Sanal Dünyalar Forumu (Virtual Worlds Forum) 23-26 Ekim tarihleri arasında Londra’da yapıldı. Foruma 80’den fazla üzerinde uluslararası konuşmacı, 23 ülkeden 480 uzman ve dinleyici katıldı.

Second Life ile popülerleşen sanal dünyaların geleceğinin konuşulduğu forumda çok güzel sunum ve oturumlar var. Resmi blog sitesinden olup bitenleri ve konuşmaların mp3 halini takip edebiliyorsunuz.

Çok enteresan başlıklar var, keşke mümkün olsa da, tüm konuşmaların transkriptlerini yayınlasalar…

İlgimi çeken konulardan bazı başlıklar…

  • Sanal dünyalarda şu anda ikinci dalga yaşanıyor. Önce, herkes merakla daldı, şimdi ise düzenli yatırımlar ve iş fikirleri tartışılıyor.
  • Sanal Dünyalar Forumu

  • Google bu işe de el atmış. Kendi sanal dünyasını yazıyor. Bu, resmen doğrulanmasa da, foruma katılanlar diyor ki : “Yazdıklarını biliyoruz, çünkü arkadaşlarımızı işe aldılar.” Gelirini reklamdan elde eden Google’ın böyle bir cennete el atması beklenirdi.
  • Sanal dünya tasarımlarının gerçek hayatta üretilmesi planlanıyor. Mesela Armani’nin sanal dükkanında beğendiğiniz bir giysi gerçekte de üretilebilecek. Şimdilik garip geliyor ama 3 boyutlu yazıcıların yaygınlaşmasıyla buna da alışacağız sanırım.
  • Pazarda yeni hedef çocuklar ve gençlere özel sanal dünyalar tasarlamak… Çünkü “gençler sanal dünyalar hakkında konuşmuyor, direkt gidip katılıyor.”
  • Cep telefonu ve mobil cihazlar sanal dünyalarla iletişim için kullanılacak. Mesela Second Life’ta o sırada online olmadığınızda size gelen bir mesaj cep telefonunuza da SMS olarak gelecek. Ya da, Windows Mobile üzerinde çalışan bir Second Life sürümü düşünün. Hatta Japonya’da böyle bir şey yapılmış bile…
  • Sosyal ağlarla sanal dünyaları birleştirecek çözümler aranıyor. En büyük sorun, genelde sosyal ağlarda gerçek bilgiler kullanılırken, sanal dünyalarda gizli ve bilinçaltı karakterler kullanılıyor.
  • Sanal dünyalar ve bağımlılık ya da asosyalleşme önümüzdeki yılların çok tartışılan konuları olacak.
  • Oyuncakçılar sanal dünyaları keşfetti. Barbie ve Lego bunun ilk örnekleri… Yine hedef çocuklar. Şimdiden bir iki örnek var. Daha önce bahsettiğimiz “shifthappens” sunumunun yeni versiyonunda geçen bir cümleye dikkatinizi çekerim: “Amerika’da bugün 4 yaşındaki çocukların %70’i bilgisayar kullandı. ”
  • Çocuklar gibi ileride diğer bir hedef yaşlılar… Çünkü yaşlılarda duygusallık yüksek ve boşa harcayacak çok paraları oluyor.
  • Amerika’da büyük şirketler toplantı ve eğitimler için gittikçe artan bir oranda sanal dünyaları kullanmaya başladı. Mesela işe girdiğinizde size aynı zamanda bir Second Life hesabı açılıyor ve ilk eğitimlerinizi orada alıyorsunuz. Sıradışı değil mi? Bu durum tabii başka bir konuyu gündeme getiriyor. Ya o karakterinizi kullanarak iş dışında da Second Life’ta bir şeyler yaptıysanız? (ki muhtemelen yapacaksınız.) Şirketiniz sizi izler mi?

Şu dünyada ( hangisinde 🙂 ) neler oluyor…

Aslında sanallaştırmadan bahsederken geleceğin teknolojisi olarak anlatmak yanlış. Çünkü neredeyse 40 yıldır varolan bir terim ve kullanım… Ancak, son dönemde yeni geliştirilen özellikler ve donanım teknolojileri sayesinde yeniden popüler oldu. Gelecekte özellikle iş uygulamalarında yıldızı parlak olacak.

Sanallaştırma (Virtualization), en basit haliyle, bir bilgisayar üzerinde birden çok işletim sistemini aynı anda çalıştırmak olarak tanımlanabilir. Örneğin Windows XP yüklü bilgisayarımızda, bir pencere içinde Linux çalıştırabilir ve tüm donanım özelliklerini Linux içinden de kullanabiliriz.

Sanallaştırma işlemi bir çok amaçla kullanılıyor. Örnek vermek gerekirse;

  • MS-DOS için yazılmış bir programı yeni bir bilgisayarda program üzerinde değişiklik yapmadan çalıştırabiliriz.
  • Güçlü bir bilgisayara birden çok işletim sistemi kurarak donanım maliyetlerinden tasarruf edebiliriz. Bir firmanın sayfasında %70’e kadar maliyet düşüşünden bahsediliyor.
  • Bir uygulamayı sanal işletim sistemine kurup, daha sonra fiziksel bir değişiklik gerektiğinde, örneğin yeni bir ana bilgisayara geçilirken sanal işletim sistemini durdurup, işletim sistemi dosyasını yeni bilgisayara taşıdıkta sonra tekrar çalıştırarak kaldığımız yerden devam edebiliriz.

SanallaştırmaSanallaştırma işlemi değişik seviyelerde yapılıyor. Mesela platform sanallaştırması bir bilgisayarda birbirinden bağımsız işletim sistemlerini kaynakları paylaştırarak çalıştırmayı sağlıyor. Çok detaylı bir konu ama şöyle bir örnek verebiliriz: 8 işlemcili bir bilgisayara 8 ayrı sanal işletim sistemi kurup her birine ayrı işlemciler ve RAM kaynakları tahsis edilebiliyor.

Son dönemde hosting şirketleri bu yöntemi kullanarak isteyenlere sanal özel sunucu denilen (VPS) bir hizmet sunmaya başladılar.

Bu konuda pazarın güçlü oyuncusu VMvare hakkında bir teknik doküman şurada yer alıyor.

Ayrıca Microsoft’un stratejileri ve diğer bir oyuncu Xen hakkındaki bu sunum teknik anlamda faydalanılabilecek kaynaklar…

Sektördeki bir çok firma, sanallaştırma alanında çalışmalar yapıyor. Neler olup bittiğini anlamak için bu ve bu yazıları okuyun. Amerika’daki bir araştırma şu anda En büyük 1000 firmada %29 oranında sanallaştırmaya ilgi duyulduğunu gösteriyor.

Yazı içindeki bağlantılardan bu konu ile ilgili bir çok detay öğrenilebilir. Gelelim, bir bilişim öğrencisi için gelecekte bu konuda ne gibi fırsatlar olduğuna…

Donanım, ağ ve işletim sistemleri konusunda kariyer yapmak isteyen öğrenciler sanallaştırma üzerine geleceklerini kurabilirler. Bu noktada öğrenilecek çok şey var. Öncelikle şu harika makale okunmalı. Daha sonra, makalede geçen ürün ve kavramlar (hypervisor gibi) hakkında detaylı bilgiler edinilmeli. Uygulamalı çalışmalar yapılmalı. Teknolojik gelişmeler ve etkinlikler yakından takip edilmeli.

Yazılım üzerinde kendini geliştirecek öğrenciler için de sanallaştırma büyük fırsat… Sanal makineleri yönetecek uygulamalar, sanal makineler arası haberleşme ve transfer yapacak uygulamalar, yedek alma, web üzerinden sanal makinelere ulaşım uygulamaları geliştirilebilecek yazılımlardan birkaçı… Bunların bir kısmı zaten yazılmış durumda ama genelde üst düzey uygulamalar…

Bir diğer alternatif, kendi sanal sisteminde çalışacak uygulamalar geliştirmek… Programı tüm özellikleri ile geliştirip, müşterilere olduğu gibi sanal sistemiyle veriyorsunuz. Dosyayı sanal sunucusunda çalıştırdığında hazır kurulu uygulama olarak kullanabiliyor.

Bunlar şu anki vizyonla üretilmiş fikirler… Konu ile ilgili teknik bilgiler derinleştikçe çok uç noktalara ve çözümlere ulaşılabilir. Bu da size kalmış.

Bu makalenin çıkış noktası aslında Microsoft’un yeni işletim sistemi Windows 7’nin çekirdeğini tanıtmasıydı. Windows 7 çekirdek düzeyinde sanallaştırma destekleyecek. Bu noktada rakip taraftan RedHat Linux ekibinin teknik şefi gelecek vizyonu özetliyor:
“Varolan modeli değiştirmeye çalışıyoruz. Normalde, işletim sistemini alırsınız, sanal sunucu programını alırsınız ve sistemi kurarsınız. Halbuki daha entegre sistemler kurulmalı”.
Yani, sanallaştırma yeteneklerini içinde barındıran ve işlemcilerle en alt düzeyde haberleşerek maksimum performansı sağlayan işletim sistemleri…
Önümüzdeki yıllar masaüstü sistemlerde sanallaştırmanın parladığı yıllar olacak. Donanım ve sistem yazılımı alanında geleceğini kurmak isteyen öğrenciler için sanallaştırma uzmanlığı iyi bir fırsat…

Pownce bir tür web tabanlı paylaşım platformu.

Dosya, link, etkinlik ve mesaj gönderim imkanı sunan servis, oluşturduğunuz sosyal ağınız dahilindeki kullanıcılarla web üzerinden ya da masaüstü uygulaması ile paylaşım gerçekleştirebilmenizi sağlıyor.

Pownce’nin programcısı, programı yazarken yaşadığı uygulama geliştirme tecrübelerini paylaşmış.

Özetle şöyle diyor:

  1. Teknolojiyi doğru seç. Biz Python üzerinde Djangoyu seçtik. Amazon’un S3 servisini kullandık. Adobe AIR’i kullandık. Avantajları …..(detayları orada okuyun)
  2. Az adamla çok iş yap. Kısa bitiş hedef süreleri koy. Herkes birden fazla rol üstlensin.
  3. Açık kaynak kodlu uygulamaları kullan. Başkaları bu uygulamaların sorunlarını çözmüşlerdir. Büyük ihtimalle de senden daha akıllıdırlar.
  4. Tüm bilgi kaynaklarını kullan. Arkadaşlar, IRC, forum siteleri ne varsa… Toplululuklara üye ol.
  5. Veritabanına önem ver. Önbellekleme (cache) kullan. Sorguları kuyruğa al, sırası geldikçe işle. Kayıtları lazım olduğu sayıda çek, limit koy. İndeks kullan. Basitleştir. Gereksiz sorguları ele.
  6. Sorunlara hazır ol. Çabuk cevap ver. Yedek al. Versiyon kontrol sistemleri kullan.
  7. Yazdığın uygulamayı kullananlarla iletişim içinde ol. Kodun durumunu bilsinler. Hata bildirimine açık ol. Hataları düzelt. Verdiğin bitiş hedeflerine uy.
  8. Büyümeye hazır ol. Uygulamanın tasarımını buna göre yap. Gerektiğinde büyük değişiklikler yap.

Geleceğin teknolojileri çalışmasına başlarken, okulu bitirdikten sonra ne olacağını düşünen mühendisleri hedef alarak başlamıştım.

Youtube’de karşılaştığım Bugünün öğrencilerine bir bakış videosu aslında sorunun çok daha evrensel olduğunu gösteriyor. Video ingilizce ama müthiş bir kurguyla hazırlanmış. İşte videodan bazı alıntılar:

  1. Bana verilen okuma ödevlerinin %49’unu yapıyorum. Sadece %26’sı hayatımla ilgili…
  2. Hiç kapağını açmayacağım yüzlerce dolarlık ders kitapları satın alıyorum.
  3. Bu yıl 8 tane kitap okuyacağım ama bunun yanında 2300 web sayfası ve 1281 facebook profiline bakacağım.
  4. Bu yıl ders için 42 sayfa yazarken, 500 sayfadan fazla email yazacağım.
  5. Bir günde yapacaklarım toplam 26.5 saat tutuyor, bu yüzden de bir çok işi aynı anda yapacağım – yapmak zorundayım-
  6. Mezun olduğumda büyük ihtimalle bugün daha varolmayan bir mesleği yapacağım.
  7. Çoğu derste vaktimi facebook’la geçiriyorum. Dizüstü bilgisayarımı okula getiriyorum ama dersle ilgili şeyler yapmıyorum.

Videonun yorumları çok ilginç. Mesela birinde diyor ki,

“İddia ediyorum üniversite öğrencilerinin %80’i okul bitince ne yapacağını bilmiyor.”

bir diğerinde

“Harika bir okul derecem var ve ben de hayatta ne yapacağımı bilmiyorum. Ayrıca ben de derslerde facebook ile uğraşıyorum. “

Tecrübeli bir .Net programcısısınız.
ASP.Net kullanarak bir sürü uygulama geliştirdiniz.
ASP.Net’in çalışma mantığını anlamak ve programınızı yazabilmek için uykusuz geceler geçirdiniz.
Değişik tasarım modelleri öğrendiniz. Programınızın daha anlaşılır ve bakımı kolay olması için envai çeşit model denediniz.
Bu işten para da kazandınız.

Neden Ruby On Rails öğrenmek isteyesiniz ki?

Yazı böyle başlıyor. Senelerini .Net üzerinde program yazarak geçiren bir yazılımcının Ruby on Rails öğrenmeye kalkması ve sonrasında yaşadıklarını anlatıyor.

Yazının kendisini okuyun. İngilizce ama akıcı ve anlaşılır.

Okuyamayacaklar için ben başlıkları özetleyeyim:

  • Derlemek yok, her şey runtime olarak çalışıyor.
  • Classları genişletmek çok kolay.
  • Tip tanımlama zorunluluğu yok.
  • Ajax içine gömülü geliyor.
  • Veritabanından bilgi çekmek ya da veritabanına yazmak için bir sürü model oluşturmaya gerek yok.
  • Transaction yönetimi çok kolay. Veritabanının istediğiniz haline rollback yapabiliyorsunuz.
  • Wrapper class oluşturmak gibi bir dert yok.
  • Her şey nesne, classların kendileri bile…

Yazının sonunda ilginç bir yorum var:

“Being a 5 year .Net guy married (was) to the MS way… I’ve been using Rails extensively for the last 3 months… It’s now incredibly painful to return to c#. I’ve going to begin using IronPython for all my .Net requirements now.”
“5 yıldır .Net ile neredeyse evli olan ben, 3 aydır Ruby on Rails kullanıyorum. Şimdi c#’a geri dönmek ne kadar zor geliyor. .Net ile ilgili ihtiyaçlarım için de IronPython kullanacağım.”

Bilgisayar mühendisliğinde okuyorum. Henüz hangi alana yönelmem gerektiğine karar veremedim. C# mı öğrenmeliyim, Java mı? Web işine girsem olur mu? Robotla mı uğraşsam, ağ yönetmeyi öğrenip Cisco ya da MCSE mi alsam? Ben gelecekte ne olacağım?

Bugün bir çok üniversite öğrencisi aynı duyguları bir şekilde yaşıyor olmalı… Okul bittikten sonra, başdöndürücü bir hızla ilerleyen teknolojinin neresinden tutulabilir sorusunu cevaplamaya çalışalım. Hedef para kazanmak, çok para kazanmak, şöhret kazanmak, kendimizi tatmin etmek, sadece millete hizmet etmek, yeni buluşlar yapmak gibi çok çeşitli bir yelpazede olabilir. Amacımız bilgilendirmek… Seçimi yapıp geleceğine karar vermek okuyanlara kalmış.
Yazı çok fazla link içeriyor. Onlara bakarken konudan kopmamaya çalışın.

Önce Geleceğin 10 Web Eğilimi ile başlayalım:

1- Semantik WebWeb 3.0

“Web için bir hayalim var, öyle ki bilgisayarlar web üzerindeki bütün veriyi, içerikler, linkler ve insanlarla bilgisayarlar arasındaki bütün işlemler gibi, analiz etmeye muktedir olacaklar. Henüz ortaya çıkmamış olsa da, ortaya çıktığı zaman Semantic Web ticaretin günlük mekanizmaları, bürokrasi ve günlük yaşamlarımız birbiri ile konuşan makinalar tarafından yürütülecek. İnsanlığın asırlardır konuşup durduğu “akıllı ajanlar” nihayet gerçekleşecek.”

Internet’in mucidi olarak adlandırılan Tim Berners Lee’nin ortaya attığı bu kavram yukarıdaki sözlerinde açıkça anlaşılıyor.

Temel olarak, tüm web uygulamaları belirli protokolleri kullanarak içerik üretecekler. Bu içerik başka site ve uygulamalar tarafından erişilebilecek ve bir araya getirilebilecek. Şu sayfadan aldığım metni paylaşayım:

“Semantik Web Projesinin amacı, internetteki milyonlarca bilgiyi tasniflemek. Örnek olarak, internetin ve e-ticaretin bu yüzyıl içinde katedeceği yolu göz önüne alırsak, ilk kitap siparişini 18 yaşında yapan bir kişi, 50 yıl sonra 68 yaşında geldiğinde internetten yaptığı tüm siparişlerin dökümünü alabilir, bunları ürün tipi veya satıcı bazında tasnifleyebilir. “

Son olarak, şu yazı güzel bir açıklama olabilir.

2- Yapay Zeka

Bilgisayar tarihinin en eski konularından birisi olan yapay zeka hakkında google’da tonlarca sonuç bulabilirsiniz. Yapay zekanın web üzerinde kullanımı ise genelde arama motorları, siteler için akıllı yardımcılar, borsa vb. analiz yazılımları gibi uygulamalarda görülüyor. Arama motorlarına örnek olarak hakia, site içi yardımcılara örnek olarak Botego verilebilir.

Yapay zeka kullanılarak web sitelerinin sınıflandırılması hakkında şu bildiri güzel fikirler veriyor.

3- Sanal Dünyalar

Second Life sanal dünyaların geleceği hakkında herkese bir fikir verdi. Daha şimdiden onlarca sanal dünya var. Barbie bebekler için bile bir site kuruldu. Gartner, 2011’de Internet kullanıcılarının %80’inin bir sanal dünya üyeliği olacağını tahmin ediyor. Bunlar korkutucu ama büyük ihtimalle gerçekleşecek tahminler…

Yazılımcı, tasarımcı ya da ağ uzmanı her ne olursanız olun, bir sanal dünya üretmek, üreten takımlarda yer almak gelecekte iş yapacak.

4- Mobil araçlar

Son dönemde mobil yazılım üretme ile ilgili kütüphaneler, APIler, bağlantı teknolojileri o kadar arttı ki; gelecekteki popülariteyi tahmin etmek artık hiç zor değil.

Önümüzdeki yıllarda, çok özellikli telefonlar, cep telefonundan TV izleme, uydu haritaları temelli hizmetler (GPS, alışveriş, yaşanılan yere bağlı resmi ya da ticari servisler), iPhone + torunları + rakipleri hepimizin konuştuğu bazılarının da üzerinde iş yapıp para kazandığı konular olacak.

5- Kullanıcıya özel hizmetler

İlgilendiğiniz alan ya da ürünlerle ilgili olarak size sürekli bilgi veren, fırsatları haber veren, tavsiyelerde bulunan ve sizi devamlı bir tüketime iten yeni şirketlere ve servislere hazır olun.

Evlere DVD servisi, Internet üzerinden davet vb. organizasyon hizmetleri, sizin adınıza piyasayı takip edip indirimleri bildiren alışveriş yardımcıları bugün işe yarıyorlar. Gelecekte daha gelişmiş yetenekleriyle yine işe yarayacaklar.

Bu konuda İngilizce detaylı bir yazıyı şurada okuyabilirsiniz.

6- Web servisleri

Aslında diğer konularla bağlantılı olarak, burada bahsettiğimiz servisler web sitelerinin içeriklerini dışarıya belli API kütüphaneleri yoluyla vermeleri… Mesela Amazon’un, Flickr’in REST API’si kullanmaları gibi… Microsoft’un SOAP’ı gibi…

Servis yönelimli mimari konusunda şu yazıyı, REST ve SOAP karşılaştırması için şu İngilizce yazıyı okuyun. Fazlası için araştırma yolu açık…

7- Online Video ve Internet Televizyonu

Youtube’den sonra Internet’in gidişi değişti. İnsanlar çektikleri ya da elde ettikleri videoları deli gibi online ortama göndermeye başladı. Araştırmalar gösteriyor ki, şu anki çılgınlık önümüzdeki yıllarda yaşanacak olana nispeten hiç bir şey. Bu sektörden nasıl para kazanılacağı konusu tam olarak netleşmiş değil. Ama özellikle reklam gelirleri çok siteyi zengin ediyor.

Yeni bir konsept de Internet televizyonu… Bağlantı hızlarının artmasıyla, 3-5 yıl içinde resmen patlama yapacak. Özellikle senelerdir söylenen, “istediğin zaman, istediğin programı seyret” formatlı yayın sistemi günlük alışkanlık haline gelecek. Joost’un görüntü kalitesini izleyen bilir. Teknik altyapısını ise şu youtube videosundan anlamaya çalışabilirsiniz. Yakın gelecekte Internet bağlantılı kutular içinde joost yüklü olarak gelecek ve televizyona bağlayarak yayınlar izlenebilecek.

Tabii bunları anlatırken amacımız “adamlar yapmış” demek değil, yarın hangi işyerinde çalışacağınızı ya da kendinize nasıl bir iş kuracağınızı belirlemeniz…

8- Zengin Internet Uygulamaları (RIA)

Bu konuda direkt alıntı yapayım:

Browser ortamının getirdiği teknik kısıtlamalar nedeniyle web uygulamaları kullanıcıların beklentilerini ve standart masaüstü uygulamaların sunduğu interaktiviteyi karşılamada yetersiz kalması üzerine Zengin İnternet Uygulamaları (RIA – Rich Internet Applications) konsepti ortaya çıktı.

Zengin İnternet Uygulamalarının Sunduğu Avantajlar :

  • Kullanıcıları sezgisel olarak yönlendirebilen ve gelişmiş interaktiviteye sahip olan kullanıcı arayüzleri.
  • Yüksek kalitede görsel efektler ve animasyonlarla desteklenebilen raporlama ekranları, grafikler ve tablolar.
  • Hızlı kullanıcı arayüzleri
  • Platform bağımsızlık
  • Çok kullanıcılı sistemlerde kolay kurulum
  • Genişlemeye müsait modüler altyapı.


Zengin Internet uygulamalarının bugün bilinen en iyi örneği gmail uygulaması… Gelecekte çok daha farklı seçenekler ise geliyor. Buyrun Adobe AIR platformu ve Flex, Microsoft WPF ve Silverlight, Ajax, OpenLaszlo

9- Uluslararası Web

Şu anda özellikle Internet altyapısı sebebiyle, ABD en büyük Internet kullanıcısı… Ancak önümüzdeki yıllarda bu denge değişecek. Çünkü diğer ülkelerdeki Internet kullanıcıları sayısı gittikçe artıyor.

Yapılan bir araştırmaya göre, Amerikan sitelerinin trafiğinin dörtte üçü uluslararası ziyaretçilerden geliyor. Dolayısıyla önümüzdeki 10 yıl içinde, ABD dışındaki ülkelere yönelik içerik ve hizmetler, sitelerin farklı dillere çevrilmesi gibi çalışmalar önem kazanacak.

10- Kişiselleştirme

Birçok site kişiselleştirme hizmeti veriyor ama Google iGoogle hizmetini devreye soktuğunda çok ses getirmişti. Hemen “anahtarlarım nerede” esprisi devreye girdi.

Ekranınızı istediğiniz gibi düzenlemek, e-maillerinizi farklı kategorilerde takip edebilmek, alışveriş sitesinde size özel sayfalar ve teklifler görmek kişiselleştirme denildiğinde akla gelenler…

Güvenlik ve kişilik hakları sebebiyle henüz çekimser yaklaşılsa da, daha çok insan bilgilerini online ortama aktardıkça bu sektör iyice şekillenecek.

Özetle web ile ilgili tahminler böyle…
Karşılaştığım bir yazı üzerine başlayan konu gelişerek bayağı büyüdü. Farklı alanlardaki “geleceğin teknolojilerine” başka yazılarda değiniriz.