TELEVİZYONDAKİ REKLAMLAR KALDIRILMALI!

İki defa Pulitzer Ödülü kazanmış, tanınmış yazar Norman Mailere bir soru soruldu: Amerikayı daha iyi bir hale getirmek için tek birşey yapmanız istense ne yapardınız? 82 yaşındaki sosyal gözlemci yazarın cevabı şu: Televizyondaki reklamlar kaldırılmalı.

Bu da nereden çıktı? diye düşündünüz belki. Yazarın bu konudaki fikirleri şöyle özetlenebilir:
Öğrencilerin kitaplara ilgisi azalmıştır. 2002 yılında, yıl boyunca liselilerin okudukları kitap sayısında yirmi yıl öncesinin verilerine göre yüzde 25ten fazla düşüş var. Okuma sevgisinin azalması okuma kaabiliyetini yokeder. Okuma kaabiliyeti öğrenme kaabiliyeti ile doğrudan bağlantılıdır. Okumayı seven çocuk okulda başarılı olur.
Okurken zihnin bir yere toplanması, yani konsantrasyon bilgiye giden en esaslı yoldur. Çalıştırılan kasların gelişmesi gibi o da kullanılırsa gelişir. Faaliyet halindeki çocuğun konsantrasyonu güçlü olur.
Altmış yıl önce çocuklar saatler boyu kitap okuyabilirdi. Okudukça daha iyi okuyucu olurlardı. Onların konsantrasyon kaabiliyetleri nefes almak gibi olağan bir şeydi. Televizyonun ortaya çıkışı konsantrasyonun tabiatını değiştirdi. Artık saatler boyu televizyonun karşısında oturmaktadırlar. Fakat televizyon seyrederek de konsantre olma kaabiliyetlerini geliştirebilirlerdi, çünkü televizyon ve kitabın ortak bir paydası vardır: İkisinde de bir şey anlatılır.
Televizyonun ilk yıllarında, dikkatini ekrana veren çocuğun okumaya ilgisinin de artacağını umud ettik. Televizyon kendi başına kalsa idi, yani kesintiye uğramayan programlardan ibaret olsa idi bu olacaktı, fakat çok geçmeden programlar bitmez tükenmez kesintilere uğramaya başladı: Reklamlar ortaya çıktı. Bugün her akşam saat 8 ile 11 arasında 52 dakika reklam vardır; yani her 7, 10 ya da 12 dakikada bir, çocuğun ekranda olan bitenlere yönelmiş dikkati reklamlar tarafından kesilir.

Çocuk en ilgi çekici hikâyenin bile biraz sonra, üç dakikanın içine sığdırılan türlü türlü oyuncak, yiyecek, içecek, eğlence, araba reklamlarıyla kesileceğini bilince konuya konsantre olmanın kendisine faydası olmadığı inancını geliştirir, uyuşuk bir halde televizyonun karşısında oturmaya alışır, böylece öğrenme melekeleri dumûra uğrar. Ve başarısız öğrenciler ortalığı doldurur.

—–

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir