RIA(Rich Internet Applications-Zengin Internet Uygulamaları) henüz ülkemizde fazla bilinmeyen ancak gelecekte çok konuşulacak ve kullanılacak bir teknoloji… RIA nedir sorusunun detaylı bir cevabını İlyas Doğruer’in sitesinde okuyabilirsiniz.

RIA ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyorum. Özellikle genişbant Internet bağlantılarının yaygınlaşmasıyla SaaS (Bir hizmet olarak yazılım) konseptinin Türkiye’de de oturacağını ümit ediyorum. 2000-2001 yılında ASP (Uygulama Hizmet Sağlayıcılığı) kavramı Türkiye’de de tartışılmış ama gerek şirketlerin güvenmemesi, gerekse Internet bağlantılarının hızının yetersiz ve maliyetinin yüksek olması sebebiyle bir türlü kabul görmemişti. Şimdi ise SaaS ve On Demand yöntemlerini kullanan ERP vb. iş uygulamaları piyasaya çıktı. Microsoft ve Sun gibi şirketler yeni teknolojileri duyurmaya başladı. Adobe sessiz sedasız pazarın en popüler ve hırslı şirketi oldu.

RIA gibi yeni bir konseptin Türkiye’de bir konferansla tartışılacağını gördüğümde ise şaşırdım. Konunun böyle geniş bir yaklaşımla ele alınması çok sevindirici bir gelişme… MMİstanbul ekibi, Temmuz ayı sonunda düzenlemeyi planladığı RIA konferansı öncesinde 2 günlük bir hazırlık konferansı düzenlemişti.

Cumartesi günü aynı anda Webrazzi & Techcrunch Meetup toplantısı da olduğundan katılım biraz azdı. Aslında RIA için daha önemli konuların konuşulduğu son oturumlarda ise iyice azalmıştı. Ancak sanırım asıl konferans daha yüksek katılımla yapılır.

MMİstanbul bir Adobe kullanıcı topluluğu olduğundan olsa gerek, ağırlıklı olarak konular Adobe teknolojileri üzerineydi. Ajax ve Silverlight sunumları vardı ama belki de Türkiye’de pek tanınmadığından, JavaFX, OpenLaszlo, Curl gibi pazarın nispeten küçük ama iddialı oyuncuları yoktu. Daron Yöndem’in stand up benzeri bir tanıtımla yaptığı Silverlight sunumunda “.Net programcılarını Flex öğrenmeye zorlayamazsınız. Bu yüzden Silverlight popüler olacak” dediği gibi, mesela Java programcıları da JavaFX öğrenmek ve kullanmak taraftarı olacaklardır. Yine özellikle kurumsal RIA pazarının ilginç oyuncularından birisi olan Curl kendi yazılımının çok daha performanslı ve güvenli olduğunu iddia ediyor.

İddialar bir tarafa, önemli olan kurumsal RIA konsepti… İster PHP+AJAX kullanarak, ister AIR kullanarak yazın; eğer kullanışlı ve güvenli bir ERP ya da CRM uygulaması yazdıysanız bu sektörden ekmek yersiniz. İdealERP veya Unity On Demand gibi…

Haftasonunu dolduracak kadar kapsamlı bir hazırlık konferansı düzenledikleri için MMİstanbul ekibine teşekkürler… Asıl konferansı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Bu yazı Bilgisayar mühendisi ne iş yapar? adlı çalışmanın ilk bölümü…

Bilgisayar mühendislerinin en bilinen çalışma alanlarından birisi yazılım sektörüdür.

Yazılım geliştirme işi genelde adına “Yazılım yaşam döngüsü” denilen bir süreç içerisinde yürür. Bilgisayar mühendisleri planlama, analiz, tasarım, kodlama, test/kalite yönetimi ve kurulum gibi aşamalardan oluşan bu sürecin her tarafında yer alabilirler.

Bazen aşağıdaki pozisyonlar için ayrı insanlar çalışabildiği gibi, bazen de bir kişi pozisyonlardan birkaçının işini yapar.

Planlama / Analiz

İş Analisti

Müşterilerin ihtiyacını anlamaya yönelik çalışmalar yapan pozisyondur. Şurada anlatıldığına göre;

İş analisti, proje yaşam döngüsünün daha çok proje imza öncesi ve proje başlangıç aşamasında rol alır. Bu kişiler, yazılıma özel gereksinimlerden daha çok yapılacak işe özel ihtiyaçları belirler.

Burada “ihtiyaç” dememin de özel nedeni var. Bunlar müşterinin “ihtiyaç” duyduğu ama hala gereksinime dönüşmemiş haldedir. Şöyle örnek vereyim: Bir kişinin arabaya ihtiyacı olur. İş analisti sadece bu kişinin araba ihtiyacını ortaya koyar. “Adam araba istiyor” der geçer. Sonra gereksinim analisti, bu kişinin hangi marka, ne özelliklerde, ne tip arabaya ihtiyacı olduğunu belirleyerek arabanın “gereksinimlerini” ortaya koyar.

Sistem Analisti

Yazılım dünyasında sistem analistleri, kullanıcılardan ya da iş analistlerinden gelen bilgileri kullanarak geliştirilecek yazılım veya çözümün yapısını belirler. Gerekli işlem adımlarını ve aşamalarını hazırlar. Yani sadece ihtiyacı değil, ihtiyaca göre çözümü üretir.

Sistem analisti genel olarak ise tüm bir bilgi işlem sistemini tasarlayıp ihtiyaca göre çözümler öneren kişidir.

Tasarım

Yazılım Tasarım Uzmanı

Yazılım tasarımı, altyapı bileşenleri dahil tüm yazılım yapısını planlamak demek. Büyük yazılım şirketlerinde sadece yazılım tasarımı ile görevli mühendisler bulunur. Bu mühendisler kod yazacak kişilere ihtiyaçları olan yapıyı hazırlar. Yazılım geliştirme işini hızlandıran “tasarım şablonlarını” tavsiye eder. Gerekirse yazılımın bir prototipini hazırlar.

Yazılım Modelleme Uzmanı

UML denilen modelleme ve diyagram çizme dilini kullanarak yazılımın işleyişini tanımlar. Hatta programı şekiller (diyagramlar) kullanarak baştan sona yazarlar. Modellemesi doğru yapılmış bir yazılımın hem geliştirilmesi, hem bakımı hem de dokümantasyonu daha kolay olur. Bugün Rational Rose gibi yazılımlar kullanılarak UML diyagramları ile kod parçacıkları kolaylıkla ilişkilendirilebiliyor.

Geliştirme

Programcı / Geliştirici / Yazılım Uzmanı

Programlama dillerini ve teknolojilerini kullanarak ürün geliştiren kişidir. İşin ve firmanın büyüklüğüne göre bazen tüm yazılımı geliştirir, bazen sadece kendisine verilmiş bölümü hazırlar. Programın bütününe hakim olmadığı durumlarda, sistem analistinden ya da proje yöneticisinden destek alır.

Yazılım Mühendisi

Yazılım Mühendisliği aslında genel bir kavram. Bir yazılım mühendisi yazılımla ilgili tüm aşamalarda bulunabilecek özelliklere sahip kişidir. Hem analiz, tasarım hem de kodlama aşamalarının teorisini bilir, uygulamalarını yapabilir. Yöneticilik pozisyonlarına gelebilir, altında programcı ve analistler çalıştırabilir. Sektörde en çok kullanılan ünvanlardandır.

Yazılım Mimarı / Yazılım Danışmanı

Yazılım mimarlarının sorumluluk alanları çok geniş ve zordur. Şurada yazdığı şekliyle;

Projede kullanılacak teknolojileri seçerler, proje metodolojisi ve süreçlerinde tavsiyelerde bulunurlar, uygulamanın genel tasarım ve yapısını oluşturur ve korurlar, projenin doğru tanımlanmasını sağlarlar, tasarımın dökümante edilmesi ve kodlama standartlarının belirlenmesi ile uğraşırlar. Proje yöneticisine teknik görev tahminlerinde, proje maliyetleri ve yararları konusunda yardım ederler. Zor teknik görevlerde programcılara yol gösterirler. Teknik personel seçimi ve işe alımında yönetime yardımcı olurlar.

Her alanda olduğu gibi yazılım alanında da yöneticilik pozisyonları var. Genelde geliştirme ekiplerinde belli bir süre çalıştıktan sonra yönetim kademelerine geçiş yapılır ya da yeteneğe ve politikalara bağlı olarak değişir.

Ekip Lideri / Proje Yöneticisi

Proje Lideri/Yöneticisi yazılım ekibini bir arada tutan ve zaman çizelgelerine uyulması için gerekli motivasyonu sağlayan yöneticidir. Ayrıca yönetim ile proje ekibi arasındaki bilgi alışverişini de sağlar. Bütçe konularında düzenlemeler ve maliyet analizlari konusunda yönetim kuruluna bilgi ve tavsiye verir. Yazılacak modüllerin ve arayüzlerin zorluk derecelerine göre zamanlarını tayin eder ve proje planı içinde yayınlar. Diğer proje ekipleri ile bilgi alışverişini sağlar ve kontrol altında tutar. Projedeki her türlü riski takip eder ve kaynaklarını ona göre tahsis eder. Riskleri belgeleyerek çözümler için onaya sunar. Onay sonucu çıkan kararları işleyerek sonuçları tekrar yönetim kuruluna bildirir. Kaynak

Program Müdürü

Türkiye’de çok fazla kullanılmayan bu terim karşılığını en fazla Microsoft’ta bulur. Program Müdürleri teknik konulardan daha çok yönetim işleri ile sorumludur. Proje yöneticilerini koordine edip raporlar alarak projelerin sağlıklı yürümesini sağlarlar ve üst yönetimi bilgilendirirler.

Test / Kalite Güvence

Yazılımda kalite güvence, kısaca yazılım projesinin standardlara uygunluğunu ve ihtiyaçları karşıladığını denetleyen çalışmalar demektir.
Bilgisayar mühendisleri bu alanda da çeşitli görevler alır.

Yazılım Kalite Uzmanı

İhtiyaçların ve geliştirilen çözümün doğru belirlenip belirlenmediğini, yazılımın belirli standardlarda olup olmadığını denetleyen kişidir.

Yazılım tasarımı ve/veya yazılım testi konularında bilgi sahibidir. Genel kalite yönetim sistemi standartlarını, uluslararası yazılım mühendisliği standartlarını ya da süreç olgunluk modellerini (CMMI, SPICE, v.b.) bilir. Geliştirilen yazılımın bunlara uygun olarak yürümesini sağlar.

Test Uzmanı / Test Mühendisi

Test uzmanı/mühendisi yazılımın test edilmesinde fiilen çalışan kişidir. Yazılım hatalarını tespit etmek, hataların sebepleri ve sonuçları ile ilgili süreci yönetmek, test kapsamının oluşturulması, test senaryolarının hazırlanması gibi işleri yürütür.

Birim testi, sistem testi, entegrasyon testi, kullanıcı kabul testleri gibi kavramları bilir ve uygular. Sonuçlara göre dokümantasyon hazırlar.

Test mühendisliği hakkında şurada güzel yazılar var.

Test Yöneticisi

Test yöneticisi test ekiplerini koordine eden, gerekli kalite standartlarının sağlanması için çalışan, yazılım geliştirme ve diğer ekiplerle koordinasyonu sağlayan pozisyondadır.
Yazılımın testi geçip geçemediği, kabul edilmeye hazır olup olmadığı kararlarını verir.
Test sürecini kolaylaştıracak, otomatize edecek çözümleri uygular.

Konfigürasyon Yöneticisi

Yazılım geliştirme süreci boyunca üretilen bütün dokümanların, kodların, web uygulaması ise web sayfalarının, test scriptlerinin versiyonlarının kontrol edilmesi gerekir. Yazılım sürümleri içerisinde hangi hataların düzeltildiğinin hangi değişikliklerin yapıldığının izlenmesi gerekir. Ürün haline gelmiş projelerin satışa hazırlanan versiyonlarının belirlenmesi ve yönetilmesi gerekir.

İşte konfigürasyon yöneticisinin işi bunları takip etmektir.

Bilgisayar Mühendisi kavramı artık genel bir alanı niteler oldu. Kimse okulu bitirdikten sonra Bilgisayar Mühendisi ünvanıyla çalışmıyor. Üstelik teknolojinin gelişmesiyle o kadar farklı uzmanlık alanları ortaya çıktı ki, neredeyse hiçbirinin adında bilgisayar geçmiyor.

Peki, üniversitede Bilgisayar Mühendisliği okuyan bir öğrenci hayata atıldığında hangi pozisyonlarda çalışır?

bilgisayar mühendisiBu sorunun belki yüzlerce cevabı var. Ama en çok bilinenlerini farklı kategorilere göre cevaplandıralım. Daha fazla bilgi isteyenler, özellikle kariyer sitelerindeki pozisyonları incelerlerse birbirine benzeyen bir çok isimle karşılaşacaklardır. Yine, gelişen teknolojilere göre neredeyse her ay yeni bir pozisyon oluşuyor. Hatta ürün bazlı pozisyon isimleri bile var. Mesela iPhone mühendisi arayan bir iş ilanı ile karşılaşabilirsiniz.

Bu yazı fazla uzun olacağı için bilgisayar mühendislerinin çalışacağı pozisyonları farklı alanlara göre ayrı yazılara ayıracağım.

Aslında her pozisyonla ilgili olarak sayfalarca bilgi verilebilir. Ama maksat olabilecekleri göstermek… O yüzden, pozisyonları kısaca anlatan bilgilerle yetineceğim. Bu bilgiler bazen kendi cümlelerim olacak, bazen işin uzmanlarının sitelerinden alıntılar…

Yazımız şu bölümlerden oluşuyor:

  1. Yazılım
  2. Veritabanı
  3. Bilişim Güvenliği
  4. Donanım/Elektronik
  5. Teknik Destek
  6. Web
  7. Multimedya
  8. Diğer

Bu yazı bir başlangıç olsun. Belki ileride daha detaylı bir dokümana ya da kitapçığa dönüşür. Belki bir şekilde yazıyı okuyan bilişim profesyonelleri kendi alanları ile ilgili katkılar yaparlar. Daha doğru, daha geniş bir kaynak oluşur.

Önemli olan daha öğrencilik yıllarında uzmanlaşmaya yönelmek. Faydalı olur diye ümit ediyorum.

GÜNCELLEME: Bu yazı dizisinin PDF e-kitap şekline getirilmiş halini buradan indirebilirsiniz.

iPhone üzerinde JavaYazılımcıların bitmeyen merakı ilginç sonuçlar doğuruyor. Şurada gösterdiği ve şurada uzun uzun anlattığına göre, iPhone üzerine bir Java sanal makinesi ve web server kurarak, cihazı mobil bir java sunucuna dönüştürmüşler.

JamVM çok küçük boyutlu ve açık kaynak kodlu bir Java sanal makinesi. Ufaklığına rağmen, çoklu thread yapısını ve hatta JNI destekliyor. Jetty de tamamen Java kodlu bir web server. Bu ikisini birleştirerek iPhone üzerinde java uygulamalar yazılabilecek bir ortam oluşturmuşlar.

Aslında iPhone’un klavyesi bile yok. Ama geniş bir ekranı ve sanal klavyesi var. Bu da bir programcıyı tetiklemeye yetiyor. 🙂

iPhone bazı uygulamaların bilgilerini SQLite veritabanında saklıyor. Proje ile uğraşanlar SQLite için JDBC sürücüsü kullanarak iPhone veritabanına erişen bir uygulama da yazmışlar.

Cep telefonlarından Internet erişimi yıllardır var. Ancak ne WAP ekranları, ne de Internet Explorer ya da Opera’nın cep telefonlarının boyuna sığmaya çalışan mobil sürümleri kullanıcıları tatmin edemedi. Üstelik web teknolojileri almış başını giderken, hala mobil cihazlardaki yazılımların sayfaları render etme yeteneği yetersiz.

Daha doğrusu öyleydi. iPhone’un çıkışı kablosuz ağların yaygınlaşması ve yeni web teknolojileriyle birleşince durum değişti. Bakın NetApplications ve Cloud Four tarafından yapılan araştırmaların istatistikleri ne diyor?
iPhoneda Google

  • iPhone’un pazar payı %1 civarında. Symbian işletim sistemi kullanan telefonların pazar payı ise %40.
  • Bu yılın ilk günlerinde iPhone’lardan yapılan Google aramalarının sayısı tüm Symbian telefonlarından yapılan aramaları geçti.
  • iPhone kullanıcılarının %95’i düzenli olarak Internet’te sörf yapıyor. %51’i Youtube’den video izlemiş.
  • iPhone’dan yapılan Google aramalarının sayısı diğer herhangi bir mobil cihazdan yapılan aramaların 50 katı. Bu sonuç Google’ı o kadar şaşırtmış ki, doğru olduğuna emin olmak için log dosyalarını yeniden incelemişler.
  • Google, Yahoo, Quicken gibi büyük şirketler iPhone için özel web sayfaları ve hizmetleri hayata geçirmişler.

Üstelik bu sonuçlar iPhone 3G öncesinde böyle.

Mobil Internet kullanımının artışı web sitelerinin yapısında mobil kullanıma uygunluk için değişiklikler yapmayı gerektiriyor. Mesela Yahoo bir web sitesini hızlandırmak için daha az HTTP request yapılmasını, verilerin Gzip kullanılarak sıkıştırılmasını, Javascript ve CSS’in gömülü değil harici bir dosyadan çağırılmasını vb. öneriyor.

Bir proje yönetim yazılımı olmadan yazılım projelerini yürütmek çok zordur. Bu yüzden, ticari ya da ücretsiz bir çok proje yönetim yazılımı var.

Peki binlerce personel barındıran Google’da proje yönetimi nasıl yapılıyor?
Şurada yazılan bilgilere göre Google bu iş için bilinen bir yazılım kullanmıyor. Aksine e-mail gibi basit bir araç kullanıyor.

Her hafta Google çalışanları geçen hafta ne yaptıklarını ve bu haftaki planlarını soran otomatik oluşturulmuş bir e-mail alıyor. Şirket içinde geliştirilmiş bir program dönen e-maillerin içindeki bilgileri ayıklıyor ve düzenli bir şekilde saklıyor. Daha sonra, mesela bir sonraki hafta gelen e-mailde “Geçen hafta şu 6 işi yapacağını söylemiştin. Bitti mi?” gibi ifadeler yer alıyor.

Google zaten uzmanlık alanı olarak veri ayıklama ve anlamlandırma işi ile uğraştığından bu e-mailleri de düzenli bir yapıda saklayabiliyor. Böylece çalışanlar bir sürü seçenek işaretlemeden, kolay ve düz bir şekilde rapor vermiş oluyor.

Ayrıca bu veriler bir veritabanında aranabilir bir şekilde saklanıyor. Yöneticiler projelerin nasıl gittiğini aramalar yaparak görebiliyor. Yine bu veritabanında diğer Google çalışanları da aramalar yapıp istedikleri projeye katılmak üzere başvurabiliyor.

– Merhaba Oğuz Bey, konuşmanız çok güzeldi. Elevator pitch
– Teşekkür ederim.
– Adım Nadir Karman. Bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. Sizi ve şirketinizin başarılarını hep takip ediyorum.
– Teşekkürler. Ama şimdi gitmem lazım. Bir toplantıya yetişeceğim.
– Öyle mi? Kusura bakmayın. Ben de sizinle birkaç şey konuşabilir miyim diyecektim.
– Başka bir zaman belki.
– Aslında çok güzel bir fikrim var. Hatta bir proje desem daha doğru. Dinlemek istersiniz diye düşündüm.
– Buyrun bu kartvizitim. E-mail adresime fikrinizi yazabilirsiniz. İyi günler.
– Ama yazılı olarak tam anlatamayabilirim.
– Allah Allah. Peki. Madem öyle, bak şimdi. Şu asansörü çağırıyorum. Aşağıya beraber ineceğiz. En alt kata ininceye kadar bana fikrini anlatırsan ne ala. Anlatamazsan…

Diyelim ki, böyle bir teklifle karşılaştınız. Anlatabilir miydiniz?

İngilizce’de Elevator Pitch, Elevator Speech ya da Elevator Presentation diye bilinen, Türkçe’ye ise Asansör Tanıtım Konuşması ya da Asansör Sunumu diye çevrilebilecek bir tabir var. Daha çok girişimci insanların yatırımcıların ilgisini çekebilmek için fikrini kısa sürede anlatabilmek anlamına geliyor. Wikipedia’daki ilgili maddede bu kısa sürenin anlamı 30 saniye ya da 150 kelime olarak belirtilmiş.

Bir asansör tanıtım konuşmasında olması istenen üç temel bilgi var : Fikir (ürün, çözüm, proje) nedir? Yatırımcı için faydası nedir? Siz (ya da şirketiniz) kimsiniz? Bu üç bilgi için fikir ve faydayı birleştirip üçüncü olarak daha fazla bilgiye nasıl ulaşılabilir sorusunun cevabını ekleyenler de var.

Şu yazıda iyi bir asansör konuşmasının 9 özelliğinden (Nine C’s) bahsetmiş:

  1. Concise : Az ve öz olmalı
  2. Clear : Herkes tarafından anlaşılır olmalı
  3. Compelling : Çözmeye çalıştığınız problemi iyi açıklamalı
  4. Credible : Bu problemi çözebileceğiniz konusunda ikna edici olmalı
  5. Conceptual : Konuyu genel olarak anlatabilmeli
  6. Concrete : Hayali bir şey olmamalı, uygulanabilir olmalı
  7. Consistent : Tutarlı olmalı
  8. Customized : Farklı şekillerde anlatılabilmeli
  9. Conversational : Paragraf gibi değil, anlaşılabilir kısa cümleler veya soru cevap şeklinde olmalı

Bu konu ile ilgili olarak bir de Türkçe kaynak verelim. Ayrıca Internet’te yüzlerce yazılı, sesli ve görüntülü kaynak bulabilirsiniz.

Yalnız, başka bir nokta daha var. Herhangi bir tanıtımla ilgili olarak kısa sürede söyleyebilecek sözünüz var mı?

  • Kendini kısaca tanıtır mısın?
  • Çalıştığın şirket ne iş yapar?
  • Yazdığın program ne işe yarar?
  • Senin için …. kelimesi ne ifade ediyor?
  • …. konusunda fikrinizi alabilir miyim?

Deneyin bakalım, 30 saniyede ne anlatabiliyorsunuz?

  • ipaqim.com güzel bir kaynak. xda-developers ise fevkalade…
  • Öncelikle HP BIOS güncellemesini ve pil süresi çözümünü yüklemek lazım.
  • İBB CepTrafik programı sorunsuz çalışıyor. Sağolsun yapanlar 😉
  • Her smartphone için lazım bir uygulama Smart Toolkit. Önemli ihtiyaçlardan birisi farklı saatlere kurulabilen bir alarm programıydı. Smart Toolkit’in böyle bir özelliği de var. Ayrıca otomatik tuş kilidi, Windows benzeri menüsü ve kısayolları çok kullanışlı. Hele analog saat şeklinde bir ekran koruyucusu var ki, tam sanat eseri…

IPAQ 514
Windows Mobile’ın en güzel özelliklerinden birisi rehberde arama yaparken birkaç harf yazdığınızda sadece baş harflerini değil, ismin içinde herhangi bir yerde geçen kişileri de göstermesi. Gerçi bu özellik kimisi için kullanışsız geliyor ama rehberiniz kalabalıksa çok faydalı.

Eğer hala aradığınız numarayı bulamıyorsanız, o zaman SmartPhone Find programını yükleyeceksiniz. Telefonun her yerinde metin araması yapabiliyor.

Öncelikle eski telefondaki numaraları Excel’e aktardım. Üzerinde düzenlemeler yapıp Outlook’a almaya çalışınca nedense Outlook kabul etmedi. Excel dosyasını CSV olarak kaydedip, içini editörle açarak noktalı virgülleri virgüle dönüştürdüm. (Bölge/Dil ayarı Türkçe ise, Excel noktalı virgül olarak kaydediyor.) Outlook’a bu sefer düzgün aldı. Senkronizasyon sonrasında telefonun rehberi harika oldu. Hele (Şirket sütununu kullanarak) rehberdeki kişileri kategorize etmişseniz daha güzel oluyor. Çünkü telefondaki Kişiler uygulamasının şirkete göre gruplandırma özelliği var.

Telefonun rehberinde hem Outlook hem de sim kartı numaralarını gösteriyor. Eğer sim kartındaki numaraları görmek istemiyorsanız, telefonun registry’sinde bir ayarı değiştirmeniz gerekiyor. Bu işlem için iki yöntem kullanılabilir:

  1. CERegEditor programını bilgisayarınıza yüklersiniz. Programı çalıştırıp telefona bağlandıktan sonra, HKEY_CURRENT_USER – Control Panel – Phone yolunu izleyip oradaki ShowSIM seçeneğinin değerini 0 yaparsanız artık SIM karttaki numaralar görünmeyecektir.
  2. Diğer ve daha kolay yöntem ise, OS RegTweaker programını indirip telefon içinden çalıştırmak. Yazılım telefonun derinliklerine hükmetmenizi sağlıyor. İlk sayfadaki Show SIM Contacts seçeneğini off yapıp değişiklikleri uyguluyoruz. (Apply Tweaks)

Kablosuz ağ özelliği bayağı becerikli. Kullanıcı doğrulamalı proxy ve Linux firewall üzerinden Internet’e sorunsuz çıkabiliyor.

Her türlü şifre, parola vb. bilgilerinizi güvenli bir şekilde saklamak için ücretsiz ve açık kaynaklı Keepass uygulamasını kullanabilirsiniz. Programın Windows Mobile sürümü de var ve hem yetenekli hem de kullanması kolay bir uygulama.

Telefonla gelen Office Mobile programı yeni dosyalar oluşturmaya izin vermiyor. Bunun için geliştirilmiş Modaco DoNew adlı çözümü yükleyerek bu sorunu da aşabiliyoruz.

Türk insanının pek alışık olmadığı halbuki mesela ABD’de çok popüler olan önemli bir ihtiyaç da kişisel finans/gelir gider uygulamaları. Quicken neredeyse her Amerikan vatandaşının bilgisayarında yüklüdür. Bilgisayar başında olmadığımız saatlerde ise Windows Mobile yüklü cep telefonları gelir-gider takibini yapabilmek için çok uygun aletler. Bir mobil uygulama yükleyerek her yerde kullanabilir ve “hesabınızı bilirsiniz.” Nitekim ücretli ve ücretsiz yüzlerce İngilizce uygulama var. Hiç Türkçe uygulama – en azından smartphone için – bulamadım.
KeepSavin
Denediğim ücretsiz onlarca program içinde en kullanışlı olanı KeepSavin’ idi. Ufacık boyutlu ama çok güzel özelliklere sahip. Açılırken direkt o günün tarihiyle harcama giriş ekranı geliyor. Çoklu giriş özelliği sayesinde arka arkaya hızlı gelir/masraf kaydı yapılabiliyor. İşlemler kategorilere ayrılabiliyor. Farklı döviz türleri kullanılabiliyor. İşlemlere detaylı açıklama girilebiliyor. Günlük ve aylık harcama raporları alınabiliyor. Raporlar CSV ve Quicken formatlarında bilgisayara aktarılabiliyor. Velhasıl tam işini yapan bir uygulama.

Program güzel ama simgesi biraz can sıkıcı. Windows Mobile içindeki herhangi bir uygulamanın simgesi değiştirilemiyor. Kısayol programları kullanılabiliyor ancak bunlar genelde ücretli ve bir programın daha hafızada çalışıyor olması anlamına geliyor. Neticede vardığım çözüm şöyle oldu:

  1. Telefonda kurulu programın EXE dosyasını bilgisayara alıyoruz.
  2. Ücretsiz ResHacker programını indiriyoruz. Bu program EXE dosyalarının içindeki simgeleri dışarı alabiliyor ya da bu simgeyi bir başkasıyla değiştirebiliyor.
  3. Internet’ten -mesela şuradan – bir simge dosyası (ICO uzantılı) buluyoruz.
  4. EXE dosyasının simgesini değiştireceğiz ancak, WM6 programları güvenlik için imzalanmış (signed) olduğundan değişiklik sonrasında program çalışmıyor. Sorunu aşmak için imza sökücü programımızı indiriyoruz. Bu program MS-DOS komut satırından çalışıyor. Dosyanın adını parametre olarak veriyor (unsigner keepsavin.exe) ve çalıştırıyoruz.
  5. Şimdi ResHacker’i kullanarak EXE dosyamızı açıyor ve Action menüsünde Replace Icon seçeneği ile simge dosyamızı programın içine yerleştiriyoruz.
  6. Sonrasında geriye EXE dosyayı tekrar telefona kopyalamak ve telefonu kapatıp tekrar açmak kalıyor.

Telefonun içine işletim sistemi koyarsanız böyle oluyor işte… Bu macera burada bitmez.