- Günümüzdeki bilgisayar mühendisliði dersleri yeterince sýký deðil, iyi düþünme ve problem çözmeyi teþvik etmiyor. Aksine derslere katýlýmý kolaylaþtýrmak için içerik daha da basitleþtiriliyor.
- Mesela, ilk dil olarak Java’nýn öðretilmesi bu süreci hýzlandýrýyor. Özellikle de grafik arayüzlerinin kullanýmý öðrencileri arka plandaki kaynak kodu anlamadan sürükle býrak kolaycýlýðýna itiyor.
- “Matematik eðlenceli deðil, derslerdeki oranýný düþürelim. Algoritma zor, gerek yok. Hazýr kütüphaneler zaten var. Sonra insanlar görsel güzelliðe önem veriyor. Komut satýrýný boþverin” anlayýþý yerleþiyor.
- Eski yazýlýmcýlardan biri yeni mezun olmuþ çalýþanýna hatayý bulmak için “call stack” a bakmasýný söylediðinde “böyle bir þey duymadým” dediðini anlatýyordu.
- Bir Java kitabý alýyorsunuz, 1200 sayfa. Ama içinde 300 sayfa komutlar kalan 900 sayfa hazýr kütüphaneler… Bu yazýlým mühendisliði deðil, tüketici düzeyi programcýlýk…
- Eðer öðrenciler okula gelip, Java’yý, hazýr kütüphaneleri ve web programcýlýðýný öðrenip býrakacaklarsa, bu bir iþe yaramaz. Yetenek gerektirmeyen iþleri, daha ucuza çalýþýlan ülkelere kaydýrýrsýnýz, olur biter.
- Yani, bugünün hazýr kod programcýsý, yarýn pizzacý olur.
- Yazýlým mühendisi olacak kiþinin zor problemlerle uðraþmaktan zevk almasý, ilginç algoritmalar üretmesi, zekice veri yapýlarý oluþturabilmesi lazým. Problem çözmekten sýkýlan adam bizim aradýðýmýz adam deðil.

Kýsaltarak çevirdiðim bu yazýda, New York Üniversitesi’nin kýdemli profesörlerinden Robert Dewar Amerikan öðrencilerinden bahsediyor. Ancak sanki yazýlanlar bize pek yabancý deðil. Ne dersiniz?