Þehirlere mersiye

Tarih: 21 AÄŸustos 2008 Kategori: Dil Kültürü, Hayata Dair

Þehir destandýr bazen ve bazen aþk.
Ya korkular, ya arzular doðurur þehri.
Üstü açýk zindana benzetir þairler sevgilisiz þehirleri.

Direkler sahibi Âd’ýn mücevher döþeli caddeleriyle Ýrem,
Asma bahçeleriyle Bâbil,
Fil adýmlarýnda eriyen Kartaca…

Neron kývýlcýmlarýnda þeytanýný bir ikonaya gizleyen Roma;
ve Vezüv’ün gazabýnda eriyen Pompei gladyatörleri…
Aþil’in gururu yedi kat Truva…

Ya Ebrehe’nin hezimeti Mekke,
Cengiz’in zulmünde masallar diyarý Baðdat –medreselerinden yanlýþ hesaplar dönerdi hani–
Engizisyon keþiþlerinin üftadesi Samarra,
Çin sürüleri önünde Semerkand
ve Rus tanklarýna uðrak Buhara…

Balkan rüzgârlarýyla serinleyen nazlý Budin,
Su medeniyetinde bir Bursa,
Serhat türkülerine yakýlmýþ bir Edirne,

Hele nasýl diyeyim;

Bu þehr–i Sitanbul ki bî–misl ü behâdýr.
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdýr.
(Bu Ýstanbul þehri ki, deðerine ölçü biçilemez. Bir taþýna tüm Acem ülkesi (Ýran) feda olsun.)

Ýskender Pala

Yorum (3)

Elektronik kitaplarýn çoðalmasý ve bilgiye Internet üzerinden ulaþýmýn artmasý beraberinde bazý sorunlarý da getiriyor. Bunlardan birisi de bilgisayar ekranýnda yazý okumanýn zorluðu… Özellikle geniþ sütunlu yazýlar, eðer biçimlendirme yapýlmamýþsa, hem gözü yoruyor hem de sýkýcý oluyor.
Bu soruna el atan birkaç akademisyen Visual-Syntactic Text Formatting (VSTF) adýnda bir teknik geliþtirmiþler.

VSTF tekniði,
  metni yazým iþaretleri,
    kelime uzunluðu
        ve cümle yapýlarýna göre
            daha dar kalýplara
                bölüyor.
    Bu da okumayý
        kolaylaþtýrýyor.

Üstteki metin VSTF tekniðine bir örnek… Bu tekniðin lise öðrencileri arasýnda yapýlan ve bir yýl süren bir araþtýrmada okumayý ve baþarýyý yüksek oranda arttýrdýðý gözlemlenmiþ.
Ýngilizce metinleri VSTF tekniði ile dönüþtüren bir uygulama da mevcut. Ama Türkçe’ye uyarlanabilmesi için üniversitelerin dil bölümlerinin çalýþmasý gerekiyor.

Yorum (0)

karne.jpg Okulda öðretilmeyen ama çocuklara öðretilmesi gereken 27 niteliði burada anlatmýþlar. Tabii Amerikan okullarýnda öðretilmiyor mu bilinmez, ama bizim ilkokullarýmýzda bunlarýn çoðundan karnede not bile alýnýyor.

Hatta bizim atalarýmýz yüzyýllar öncesinden yön gösterici sözler söyleyerek bu özellikleri kazandýrmaya çalýþmýþlar. Ýþte 27 nitelik ve atasözlerimizdeki yerleri :

Para biriktirme : Sakla samaný gelir zamaný
Hesabýný bilme : Ayaðýný yorganýna göre uzat.
Fatura ödeme : Oðlan babadan öðrenir sofra açmayý, kýz anadan öðrenir biçki biçmeyi.
Yatýrým yapma : Gençlikte taþ taþý, kocalýkta ye aþý.
Tutumluluk : Güvenme varlýða, düþersin darlýða.
Borç alma : Borç yiðidin kamçýsýdýr.
Vazgeçebilme : Zararýn neresinden dönülse kardýr.
Yardýmseverlik : Ne verirsen elinle o gelir seninle.
Eleþtirel düþünme : Dost acý söyler.
Okuma : Cahilin dostluðundan, alimin düþmanlýðý yeðdir.
Olumlu düþünme : He demek de iþ bitirir, yok demek de.
Kendini motive etme : Gönülsüz yenen aþ, ya karýn aðrýtýr ya baþ.
Ertelememe : Bugünün iþini yarýna býrakma.
Azim : Azimli sýçan (fare) taþý deler.
Rekabetçi olmama : Ayýpsýz dost isteyen, dostsuz kalýr.
Merhamet : Þefkat demiri eritir, kahýr taþý yarar.
Sevgi : Deðirmen iki taþtan, muhabbet iki baþtan.
Empati : Az söyle, çok dinle.
Diyalog kurma : Ýnsan konuþa konuþa, hayvan koklaþa koklaþa anlaþýr
Araba kullanma : At yiðidin yoldaþýdýr.
Ev iþleri : Evi ev eden avrat, yurdu þen eden devlet.
Temizlik : Arslan yattýðý yerden belli olur.
Düzenli olma : Ýki karpuz bir koltuða sýðmaz.
Fýrsatlarý deðerlendirme : Su akarken testiyi doldurmalý.
Hayatý sevme : Ak gün aðartýr, kara gün karartýr.
Bir amaç uðruna yaþama : Dünya malý dünyada kalýr.
Samimi arkadaþlar edinme : Kardeþ kardeþi býçaklamýþ, dönmüþ yine kucaklamýþ.

Yorum (1)

Wobegon Gölü

Tarih: 9 Haziran 2006 Kategori: Dil Kültürü, Hayata Dair

Süper yetenekli olduðu halde, Google ile dünya kadar görüþme yapýp iþe alýnmayan elemanýn yazýsýný okurken, bahsettiði Google’ýn eleman alma stratejisi “Wobegon Gölü” dikkatimi çekti. “Lake Wobegon” bir radyo programcýsýnýn uydurduðu hayali bir yermiþ. Buranýn “erkekleri yakýþýklý, kadýnlarý güçlü, çocuklarý ortalamanýn üstünde”ymiþ. Hatta National Geographic dergisi, burayý aramak adýna, o bölge ile ilgili bir makale de yayýnlamýþ.
Wobegon gölü etkisi” denen bir þey varmýþ. Bizdeki “Kargaya yavrusu þahin görünür” anlamýnda bir söz.

Yorum (1)

Farsça’dan Türkçe’ye

Tarih: 29 Nisan 2006 Kategori: Dil Kültürü

Türkçemiz zengin bir dil. Ýþte çok kullandýðýmýz ama aslýnda Farsça olan bazý kelimeler:

Nerdüban : Merdiven
Hoþ-âb : (Tatlý su) hoþaf
Ser-best : (Baþý baðlý) Bizde tam tersi :)
Matbah : Mutfak
Þem-dan : Mumluk, þamdan
Çay-dan : Çaylýk (Bizde çaydanlýk olmuþ)
Pey-came : Pijama
Çâr-ý yek : (Dörtte bir) Çeyrek
Hefte : Hafta
Çihar-þenb : (Dördüncü gün) Çarþamba – Günler pazardan baþlýyormuþ
Penc-þenb : (Beþinci gün) Perþembe
Çar-dak : (Dört sütunlu) Çardak
Seh-pa : (Üç ayak) Sehpa

Yorum (2)

All that glitters is not gold.
Parlayan herþey altýn deðildir.

As you make your bed, so you lie on it.
Kendi düþen aðlamaz.

Among the blind the one-eyed man is king.
Adam olmayan köyde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.

The apples on the other side of the wall are the sweetest.
Komþunun tavuðu komþuya kaz, karýsýda kýz görünür.

As you sow, you shall reap.
Ne ekersen onu biçersin.

Beauty is but skin-deep.
Güzelim diye maðrur olma, tez geçer vakti þebap.

Bad news travels fast.
Kötü haber tez yayýlýr.

Beggars cannot be choosers.
Dilenciye hýyar vermiþler, eðri diye beðenmemiþ.

Birds of a feather flock together.
Ýt ulur, birbirini bulur.

Blood is thicker than water.
Et týrnaktan ayrýlmaz.

Cheats never prosper.
Yalancýnýn mumu yatsýya kadar yanar.

Coming events cast their shadows before.
Perþembe’nin geliþi Çarþamba’dan bellidir.

Cast ne’er a clout till May is out.
Mart kapýdan baktýrýr kazma kürek yaktýrýr.

Charity begins at home.
Önce can sonra canan.

Children and fools speak the truth.
Bir çocuktan bir deliden al haberi.

Don’t count your chickens before they are hatched.
Dereyi görmeden paçalarý sývama.

A drowning man will catch at a straw.
Denize düþen yýlana sarýlýr.

Dead mice feel no cold.
Ölmüþ eþek kurttan korkmaz (Acý patlýcaný kýraðý çalmaz).

Actions speak louder than words.
Aynesi iþtir kiþinin lafa bakýlmaz.

Divide and rule.
Parçala ve hükmet.

Empty vessels make the most noice.
Boþ fýçý çok langýrdar.

Every cloud has a silver lining.
Herþeyde bir hayýr vardýr.

A friend in need is a friend indeed.
Ýyi dost kara günde belli olur.

A bad workman always blames his tools.
Alet iþler el öðünür.

A good beginning is half the battle.
Ýyi baþlamak bitirmenin yarýsýdýr.

Better bend than break.
Eðilen baþ kesilmez.

Better lose the saddle than the horse.
Zararýn neresinden dönülse kardýr.

Between two stools you fall to the ground.
Ýki cami arasýnda beynamaz.

A burnt child dreads the fire.
Sütten aðzý yanan yoðurdu üfleyerek yer.

A cheerfel wife is the joy of life.
Evi ev eden avrat, yurdu þen eden devlet.

A bird in the hand is worth two in the bush.
Bugunkü tavuk yarýnki kazdan iyidir.

A cat may look at a king.
Bakan göze yasak olmaz.

A living dog is better than a dead lion.
Aslanýn ölüsünden tilkinin dirisi yeðdir.

All his geese are swans.
Kuzguna yavrusu þahin görünür.

Tell me with whom thou goest and I’ll tell thee what thou doest.
Adam ahbabýndan bellidir.

Give a dog a bad name and hang him.
Adamýn adý çýkacaðýna caný çýksýn.

Still waters run deep.
Yumuþak atýn çiftesi pek olur.

Decline begins by internal strife.
Aðacýn kurdu içinden olur.

A word to the wise is enough.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

Never look a gift horse in the mouth.
Beleþ atýn diþine bakýlmaz.

A stich in time saves nine.
Bir mýh bir nal kurtarýr, bir nal bir at kurtarýr.

Better late than never.
Geç olsunda güç olmasýn.

Beggars’ bags are bottomless.
Dilencinin torbasý dolmaz.

Enough is as good as a feast.
Herþeyin fazlasý fazla.

The worthless need no protection.
Acý patlýcaný kýraðý çalmaz.

Cleanliness is next to godliness.
Temizlik imandan gelir.

Spare the rod and spoil the child.
Kýzýný dövmeyen dizini döver.

The pot calls the kettle black.
Tencere dibin kara seninki benden kara.

A good wife is a good prize.
Kiþiyi vezir eden de karýsý rezil eden de.

Never put off till tomorrow what you can do today.
Bugünün iþini yarýna býrakma.

Strike while the iron is hot.
Demir tavýnda dövülür.

Life is no bed of rose.
Bu dünya her zaman güllük gülistanlýk deðildir.

There is no rose without its horn.
Dikensiz gül olmaz.

Adam’s ale is the best brew.
Þu dünyada su en iyi içkidir.

A rolling stone gathers no moss.
Yuvarlanan taþ yosun tutmaz.

All truth is not always to be told.
Doðru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.

http://www.aradur.com/?MENU=SOZLUK&CTX=ATASOZU

Yorum (1)

KARINIZA ORTAK ÝSTER MÝSÝNÝZ?

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Dil Kültürü

Üniversitede þapka iþaretinin kaldýrýlmasýný savunan prof. a öðrencileri tahtaya þunu yazý yazarak cevap vermiþ:
Hocam karýnýza ortak olabilir miyiz?

2000 yýlýnda yayýmlanan Ýmlâ Kýlavuzu’nun “Ünlüler üzerinde düzeltme iþareti” bölümüne göre (s. 7) düzeltme iþaretinin kullanýldýðý yerler

1. Yazýlýþlarý bir, anlamlarý ve okunuþlarý ayrý olan kelimeleri ayýrt etmek için, okunuþlarý uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme iþareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayý), âdet (gelenek, alýþkanlýk); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); aþýk (ayak bileðindeki kemik), âþýk (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargýç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanýn kýz kardeþi), hâlâ (henüz); þura (þu yer), þûra (danýþma kurulu).

2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakým kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduðunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme iþareti konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân hikâye, kâfir, kâðýt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzým, mahlâs, selâm, sülâle, telâþ, üslûp.

3. Nispet i’sini göstermek için düzeltme iþareti kullanýlýr: ahlâkî, dahilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktis ad î, insanî, medenî, sýhhî, siyasî.

Word’de düzeltme iþaretlerini yazmak

Shift ve 3 tuþuna ayný anda bastýktan sonra
a ya basýnca â
i ye basýnca î
u ya basýnca û çýkar.

Word dýþýnda düzeltme iþaretini kullanmak

Alt+0194 Â
Alt+0206 Î
Alt+0219 Û
Alt+0226 â
Alt+0234 ê
Alt+0238 î
Alt+0251 û

—–

Yorum (0)

ALKIÞLAMAMALI MIYMIÞIM?

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Dil Kültürü

Alkýþlamak fiilini tüm zaman ve kiplerde çekiyoruz.
Hadi bakalým
—–

Yorum (0)

ADANA’NIN A’SI

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Dil Kültürü

Bundan sonra harf kodlarken bunlarý kullanacakmýþýz.

A-Adana, B-Bolu, C-Ceyhan, Ç-Çanakkale, D-Denizli, E-Edirne, F-Fatsa, G-Giresun, H-Hatay, I-Isparta, Ý-Ýzmir, K-Kars, L-Lüleburgaz, M-Muþ, N-Niðde, O-Ordu, Ö-Ödemiþ, P-Polatlý, R-Rize, S-Sinop, Þ-Þýrnak, T-Tokat, U-Uþak, Ü-Ünye, V-Van, Z-Zonguldak.

Türk Kodlama Çizelgesi belirlendi
—–

Yorum (0)

VERMEK VE ÝNGÝLÝZCESÝ

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Dil Kültürü

Türkçe’de tek bir kelime ile ifade ettiðimiz bilgiye, Ýngilizce bazen tam bir cümle kurarak ulaþabiliyoruz. Ýþte vermek kelimesi ve Ýngilizce’de karþýlýklarý

Türkçe Ýngilizce

veriyorum: I give,I am giving (present contionous tense, indicative mood)
veririm: I give (present aorist tense, indicative mood)
vereceðim: I shall give (future tense indicative mood)
verdim: I gave, I have given (Paste definitive tense, indicative mood)
versem: If I give (Optative tense, subjonctive mood)
vereyim: Let me give (subjonctive tense, subjonctive mood)
vermiþim: It is said that I gave (past dubiativetense, indicative mood)
vermeliyim: I must give (necessiative mood)
veriyordum: I was giving(past continuous tense tense, narrative mood)
verirdim: I used to give
verecektim: I shall have given
verdiydim: I had given
vermiþtim: It is said that I had given
verseydim: If I gave
vermeliydim: I ought to have given
veriyormuþum: They said that I was given
verirmiþim: It is said that I would give
verecekmiþim: It is said that I shall give
vermiþmiþim: It is said that I had given
verseymiþim: It is said that if I had given
vereymiþim: I vished I had given
vermeliymiþim: It is said that I should have given
veriyorsam: If I am giving
verirsem: If I give, If I would give
vereceksem: If I am to give
verdiysem: If I have given, if I gave
vermiþsem: It is said that if I had given
verebiliyorum: I can give, I am able to give
verebilirim: I will able to give
verebileceðim: I shall be able to give
verebildim: I was able to give
verebilmiþim: It is said that I was able to give
vermiþ olacaðým: I shall have given
vermekte olacaðým:I shall be giving (continuous)
vermiþ olabilirdim: I could have given
vermekteydim: I am giving (Progressive form)
verince: (prior to completion ) at the time of his giving
verdikçe: as long as s/he gives
verdikten sonra: after giving
verdiði için: because s/he gave
verdiði takdirde: if s/he should give
verir vermez: as soon as s/he gives
veriver: give it quickly
verirken: during the time of his /her giving
veren: the one who gives, the giver
vere vere: by giving and giving
vereli: since (his /here) giving
verip: while giving
verircesine: as if s/he (were or was) giving
vere: taht gives, that has given, giving…
—–

Yorum (1)