Recent Posts
Tecrübeli bir .Net programcısısınız.
ASP.Net kullanarak bir sürü uygulama geliştirdiniz.
ASP.Net’in çalışma mantığını anlamak ve programınızı yazabilmek için uykusuz geceler geçirdiniz.
Değişik tasarım modelleri öğrendiniz. Programınızın daha anlaşılır ve bakımı kolay olması için envai çeşit model denediniz.
Bu işten para da kazandınız.
Neden Ruby On Rails öğrenmek isteyesiniz ki?
Yazı böyle başlıyor. Senelerini .Net üzerinde program yazarak geçiren bir yazılımcının Ruby on Rails öğrenmeye kalkması ve sonrasında yaşadıklarını anlatıyor.
Yazının kendisini okuyun. İngilizce ama akıcı ve anlaşılır.
Okuyamayacaklar için ben başlıkları özetleyeyim:
- Derlemek yok, her şey runtime olarak çalışıyor.
- Classları genişletmek çok kolay.
- Tip tanımlama zorunluluğu yok.
- Ajax içine gömülü geliyor.
- Veritabanından bilgi çekmek ya da veritabanına yazmak için bir sürü model oluşturmaya gerek yok.
- Transaction yönetimi çok kolay. Veritabanının istediğiniz haline rollback yapabiliyorsunuz.
- Wrapper class oluşturmak gibi bir dert yok.
- Her şey nesne, classların kendileri bile…
Yazının sonunda ilginç bir yorum var:
“Being a 5 year .Net guy married (was) to the MS way… I’ve been using Rails extensively for the last 3 months… It’s now incredibly painful to return to c#. I’ve going to begin using IronPython for all my .Net requirements now.”
“5 yıldır .Net ile neredeyse evli olan ben, 3 aydır Ruby on Rails kullanıyorum. Şimdi c#’a geri dönmek ne kadar zor geliyor. .Net ile ilgili ihtiyaçlarım için de IronPython kullanacağım.”
Bilgisayar mühendisliğinde okuyorum. Henüz hangi alana yönelmem gerektiğine karar veremedim. C# mı öğrenmeliyim, Java mı? Web işine girsem olur mu? Robotla mı uğraşsam, ağ yönetmeyi öğrenip Cisco ya da MCSE mi alsam? Ben gelecekte ne olacağım?
Bugün bir çok üniversite öğrencisi aynı duyguları bir şekilde yaşıyor olmalı… Okul bittikten sonra, başdöndürücü bir hızla ilerleyen teknolojinin neresinden tutulabilir sorusunu cevaplamaya çalışalım. Hedef para kazanmak, çok para kazanmak, şöhret kazanmak, kendimizi tatmin etmek, sadece millete hizmet etmek, yeni buluşlar yapmak gibi çok çeşitli bir yelpazede olabilir. Amacımız bilgilendirmek… Seçimi yapıp geleceğine karar vermek okuyanlara kalmış.
Yazı çok fazla link içeriyor. Onlara bakarken konudan kopmamaya çalışın.
Önce Geleceğin 10 Web Eğilimi ile başlayalım:
1- Semantik Web
“Web için bir hayalim var, öyle ki bilgisayarlar web üzerindeki bütün veriyi, içerikler, linkler ve insanlarla bilgisayarlar arasındaki bütün işlemler gibi, analiz etmeye muktedir olacaklar. Henüz ortaya çıkmamış olsa da, ortaya çıktığı zaman Semantic Web ticaretin günlük mekanizmaları, bürokrasi ve günlük yaşamlarımız birbiri ile konuşan makinalar tarafından yürütülecek. İnsanlığın asırlardır konuşup durduğu “akıllı ajanlar” nihayet gerçekleşecek.”
Internet’in mucidi olarak adlandırılan Tim Berners Lee’nin ortaya attığı bu kavram yukarıdaki sözlerinde açıkça anlaşılıyor.
Temel olarak, tüm web uygulamaları belirli protokolleri kullanarak içerik üretecekler. Bu içerik başka site ve uygulamalar tarafından erişilebilecek ve bir araya getirilebilecek. Şu sayfadan aldığım metni paylaşayım:
“Semantik Web Projesinin amacı, internetteki milyonlarca bilgiyi tasniflemek. Örnek olarak, internetin ve e-ticaretin bu yüzyıl içinde katedeceği yolu göz önüne alırsak, ilk kitap siparişini 18 yaşında yapan bir kişi, 50 yıl sonra 68 yaşında geldiğinde internetten yaptığı tüm siparişlerin dökümünü alabilir, bunları ürün tipi veya satıcı bazında tasnifleyebilir. “
Son olarak, şu yazı güzel bir açıklama olabilir.
2- Yapay Zeka
Bilgisayar tarihinin en eski konularından birisi olan yapay zeka hakkında google’da tonlarca sonuç bulabilirsiniz. Yapay zekanın web üzerinde kullanımı ise genelde arama motorları, siteler için akıllı yardımcılar, borsa vb. analiz yazılımları gibi uygulamalarda görülüyor. Arama motorlarına örnek olarak hakia, site içi yardımcılara örnek olarak Botego verilebilir.
Yapay zeka kullanılarak web sitelerinin sınıflandırılması hakkında şu bildiri güzel fikirler veriyor.
3- Sanal Dünyalar
Second Life sanal dünyaların geleceği hakkında herkese bir fikir verdi. Daha şimdiden onlarca sanal dünya var. Barbie bebekler için bile bir site kuruldu. Gartner, 2011′de Internet kullanıcılarının %80′inin bir sanal dünya üyeliği olacağını tahmin ediyor. Bunlar korkutucu ama büyük ihtimalle gerçekleşecek tahminler…
Yazılımcı, tasarımcı ya da ağ uzmanı her ne olursanız olun, bir sanal dünya üretmek, üreten takımlarda yer almak gelecekte iş yapacak.
4- Mobil araçlar
Son dönemde mobil yazılım üretme ile ilgili kütüphaneler, APIler, bağlantı teknolojileri o kadar arttı ki; gelecekteki popülariteyi tahmin etmek artık hiç zor değil.
Önümüzdeki yıllarda, çok özellikli telefonlar, cep telefonundan TV izleme, uydu haritaları temelli hizmetler (GPS, alışveriş, yaşanılan yere bağlı resmi ya da ticari servisler), iPhone + torunları + rakipleri hepimizin konuştuğu bazılarının da üzerinde iş yapıp para kazandığı konular olacak.
5- Kullanıcıya özel hizmetler
İlgilendiğiniz alan ya da ürünlerle ilgili olarak size sürekli bilgi veren, fırsatları haber veren, tavsiyelerde bulunan ve sizi devamlı bir tüketime iten yeni şirketlere ve servislere hazır olun.
Evlere DVD servisi, Internet üzerinden davet vb. organizasyon hizmetleri, sizin adınıza piyasayı takip edip indirimleri bildiren alışveriş yardımcıları bugün işe yarıyorlar. Gelecekte daha gelişmiş yetenekleriyle yine işe yarayacaklar.
Bu konuda İngilizce detaylı bir yazıyı şurada okuyabilirsiniz.
6- Web servisleri
Aslında diğer konularla bağlantılı olarak, burada bahsettiğimiz servisler web sitelerinin içeriklerini dışarıya belli API kütüphaneleri yoluyla vermeleri… Mesela Amazon’un, Flickr’in REST API’si kullanmaları gibi… Microsoft’un SOAP’ı gibi…
Servis yönelimli mimari konusunda şu yazıyı, REST ve SOAP karşılaştırması için şu İngilizce yazıyı okuyun. Fazlası için araştırma yolu açık…
7- Online Video ve Internet Televizyonu
Youtube’den sonra Internet’in gidişi değişti. İnsanlar çektikleri ya da elde ettikleri videoları deli gibi online ortama göndermeye başladı. Araştırmalar gösteriyor ki, şu anki çılgınlık önümüzdeki yıllarda yaşanacak olana nispeten hiç bir şey. Bu sektörden nasıl para kazanılacağı konusu tam olarak netleşmiş değil. Ama özellikle reklam gelirleri çok siteyi zengin ediyor.
Yeni bir konsept de Internet televizyonu… Bağlantı hızlarının artmasıyla, 3-5 yıl içinde resmen patlama yapacak. Özellikle senelerdir söylenen, “istediğin zaman, istediğin programı seyret” formatlı yayın sistemi günlük alışkanlık haline gelecek. Joost’un görüntü kalitesini izleyen bilir. Teknik altyapısını ise şu youtube videosundan anlamaya çalışabilirsiniz. Yakın gelecekte Internet bağlantılı kutular içinde joost yüklü olarak gelecek ve televizyona bağlayarak yayınlar izlenebilecek.
Tabii bunları anlatırken amacımız “adamlar yapmış” demek değil, yarın hangi işyerinde çalışacağınızı ya da kendinize nasıl bir iş kuracağınızı belirlemeniz…
8- Zengin Internet Uygulamaları (RIA)
Bu konuda direkt alıntı yapayım:
Browser ortamının getirdiği teknik kısıtlamalar nedeniyle web uygulamaları kullanıcıların beklentilerini ve standart masaüstü uygulamaların sunduğu interaktiviteyi karşılamada yetersiz kalması üzerine Zengin İnternet Uygulamaları (RIA – Rich Internet Applications) konsepti ortaya çıktı.
Zengin İnternet Uygulamalarının Sunduğu Avantajlar :
- Kullanıcıları sezgisel olarak yönlendirebilen ve gelişmiş interaktiviteye sahip olan kullanıcı arayüzleri.
- Yüksek kalitede görsel efektler ve animasyonlarla desteklenebilen raporlama ekranları, grafikler ve tablolar.
- Hızlı kullanıcı arayüzleri
- Platform bağımsızlık
- Çok kullanıcılı sistemlerde kolay kurulum
- Genişlemeye müsait modüler altyapı.
Zengin Internet uygulamalarının bugün bilinen en iyi örneği gmail uygulaması… Gelecekte çok daha farklı seçenekler ise geliyor. Buyrun Adobe AIR platformu ve Flex, Microsoft WPF ve Silverlight, Ajax, OpenLaszlo…
9- Uluslararası Web
Şu anda özellikle Internet altyapısı sebebiyle, ABD en büyük Internet kullanıcısı… Ancak önümüzdeki yıllarda bu denge değişecek. Çünkü diğer ülkelerdeki Internet kullanıcıları sayısı gittikçe artıyor.
Yapılan bir araştırmaya göre, Amerikan sitelerinin trafiğinin dörtte üçü uluslararası ziyaretçilerden geliyor. Dolayısıyla önümüzdeki 10 yıl içinde, ABD dışındaki ülkelere yönelik içerik ve hizmetler, sitelerin farklı dillere çevrilmesi gibi çalışmalar önem kazanacak.
10- Kişiselleştirme
Birçok site kişiselleştirme hizmeti veriyor ama Google iGoogle hizmetini devreye soktuğunda çok ses getirmişti. Hemen “anahtarlarım nerede” esprisi devreye girdi.
Ekranınızı istediğiniz gibi düzenlemek, e-maillerinizi farklı kategorilerde takip edebilmek, alışveriş sitesinde size özel sayfalar ve teklifler görmek kişiselleştirme denildiğinde akla gelenler…
Güvenlik ve kişilik hakları sebebiyle henüz çekimser yaklaşılsa da, daha çok insan bilgilerini online ortama aktardıkça bu sektör iyice şekillenecek.
Özetle web ile ilgili tahminler böyle…
Karşılaştığım bir yazı üzerine başlayan konu gelişerek bayağı büyüdü. Farklı alanlardaki “geleceğin teknolojilerine” başka yazılarda değiniriz.
Bilgisayar Programlama derslerinin ilk adımı, bir yazılımın omurgası olan algoritma tekniklerini öğretmek… Programın nasıl başlayıp nerede biteceğini, izleyeceği yolu, kontrol noktalarını algoritma kullanmadan yapmaya kalkmak hep başarısız sonuçlara yol açıyor.
Liselerde öğretilen programlama derslerinde en başta anlaşılması genelde çok zor olan algoritma teknikleri için Türkçe bir algoritma dili geliştirilmiş: Anlat2005. Bir grup akademisyen tarafından geliştirilen Anlat2005 aslında üniversite öğrencileri için tasarlanmış ama kolaylaştırılarak lise öğrencilerine de uyarlanmış.
Anlat2005 bir dilin tüm temel özelliklerini barındırıyor. Değişken tanımlama, Klavyeden bilgi bekleyen OKU komutu, ekrana çıktı veren YAZ komutu, EĞER-İSE-DEĞİLSE kontrol döngüsü, SAYARAKYİNELE işlem döngüsü, diziler vesaire…
Örnek bir Anlat2005 programı
Yordam ortalamaUstuBul
#tanımla NMAX = 100;
Tamsayı ogrenciNo[NMAX], say;
Kesirli ogrenciNotu[NMAX] , toplam ;
// öğrenci notlarının girişi
SayarakYinele ( k = 1, k <= N, k = k + 1 )
{
YAZ( ekran, k, ".inci öğrencinin önce numarasını sonra notunu giriniz" ) ;
OKU( klavye, ogrenciNo[k - 1] , ogrenciNotu[k - 1] ) ;
}
// ortalamanın üzerindeki öğrenciler
SayarakYinele ( k = 1, k <= N, k = k + 1 )
{
Eğer (ogrenciNotu[ k - 1 ] > ortala )
ise
{
YAZ( ,ogrenciNo[ k - 1] , ogrenciNotu[k - 1] );
}
}
Yordam ortalamaUstuBul-bitti;
Anlat2005 dilini anlatan bildiriyi buradan indirebilirsiniz.
Windows Uzak Masaüstü (Remote Desktop) özelliğini kullanarak uzaktaki bir bilgisayara bağlanıyorken, panodan kesme-kopyalama-yapıştırma işlemleri yapılamıyorsa, sorun ilgili servislerin başlatılmamış olmasından kaynaklanabilir. Böyle bir durumda kendi bilgisayarımızda Denetim Masası-Yönetimsel Araçlar-Hizmetler menüsüne giriyoruz. Karşımıza gelen hizmetlerden sırayla Network DDE DSDM, Network DDE ve Clipbook hizmetlerini başlatıyoruz. Eğer başlatılmamışsa aynı hizmetleri karşıdaki bilgisayarda da başlatıyoruz. Artık kopyalama işlemi yapabiliriz.
Alternate Data Streams ya da Türkçesiyle alternatif veri akışı, NTFS dosya sisteminin bilinmeyen bir özelliğidir. Bu özellik sayesinde herhangi bir dosya içine ekstra bilgiler ya da başka bir dosya gömülebilir. Ancak işin tehlikeli tarafı, eklenen dosya asıl dosyanın boyutunu arttırmaz ve Windows’un dosya listelemelerinde bu ek görünmez.
Konuyu şu sitede anlatılan örnekle açalım: Bir tane .txt uzantılı metin dosyası oluşturup, .exe uzantılı başka bir dosyayı type komutu kullanarak bu dosyanın içine gömüyoruz. Bu işlem için : (iki nokta üstüste) işareti kullanıyoruz. Komutumuz şöyle oluyor. type c:\windows\system32\calc.exe>c:\deneme.txt:deneme.exe
Sonra orijinal deneme.exe dosyasını silip, start c:\deneme.txt:deneme.exe komutunu yazıyoruz. Hesap makinesi çalışıyor.
Aslında, şurada yazdığına göre Microsoft ADS özelliğini dosyaların güvenlik bilgilerini saklamak üzere kullanıyor. Hatta NTFS dosya sistemindeki tüm dosyalar kendileri ile ilgili ek bilgileri bu yöntemle saklıyor.
Peki bu özelliğin bize ne zararı var? Aslında masum gibi görünen ama içinde bir virüs barındıran böyle bir dosya bilgisayarımıza gelirse, dosyayı açtığımızda içindeki virüsü tetikleyip bilgisayara zarar verebilir. Nitekim, benzer bir olay yaşanmış. Aynı sayfada, detaylı açıklamalar ve ingilizce kaynaklara bağlantılar bulunuyor.
Antivirüs programları henüz bu tür bir virüsü tespit edemiyor ancak durumun farkındalar. Şimdiye kadar ADS’yi kullanan bir virüs çıkmadığı için ürünlerine gerekli tarama özelliğini eklemiş değiller.
Bilgisayarınızda ADS kullanan tehlikeli bir dosya olup olmadığını öğrenmek için bu programı, bu programı ya da bu programı indirebilirsiniz.
Elektronik kitapların çoğalması ve bilgiye Internet üzerinden ulaşımın artması beraberinde bazı sorunları da getiriyor. Bunlardan birisi de bilgisayar ekranında yazı okumanın zorluğu… Özellikle geniş sütunlu yazılar, eğer biçimlendirme yapılmamışsa, hem gözü yoruyor hem de sıkıcı oluyor.
Bu soruna el atan birkaç akademisyen Visual-Syntactic Text Formatting (VSTF) adında bir teknik geliştirmişler.
VSTF tekniği,
metni yazım işaretleri,
kelime uzunluğu
ve cümle yapılarına göre
daha dar kalıplara
bölüyor.
Bu da okumayı
kolaylaştırıyor.
Üstteki metin VSTF tekniğine bir örnek… Bu tekniğin lise öğrencileri arasında yapılan ve bir yıl süren bir araştırmada okumayı ve başarıyı yüksek oranda arttırdığı gözlemlenmiş.
İngilizce metinleri VSTF tekniği ile dönüştüren bir uygulama da mevcut. Ama Türkçe’ye uyarlanabilmesi için üniversitelerin dil bölümlerinin çalışması gerekiyor.
Harddiskte sistem dosyası olarak belirlenmiş klasörlerin sistem özelliğini kaldırmanın Windows XP’de yolu yoktur. Normalde gizli dosyaların gizliliğini kaldırmak için dosyaya sağ tuşla tıklayıp, Özellikler penceresini açar ve alt taraftaki Gizli seçeneğinin işaretini temizleyebiliriz. Ancak XP’nin güvenlik yapısı gereği sistem klasörlerinde bunu yapamıyoruz. Bir yol da, komut satırına geçip, attrib -r -h -s klasöradı komutunu vermektir. Ancak sistem klasörlerinin özelliği bu yolla da kaldırılamıyor.
Rajump gibi bazı virüsler, aktif olduklarında, kendilerini diskteki klasör isimleri ile kopyalıyor ve gerçek klasörleri gizli ve sistem özellikli yapıyor. Bilgisayardan virüsü temizlesek bile, sistem dosyası haline gelen klasörleri düzeltmek mümkün olmuyor.
İşte böyle bir dertten muzdaripseniz Attribute Changer programını indirip kullanabilirsiniz. Program kurulduğunda shell eklentisi olarak sağ tuş menüsüne yerleşiyor. Sistem özellikli klasöre sağ tuşla tıklayıp, Change Attributes komutunu veriyor ve ekrana gelen pencereden istediğimiz özelliklerin işaretini temizliyoruz. Eğer alt klasörler için de aynı ayarların geçerli olmasını istiyorsak, Recurse Folders seçeneğini işaretlemeyi de unutmuyoruz.
ÖSYM’nin 2007 ÖSS Tercih Kılavuzu’nu esas alarak geliştirilmiş tercih uygulamasını buradan indirebilirsiniz. Excel biçimindeki dosyada okul, bölüm, puan türü, sıralamalar, okul türleri, lise çıkış alanı vb. tüm filtrelemeleri yapabilirsiniz. Gerekli açıklamalar dosya içinde bulunuyor.
Hatalı bir bilgi ile karşılaşırsanız bildirmeniz halinde gelişimine katkıda bulunmuş olacaksınız.
Güncelleme: 2008 Tercih Rehberi’ni indirmek için bu sayfaya gidebilirsiniz.
Cep telefonu kullanımı yaygınlaştıkça, ailelerde çocuklarına cep telefonu alma ve kullanımını denetleme konusundaki endişe ve tartışmalar da arttı. Okullarda, ders içinde cep telefonu kullanmak Milli Eğitim Bakanlığı’nın genelgesiyle yasaklandı. Bunlar işin asayiş tarafı… Peki, cep telefonunu eğitim amaçlı olarak derslerde kullanamaz mıyız? Elbette kötüye kullanım vb. problemlerle karşılaşılacak ama bunlar zaten üstte bahsettiğimiz konuya giriyor.
Cep telefonunu eğitimde nasıl kullanabiliriz?
Kameralı cep telefonunu okulda kullanmanın yolları;
- Tahta arşivi olarak: Bir sorunun tahtadaki çözümünü, bir formülü vb. silinmeden önce saklamak istediğiniz olmuştur. Fotoğrafını çekin, bilgisayarınıza kaydedin ya da Internet ortamında paylaşın.
- Tarayıcı olarak: Bir kitapta gördüğünüz ya da kendi yazdığınız bir sayfanın fotoğrafını çekerek saklayın ya da OCR programından geçirerek yazıya dönüştürün.
- Öğrencilerin yüzlerini hatırlamak için : Gerçi not defterlerinde öğrenci fotoğrafları oluyor ama olmadığı zamanlarda öğrencilerin adlarını ve yüzlerini unutmamak için kullanın.
- Delil olarak : Biraz garip bir kullanım ama bir olayda insanın kendisini ya da öğrencileri korumak için gerekebilir.
- Ödev verirken : Öğrencilere dersle ilgili bir fotoğrafı çektirip sınıfta mesela Bluetooth yoluyla bilgisayara kaydederek sınıfta gösterin ya da değerlendirin.
- Internet sitesi için : Eğer sınıfın, okulun bir websitesi varsa, fotoğraflar çekip yüklemek hatta mobil bloglama için kullanılabilir. Bu konuda Turkcell-im’in reklamları tahminen ilgiyi bu yöne çekecektir.
- Yıllık için : Derste ya da okulda hatıra olarak kullanılabilecek fotoğraflar çekip, sene sonunda bir yıllık ya da hatıra albümü yapılabilir.
Yabancı dil sınıfında cep telefonu kullanmanın yolları;
- Anında tartışma ve öğrenme fırsatları: Bir sorunun, yazının vb. fotoğrafını çekin. Bilgisayara aktarın, projeksiyon cihazı ya da elektronik tahta varsa yansıtın. Üzerinde tartışın ve ders yapın.
- Telaffuz ölçme : Öğrencilerin okumasını, kelimeleri seslendirmesini kaydedin. Not vermek ya da eleştirme/geliştirme için kullanın.
- Rol yapma alıştırmaları: Öğrencilerin konuşma derslerinde oynadıkları skeç ya da diyalogları kaydedin. Ders anlatımı ya da sunum yapma gibi teknikleri kullanıyorsanız bu aktiviteleri yaparken videolarını ya da fotoğraflarını çekin. Derste örneğin bir oteli arayıp, telefonun dış hoparlörünü açın. Öğrencilerden birine telefonu verin. Yabancı dille rezervasyon yaptırın.
- Ödev olarak : Öğrencilere tanıtılmasını istediğiniz bir yerle ilgili ödev verin, hem videosunu çekip hem de yabancı dille anlatsınlar. Getirsinler, bilgisayara aktarıp değerlendirin.
- Mobil bloglama: Biraz yukarıda bu kullanımı anlatmıştık ama yabancı dil için daha farklı kullanım alanları da olabilir. Mesela yurtdışına geziye giden bir öğrenci orası ile ilgili resim ve videoları, derse malzeme olabilecek bilgileri cep telefonu ile bir websitesine anında aktarabilir.
- Ödev hatırlatma : Öğrencilerin cep telefonlarına ödev konularını, teslim tarihlerini vb. gönderin. Unutma şansları kalmasın.
- Dil aktiviteleri : Öğrencilere faydalı olacağını düşündüğünüz metinleri, ses kayıtlarını, video görüntülerini, test ve quiz sorularını cep telefonlarına MMS ya da metin mesajı olarak gönderin. Öğrencilerinizi sokakta vb. gördükleri yabancı dildeki bir tabelayı, sözü, olayı kaydedip derse getirmeleri konusunda motive edin. Derste üzerinde tartışın. Faydalı bir şeyler yakalayan öğrencilerinizi onore edin. Bütün öğrenciler ilgi görmekten hoşlanır.
- E-kitap ve sesli kitaplar: Öğrencilerin seviyesine uygun yabancı dildeki elektronik kitapları ve sesli kitapları onların cep telefonlarına yükleyin. Dinlemelerini ve okumalarını teşvik edin. Gerekirse bu kitaplardan sınavlar yapın.
Ayrıca
- Mobil uygulamalar : Java destekleyen cep telefonları için sözlükten matematik hesaplama programlarına kadar bir sürü uygulama var. Öğrencilerin bunları kullanmalarını sağlayın.
- Bluetooth : Yukarıda farklı şekillerde kullanımından bahsettik. Özellikle dosya transferini kolaylaştırması açısından, bu teknolojinin sınırsız kullanım imkanı var.
Kaynaklar :
- http://www.edutechie.com/2007/06/8-ways-to-use-camera-phones-in-education/
- http://joedale.typepad.com/integrating_ict_into_the_/2007/06/how_to_use_came.html
- http://www.hltmag.co.uk/may06/sart02.htm
- http://www.k12handhelds.com/101list.php
Zaman zaman Windows’un verdiği hata mesajlarını google’da aramak isteriz, fakat çıkan mesaj kutusundaki yazıyı, bakıp bakıp yazmak zorunda kalırız. Meğerse şuradan öğreniyoruz ki, mesaj kutusu çıktığında, Ctrl-C’ye basarsak mesaj metni panoya kopyalanıyormuş.
Test etmek için, herhangi bir penceredeki simgeyi tutup, görev çubuğundaki bir programın üzerine bırakın. Size hata mesajı verecektir. Klavyeden Ctrl-C tuşlarına basın. Not defterini açıp yapıştırın. Mesajın geldiğini göreceksiniz.
Bu durum Windows’un MessageBox fonksiyonununu çağıran tüm uygulamalar için geçerli.