeki yazılı, sesli ya da görüntülü içeriğin planlanması, eklenmesi, kontrolü ve yönetimi ile uğraşır.

Web sitesi kavramı, statik bir tanıtım sitesinden milyonlarca ziyaretçi alan haber sitelerine, topluluk portallerinden şirket içi intranetlere kadar geniş bir alan için kullanıldığından içerik yöneticilerinin görev çeşitliliği daha iyi anlaşılabilir.

Yorum editörlüğü, video editörlüğü, web reklamları yönetimi gibi pozisyonlar bu konuda son zamanlarda kariyer sitelerinde en çok aranan işler olarak karşımıza çıkıyor.

Web Tasarımcısı

Web tasarımcıları, bir web sitesinin görünümünden, tasarımından ve kullanılabilirliğinden (usability) sorumlu kişilerdir. Web tasarımcısı olmak hem grafik, hem multimedya hem de programlama konusunda bilgi sahibi olmak demektir. Web sayfalarının standartlara uyumluluğu, yerleşiminin düzgün olması, renk uyumu, çekiciliği, hızlı ve kullanışlı olması web tasarımcısına bağlıdır.

Web tasarımcıları gerektiğinde müşterilerle birlikte çalışarak ihtiyaçlarını öğrenir ve bunları en iyi karşılayacak tasarımı üretirler. İyi bir web tasarımcısının nasıl olması gerektiğini Mehmet Doğan’ın şu ironik yazısında bulabiliriz.

Web Geliştiricisi

Özellikle web tabanlı uygulamalar geliştiren yazılım mühendisleridir. Yazılım ile ilgili tüm disiplinler web geliştiricileri için de geçerlidir.

Web geliştiricileri işlerini yapmaları için gereken temel bilgilerin yanında ilgili programlama dillerini ve script dillerini öğrenirler. Web standartlarını, HTML, CSS gibi kavramları bilmeleri gerekir. Genelde dinamik web uygulamaları geliştirdikleri için veritabanı, XML gibi konularda da bilgi sahibi olmalıdırlar.

Web uygulamaları tarayıcı programları üzerinde çalıştıkları için farklı teknik ve uygulamalar içerirler. Çalışma ortamlarından kaynaklanan kısıtlamaları vardır. Web geliştiricileri en iyi sonuçları almak için hazır uygulama çatıları ve kod kütüphaneleri kullanabilirler.

Webmaster/Web Sitesi Yöneticisi

Web siteleri için alan adı almak, hosting(yer) kiralamak, hazırlanmış projeleri yüklemek, çalışır hale getirmek, arama motorlarına kaydettirmek, yönetmek, hatalarıyla uğraşmak, kullanım istatistiklerini inceleyerek gerekli iyileştirmeleri yapmak, yedek almak, bakım ve versiyon güncellemeleri yapmak vb… Web sitesi yöneticilerinin uğraşması gereken bir çok konu vardır.

Web sitesi yöneticileri ayrıca temel anlamda güvenlik ve yetkilendirme işlerini de üstlenirler. Yine yönetilen siteye bağlı olarak mesela forum yöneticiliği gibi bir görevi de yapabilirler.

Geniş bir alanda çalışmayı gerektiren ancak keyifle yapılabilecek bir iştir. Web sitesi yöneticileri teknolojiyi en sıkı takip etmesi gereken kişilerdendir.

Profesyonel Blog Yazarı

Blog bir nevi Internet günlüğü demek. Blog yazarlığını gelir getiren bir iş olarak anlatmak ilginç görülebilir. Bundan birkaç sene öncesinde böyle bir kavram bile yoktu. Ancak artık özellikle yurtdışında ilanlarla blog yazarları aranıyor. Kendi açtığı bloglardan yılda 1 milyon dolar kazanan insanlar var.

Profesyonel blog yazarları şu İngilizce yazıda anlatıldığına göre; şirket bloglarını yönetir, okuyucuların ilgisini çekecek konularda araştırmalar yapar ve yazılar yazar. Blog popülaritesini yükseltmek için gereken mesleki ve sosyal bağlantıları kurar. Reklam ve pazarlama amaçlı çalışmalarda bulunur. Şirketinin bilinirliğini arttıracak ve hedef kitlesini etkileyecek mesajları blog yazılarında verir.

SEO Uzmanı

SEO da yeni bir kavram. Kısaltmanın açılışı Search Engine Optimization (Arama motoru iyileştirmesi) anlamına geliyor. Daha iyi anlaşılması için, aradığınız sitenin mesela Google’da ilk sonuçlarda çıkmasını sağlamak desek yanlış olmaz.

Internet’te bilgiye ihtiyacı olan herkes arama motorlarını kullanıyor. Dolayısıyla aslında aradığınız bilgi var olduğu halde arama motorunun yeteneği, arama tekniklerinin doğruluğu ve sitelerin kullandıkları teknolojiler bilgiye ulaşmanızı engelleyebilir. SEO uzmanları bilginin arama motorları tarafından ulaşılabilir olmasını sağlarlar.

Google’ın kendi destek sayfasında SEO uzmanlarının yaptıkları ile ilgili şu bilgiler veriliyor: “Sitenizin içeriğine ve yapısına ilişkin önerilerde bulunurlar. Teknik geliştirme önerileri getirirler. Anahtar kelime kullanımı ile ilgili çalışmalar yaparlar. Arama motorlarının sevdiği yöntemleri uygularlar.” Ayrıca, aynı yazıda bir SEO uzmanı ile çalışmak isteyenlere tavsiyeler de bulunuyor.

Internet Operasyonları Sorumlusu

Internet operasyonlarından sorumlu olan kişiler, kurumsal sitelerin planlamasından bakımına kadar tüm süreçlerini yönetirler.

Sitelerin tasarım/geliştirme/test ekiplerinin yönlendirilmesi, proje yönetimi, bütçe ve planlama, güvenliğin sağlanması gibi konularda çalışırlar.

Bu yazı Bilgisayar mühendisi ne iş yapar? adlı çalışmanın 5. bölümü…

Bilgisayar mühendisliğinin en çok bilinen bir alanı yazılımsa diğeri de donanımdır. Özellikle temel elektronik bilgisine sahip olan ya da elektronik araçlara meraklı öğrenciler öğrenim hayatı sırasında donanım alanına yönelirler.

Türkiye donanım konusunda çok üretici olmayan bir ülke. Daha çok satış ve montaj ağırlıklı çalışan bilgisayar piyasası son yıllarda büyük firmaların üretim tesisleri kurmasıyla yeni yeni kendi markalarını ortaya çıkarmaya başladı.

Bugün dünya çapındaki bir kaç markamızın arkasında yetenekli bilgisayar mühendislerinin çabası var. Özellikle elektronik dünyasına meraklı olanların bu alanda kendilerini yetiştirmeleri Türkiye’nin de faydasına olacaktır.

Ayrıca son yıllarda yazılım ve donanım bütünleşmesine dayanan teknolojiler (VOIP, Embedded Sistemler, Robotik) büyük ivme kazandı. Bu alanların alt kollarında uzmanlaşmak ve hayatını devam ettirmek mümkün…

Gelelim pozisyonlara…

Donanım Teknisyeni/Mühendisi

Bilgisayar donanım mühendisi elektronik mühendisi gibidir ama bilgisayarlarla uğraşır. Çip teknolojileri, devre ve kart tasarımları, donanım parçalarının tüm üretim aşamaları, bilgisayar montajı, modem, yazıcı, monitör vb. teknolojiler bu pozisyonun ilgi alanıdır. Sadece Ar-ge ile uğraşabildikleri gibi üretim, montaj, tamir, bakım gibi süreçlerde de çalışabilirler.

Donanım teknisyenliği sadece “teknik servisçilik”, “makine toplama” işi değildir. Ülkemizde bilgisayar parçalarının çip seviyesinde tamirine hatta üretimine kadar uzmanlaşmış firmalar var. Bu noktada öğrencilerin ufkunu geniş tutup uzmanlaşabileceği noktalara yönelmesi gerekir.

Kontrol Mühendisi

İTÜ Kontrol Mühendisliği bölümü tanıtım dokümanına göre:

Kontrol Mühendisi; elektrik, elektronik, mekanik ve bilgisayar tabanlı tüm endüstriyel üretim sistemlerinin amaçlanan ve planlanan biçimde çalışmasını sağlar. Otomatik kontrol teorisi ve uygulamaları, endüstriyel otomasyon, ölçme, robotik, bilgisayar tabanlı endüstriyel bilişim sistemlerinin tasarımı ve uygulamaları konularında çalışır.

Bu mühendisler, çeşitli fabrikalarda ve endüstriyel işletmelerde bakım, onarım işlerinde ya da hizmet sektörünün otomasyon işlerinde de çalışabilirler.

Robotik Uzmanı/Mühendisi

Robot tasarlar, üretim ve geliştirmelerini yapar, çalışmaları için gerekli yazılım uygulamalarını geliştirir. Bugün araştırma araçlı robotlar olduğu gibi özellikle endüstriyel alanda robot kullanımı yaygın olduğundan farklı görevleri yerine getirecek robotların geliştirilmesi, programlanması robotik uzmanlarının işidir.

Embedded (Gömülü) Sistemler Uzmanı

Gömülü sistemler genelde özel bir amaç için tasarlanmış küçük bilgisayarlardır. Bir MP3 çaların, robotun, trafik ışıklarının, fabrika makinelerinin ya da benzer bir cihazın içine yerleşik olabilir.

Genelde gerçek zamanlı, normalden küçük ve yüksek performans vermesi gereken bilgisayar yapıları olduğu için bu sistemler ile uğraşan uzmanlar özel çözümler geliştirirler. Anlık bilgiye ulaşabilen çipler, hafızada az yer kaplayan uygulamalar, donanım diline yakın işletim sistemleri gibi…

Assembly, C++ gibi programlama dillerini ve özel Linux işletim sistemlerini öğrenir ve kullanırlar.

Telekom Mühendisi

İletişim alanındaki teknolojileri tasarlayan ve uygulayan kişidir. Mesela cep telefonu santralleri, kablosuz ağ sistemleri, Internet altyapı sistemleri telekom mühendisinin çalışabileceği alanlardır.

Şebekelerin planlamasını yapar, kullanılan cihaz ve ekipmanların temini, kurulması ve bakımı ile uğraşır. Telefon altyapıları, mesajlaşma sistemleri, PBX vb. santraller, çağrı merkezi altyapıları, ADSL ağları, baz istasyonları telekom mühendislerinin üzerinde çalıştıkları konulardır.

VOIP Mühendisi

Internet üzerinden ses iletimi anlamına gelen VOIP teknolojisi önümüzdeki yılların en popüler iletişim teknolojilerinden birisi olacak. Telefon kablosu üzerinden ya da kablosuz olarak sesin hatta görüntünün iletilebiliyor olması hem maliyetleri azaltıyor hem de yeni ufuklar açıyor. Bugün bir çok şirketin çağrı merkezleri VOIP teknolojisini kullanıyor. Videofon gibi bir yenilik VOIP sayesinde mümkün oluyor.

VOIP mühendisleri sesin güvenli ve performanslı iletimi, bu amaçlı santrallerin üretimi ve geliştirilmesi, gerekli ağ altyapısının oluşturulması, ses iletim protokolleri ve yazılımlarının geliştirilmesi gibi işler yaparlar. VOIP sistemlerinin kurulumu, yönetimi ve bakımı gibi hizmetleri yürütürler.

Sistem Tasarımcısı

Donanım anlamında sistem tasarımcısı, küçük bir cihazın tasarımından komple bilgi işlem sistemlerinin tasarımına kadar geniş bir yelpazede iş yapan kişidir.

Mesela devre tasarım yazılımları kullanarak elektronik devreler tasarlar. SCADA denen endüstriyel tasarım sistemlerini kullanarak bilgisayar kontrollü otomasyon projeleri üretir. Tüketici elektroniği kapsamındaki MP3 çalar, dijital fotoğraf makinesi gibi cihazların tasarımını yapar.

10 Temmuz 2008

Eğitim | Internet | Teknoloji