KARINIZA ORTAK ÝSTER MÝSÝNÝZ?

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Dil Kültürü

Üniversitede þapka iþaretinin kaldýrýlmasýný savunan prof. a öðrencileri tahtaya þunu yazý yazarak cevap vermiþ:
Hocam karýnýza ortak olabilir miyiz?

2000 yýlýnda yayýmlanan Ýmlâ Kýlavuzu’nun “Ünlüler üzerinde düzeltme iþareti” bölümüne göre (s. 7) düzeltme iþaretinin kullanýldýðý yerler

1. Yazýlýþlarý bir, anlamlarý ve okunuþlarý ayrý olan kelimeleri ayýrt etmek için, okunuþlarý uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme iþareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayý), âdet (gelenek, alýþkanlýk); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); aþýk (ayak bileðindeki kemik), âþýk (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargýç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanýn kýz kardeþi), hâlâ (henüz); þura (þu yer), þûra (danýþma kurulu).

2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakým kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduðunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme iþareti konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân hikâye, kâfir, kâðýt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzým, mahlâs, selâm, sülâle, telâþ, üslûp.

3. Nispet i’sini göstermek için düzeltme iþareti kullanýlýr: ahlâkî, dahilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktis ad î, insanî, medenî, sýhhî, siyasî.

Word’de düzeltme iþaretlerini yazmak

Shift ve 3 tuþuna ayný anda bastýktan sonra
a ya basýnca â
i ye basýnca î
u ya basýnca û çýkar.

Word dýþýnda düzeltme iþaretini kullanmak

Alt+0194 Â
Alt+0206 Î
Alt+0219 Û
Alt+0226 â
Alt+0234 ê
Alt+0238 î
Alt+0251 û

—–

Yorum (0)

TELEVÝZYONDAKÝ REKLAMLAR KALDIRILMALI!

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Hayata Dair

Ýki defa Pulitzer Ödülü kazanmýþ, tanýnmýþ yazar Norman Mailer’e bir soru soruldu: Amerika’yý daha iyi bir hale getirmek için tek birþey yapmanýz istense ne yapardýnýz? 82 yaþýndaki sosyal gözlemci yazarýn cevabý þu: Televizyondaki reklamlar kaldýrýlmalý.

Bu da nereden çýktý? diye düþündünüz belki. Yazarýn bu konudaki fikirleri þöyle özetlenebilir:
Öðrencilerin kitaplara ilgisi azalmýþtýr. 2002 yýlýnda, yýl boyunca liselilerin okuduklarý kitap sayýsýnda yirmi yýl öncesinin verilerine göre yüzde 25’ten fazla düþüþ var. Okuma sevgisinin azalmasý okuma kaabiliyetini yokeder. Okuma kaabiliyeti öðrenme kaabiliyeti ile doðrudan baðlantýlýdýr. Okumayý seven çocuk okulda baþarýlý olur.
Okurken zihnin bir yere toplanmasý, yani konsantrasyon bilgiye giden en esaslý yoldur. Çalýþtýrýlan kaslarýn geliþmesi gibi o da kullanýlýrsa geliþir. Faaliyet halindeki çocuðun konsantrasyonu güçlü olur.
Altmýþ yýl önce çocuklar saatler boyu kitap okuyabilirdi. Okudukça daha iyi okuyucu olurlardý. Onlarýn konsantrasyon kaabiliyetleri nefes almak gibi olaðan bir þeydi. Televizyonun ortaya çýkýþý konsantrasyonun tabiatýný deðiþtirdi. Artýk saatler boyu televizyonun karþýsýnda oturmaktadýrlar. Fakat televizyon seyrederek de konsantre olma kaabiliyetlerini geliþtirebilirlerdi, çünkü televizyon ve kitabýn ortak bir paydasý vardýr: Ýkisinde de bir þey anlatýlýr.
Televizyonun ilk yýllarýnda, dikkatini ekrana veren çocuðun okumaya ilgisinin de artacaðýný umud ettik. Televizyon kendi baþýna kalsa idi, yani kesintiye uðramayan programlardan ibaret olsa idi bu olacaktý, fakat çok geçmeden programlar bitmez tükenmez kesintilere uðramaya baþladý: Reklamlar ortaya çýktý. Bugün her akþam saat 8 ile 11 arasýnda 52 dakika reklam vardýr; yani her 7, 10 ya da 12 dakikada bir, çocuðun ekranda olan bitenlere yönelmiþ dikkati reklamlar tarafýndan kesilir.

Çocuk en ilgi çekici hikâyenin bile biraz sonra, üç dakikanýn içine sýðdýrýlan türlü türlü oyuncak, yiyecek, içecek, eðlence, araba reklamlarýyla kesileceðini bilince konuya konsantre olmanýn kendisine faydasý olmadýðý inancýný geliþtirir, uyuþuk bir halde televizyonun karþýsýnda oturmaya alýþýr, böylece öðrenme melekeleri dumûra uðrar. Ve baþarýsýz öðrenciler ortalýðý doldurur.

—–

Yorum (0)

ALKIÞLAMAMALI MIYMIÞIM?

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Dil Kültürü

Alkýþlamak fiilini tüm zaman ve kiplerde çekiyoruz.
Hadi bakalým
—–

Yorum (0)

BS uzmanlarý kendi projelerine çok yoðunlaþýrlar ve haftalýk toplam çalýþma süresine ya da olaðan çalýþma saatlerine az dikkat gösterirler.
BS uzmanlarý, bir sorunu çözmek amacýyla bütün bir gece veya hafta sonlarý da çalýþabilirler. BS uzmanlarýnýn bu kiþilik özellikleri, biliþim mesleðine baðlýlýklarý ve esnek saatlerde çalýþmaya eðilimleri, onlarý diðer çalýþanlara benzer hale getirmeye gayret eden yöneticiler için sorunlara neden olabilir.
Deneyimli programcý ve analistlerin az bulunur olmasý, BS uzmanlarýnýn eðer ücretlerinden ve koþullarýndan mutlu deðillerse, her zaman baþka þirketlere geçebilecekleri anlamýna gelir.
Yönetim, iþ kolunun koþullarý ve ücret düzeyleri konusunda hassas davranmalý ve bu konumdaki çalýþanlarýna durumlarýnýn karþýlýðýný ödemeyi garanti etmelidir. BS uzmanlarýnýn ücretleri hýzla artmaktadýr.
BS uzmanlarýný diðer çalýþanlarla ayný iþ saatlerinde çalýþmaya zorlayan her giriþim kýsa sürede üretkenliðin düþmesine veya eleman kaybýna ya da ikisine birden yol açmaktadýr.

(Zuhal Tanrýkulu-Yönetim Biliþim Sistemleri)
—–

Yorum (0)

ÇANAKKALE SAVAÞINDA ÝLK GÜNLER

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Hayata Dair

6 Þubat 330 günü hava gayet güzel ve deniz pek sakindi. Adalar Denizinin açýk mavi tüllere bürünen ufuklarý önünde karþýdan Bozcaada’ya kadar uzayan büyük bir dâirenin muhtelif noktalarýnda toplanan düþman savaþ gemileri, o günün, hadiseli günlerden birini teþkil edeceðine iþaret idi.

Harb gemileri bu dâire üzerine þu sûretle daðýlmýþlardý: 1 zýrhlý , 1 krüvazör, 7 þilep karþý yönde, 5 zýrhlý, 2 krüvazör, 8 torpido Ýmroz-Teke Burnu arasýnda;4 zýrhlý, 8 torpido, 1 þilep Merkeb Adasý- Bozcaada- Yeniköy arasýnda ve ayrýca 2 tahtülbahir de (denizaltý) Ýmroz önünde bulunuyordu. Ayný zamanda önde iki Fransýz ve bir de Ýngiliz tayyaresi uçuyor ve bataryalar civarýný bombalýyordu. Bu vaziyete nazaran ön istihkâmlarýn merkezi ve yoðun bir ateþe maruz kalacaðý þüphesizdi. Bu esnada öne yaklaþmak isteyen iki Ýngiliz torpido savaþ gemisi Orhaniye’nin dört seri mermisi karþýsýndan kaçmaya mecbur oldu.

9.36 da Yeniköy-Bozcaada arasýndaki Fransýz zýrhlýlarý Kumkale-Orhaniye bataryalarýný, bataryalarýn atýþ menzili dýþýndan ateþ altýna aldýlar. Ayný zamanda Ýmroz-Teke Burnu arasýndan da 3 Ýngiliz zýrhlýsý Ertuðrul bataryasýna yandan ateþe baþladý. Yavaþ yavaþ diðer gemilerin de bombardýmana katýlmasý ateþin þiddet ve kesafetini arttýrdý. Artýk bütün ön istihkâmlar ateþ altýna alýnmýþtý. Düþman, toplarýnýn azami tesir menzilinden istifade ederek uzak mesafeden ateþ ederek tabyalarýn atýþ menzili dahiline girmek istemiyor, ve aðýr ve muntazam bir ateþle istihkâmlarý tahrîbe çalýþýyordu.

Ön bataryalar, menzil dahiline giren her hedefe tahsis edilmiþ olan toplarýyla ve sessizce mukabele ediyordu. Karþý cihete giden hafif filo da Kabatepe-Kumtepe arasýna ve sahilin 1000 metre kadar açýklarýna iþaret þamandýralarý býrakmak sûretiyle nazar-ý dikkatleri baþka taraflara yöneltmeye ve mümkün olduðu kadar korunan bölgeleri bozmaya uðraþýyordu. Öðleyin takriben bir buçuk saatlik bir ateþ fasýlasýndan sonra bombardýman yine baþladý. Gemilerin bu defaki vaziyetine nazaran düþmanýn Osmanlý bataryalarý atýþ menziline girmeden mesafelerin uzunluðundan ve menzil içine girdiði takdirde dahi atýþ menzili dýþýnda kalarak durumdan faydalanmaya çalýþtýðý anlaþýlýyordu. Ýngiliz gemileri büyük bir dâire üzerinde cephe önünde savaþ düzeni alarak ateþe baþladýlar. Agamemnon ve Infleksibýl zýrhlýlarý Seddülbahir ve Ertuðrul istihkâmlarýný pek þiddetli bir ateþ altýna aldýlar. Teke Burnu arkasýndan Rumeli ve Yeniköy önünden de Anadolu ön bataryalarýna ateþ eden savaþ gemilerinin atýþlarýný kýyýnýn kuzey batý açýðýnda duran bir gemi idare ettiði gibi, tayyareler de dumanlý fiþekler atýþýyla hedefleri gösteriyor ve gemilere yardým ediyorlardý.

Saat dörde doðru ateþin þiddeti arttýrýlarak kýsa fasýlalý çift yaylýmlarla atýþ baþladý. Fransýzlar aðýr, Ýngilizler orta çaplý toplarýný kullanýyorlar, bu sûretle þu dört Osmanlý bataryasýna karþý üç dakika fasýla ile ve bütün gemi cephesiyle ateþ ediyorlardý. Bir an oldu ki kýyý istihkâmlarýný uzaktan görmek mümkün deðildi. Ýstihkamlarýn civarýna düþen mermilerin yýðdýðý duman bulutlarý, müthiþ tarrâkalar arasýnda Adalar denizinin lekesiz semasýna doðru kademe kademe yükseliyordu.

Düþman, tabyalarý tamamýyla tahrîp ettiðini zannetti ve artýk kadavra haline gelmiþ olduðuna hükmedilen bu Osmanlý aðýr topçu mevzilerine sokulmakta tereddüt etmedi. Önde Vanjans, arkada Büve sistemi iki zýrhlý kýyýyý doðru ilerlemeye baþladý. Tam bataryalarýmýzýn menzili içine girer girmez, saatlerden beri bunaltýcý bir ateþ altýnda ezildiði zannolunan Ertuðrul ve Orhaniye bataryalarý birbirini müteâkip kükremiþ arslan sayhalarýyla gürlediler. Ertuðrul’un dördüncü mermisi Vanjans’ýn arka taretine isabet etti. Orhaniye’nin menzili içine giren Agamemnon da arka direði Çanaklýðýna bir mermi yedi. Artýk bataryalar, serbest atýþlarýyla kendilerini sabýrsýzlandýran bu bîkarar düþman üzerine yakýn mesafeden þiddetli yaylýmlarla ateþ açmýþlardý. Bu hal karþýsýnda hayal kýrýklýðýna uðrayan düþman bütün gemilerin katýlýmýyla ve cehennemi bir ateþle karþýlýk vermeye baþladý. Yaylýmlar 40 saniye fasýla ile birbirini takip ediyor ve tabyalardan yoðun ve siyah duman bulutlarý yükseliyordu. Bu þiddete raðmen tabyalar karþýlýk vermekte birdiðeriyle yarýþ ediyorlardý. Ýkinci bir ileri harekete cesaret edemeyen düþman saat 6 da ateþ keserek çekilmeye baþladý.

12 zýrhlý ve krüvazör ve bir çok torpidodan kurulu bir filonun katýlýmýyla 1500 e yakýn mermi harcadýktan sonra elde ettikleri netice kýyý bataryalarýnýn etraf ve civarýna açýlmýþ derin çukurlardan, dýþ surlar üzerindeki döküntülerden ve insan kaybý dahi hayretler ve þükürler olsun ki 2 þehit, 11 yaralýdan ibaretti.

Ruþen Eþref – Yeni Mecmua (Haz:Prof. M.Kanar)
—–

Yorum (0)

Film, gösterim izni için Sansür Kurulu’na verildi. Demokrat Parti döneminin katý kuralcýlýðý sonucu, 23 Aralýk 1952 tarih ve 209 sayýlý kararla reddedildi. Sansür hazretlerinin ilk itirazý, Aþýk Veysel’in gözlerinin çocuk yaþta geçirdiði çiçek hastalýðýndan dolayý kör oluþunaydý. Kasabada doktor mu yoktu? Bu film yurtdýþýnda gösterilirse, Türkiye’de çiçek hastalýðý yüzünden çocuklarýn kör olduðu izlenimi doðmaz mýydý?..
Çok þükür köyünüzde
Sansürü aþabilmek için filme hastane sahneleri eklendi. Hatta doktorlar konuþturuldu: ‘Çok þükür, artýk köyünüzde çocuklar, çiçek hastalýðýna yakalanmayacak.’
Ama ardýndan filmde görülen tarlalardaki buðdaylarýn ‘bodur’ oluþuna taktý, sansürcüler. Türk topraklarý kýraç gösteriliyor dediler. Bunun da çaresi bulundu. Söz konusu görüntülerin yerine, Amerikan filmlerinden kesilen, boylu boslu ekinlerin yetiþtiði tarla görüntüleri konuldu. Hatta çaðdaþ tarým araçlarý da eklendi ki Türkiye’de tarýmýn nasýl yapýldýðýný tüm dünya görsün (!)..
Gel gelelim, bu da tatmin etmedi sansürcüleri. Filmde çýplak ayaklý kadýnlar vardý. Türk köylüsü çýplak ayakla dolaþýr mýydý?.. Tabii, derhal ayakkabý giydirildi.

http://www.sabah.com.tr/2004/02/16/yaz14-10-111.html
—–

Yorum (0)

BÝR MÝSYONERÝN GÜNLÜÐÜ

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Hayata Dair

Ýlahi ýþýðý, henüz Ýncil’in müjdesiyle tanýþmamýþ bir ülkede yaymak ve temsil etmek görevini üstlendiðim þu gün ne kadar mutluyum. Kendime söz veriyorum, misyonum uðruna her fedakarlýða katlanacak ve sürünün kaybolmuþ koyunlarýný yeniden kazanmak için var gücümle çalýþacaðým.
8 Temmuz
Ýþte Türkiye’deyim; bölge sorumlusu Tommy arkadaþla havaalanýndan kalacaðýmýz eve giderken hayli uyarýcý bilgiler aldým; “Hemen baþlama, biraz saðýný solunu tanýmalýsýn; Türkler acayip bir millettir” filan diye bir þeyler söyledi, ama aldýrýþ etmedim. Bir dakika bile zayi edilmemeli; görev kutsal, görev aðýr.
9 Temmuz
Tommy’nin yanýldýðý açýk; bugün ilk tebliðimi yaptým bile. Adam parkta öylece oturuyordu. Söylediðim her þeyi gülümseyip baþýyla tasdik ederek saatlerce dinlerken ruhumun göklere deðdiðini hissetmiþtim. Bizi seyreden simitçi, sonradan o adamýn saðýr olduðunu söyleyince biraz moralim bozuldu ama olur öyle þeyler.
11 Temmuz
Üçüncü gün; Tommy hâlâ “erken henüz” diye ýsrar ediyor. Mânâsýz bir ýsrar bu; kurtulmasý gereken o kadar çok ruh var ki burada.
Çorap almaya inmiþtim semt pazarýna. Nasýl oldu anlamadým ama eve dönerken artýk benim altýlý çelik tencere takýmým vardý. Önemli deðil, tencere gerekli bir araç nasýl olsa. Tencereci arkadaþa müjdeyi teblið ettim. “Ayýpsýn abi, Hazreti Ýsâ’ya can fedâ.” dedi, ben aðladým. Söz verdi, pazar toplantýlarýna gelecek; hatta bana bir adres bile verdi. O adrese gidersem bir sürü insaný misyona katabilirmiþim.
21 Temmuz
Tommy hâlâ “gitme, bak karýþmam” diyor; iþte bu aþýrý ihtiyatkârlýk yüzünden buralarda Ýsa’nýn mesajý yeterince bilinmiyor zaten.
Gittim; þehrin kenarýnda kalabalýk bir mahallede bir apartmanýn altýncý katýna çýktým. Ýçeride bir hayli erkek vardý; beni içeri aldýlar, mobilyasýz bir salona geçtik. Çay getirdiler; hatýr sordular. Tam lâfa baþlarken biri parmaðýyla “sus” iþareti yaptý. Ýçeriden yaþlýca bir adam çýkýp salona gelince herkes gibi ben de ayaða kalktým. Sonra adam konuþmaya, bir nevi vaaz vermeye baþladý.
Þöyle bir dinledim; eh fena þeyler deðil. Toplantýdan sonra herkes birbirine sarýldý, yeniden çay ikram edildi.
Burayý sevdim, yarýn da geleceðim.
2 Aðustos
Yine ayný þeyler oldu; bir ara fýrsat bulup salondaki arkadaþlarý misyona kazandýrayým dedim. Tam “Ýsa” demiþtim ki, ihtiyar vaiz “Ýsa dedin de aklýma geldi.” deyip çok tatlý bir bahis açtý. Öyle güzel anlatýyor ki baþladým aðlamaya.
Zor teselli ettiler; sonra ortaya sofra geldi. Yemek yedik. Kuþbaþýlý pilav nefisti; hele cacýk!
12 Aðustos
Tommy beni tesbihle oynarken yakaladý. “Nereden buldun” diye sýkýþtýrýyor. “Dükkanýn birinden aldým.” dedim. Tesbih bana iyi geliyor, meditasyon yerine geçiyor. Bir tane de Tommy’e mi alsam?
6 Eylül
Bugün hep birlikte camiye gittik. “Bakayým” dedim burada neler yapýyorlar, nasýl ibadet ediyorlar. Mecit diye bir temiz yüzlü arkadaþým var cemaatten. Bana abdest almayý öðretti caminin avlusunda. Tuvaletleri pek temiz deðil ama abdest çok güzel bir olay.
Fýrsatýný kolluyorum; bunlarýn hepsini Protestan etmezsem bana da Mahmut demesinler!
16 Eylül
“Nereden çýktý bu Mahmut?!” diye çýldýrdý Tommy. “Kod adým.” dedim. Anlamadý. Anlamaz tabii. Ben ne yaptýðýmý biliyorum. Þimdilik sesimi çýkarmýyor, toplantýlara muntazaman devam ediyorum; ezan okununca “Hadi camiye gidelim Mahmut” diyorlar, gidiyorum. “Neler okuyorsunuz fýsýr fýsýr?” diye sordum. Öðrettiler. Fatiha çok güzel bir sûre. Tommy’e de öðretmeliyim.
1 Ekim
Tommy beni evden atmaya kalkýþtý dün. “Seni kandýrýyorlar, Müslüman yapacaklar enayi.” diye çýkýþtý. Ýtiraz ettim, “Ben bunlarýn içyüzünü öðrenmeye çalýþýyorum Pastör Tommy.” dedim. “Sýrlarýný öðrendiðim an, bunlarý sürü halinde önüme katýp Sarayburnu’ndan denize sokup cümlesini birden çatýr çatýr vaftiz etmezsem bana da Mahmut demesinler.” dedim.
“Çýk dýþarý aptal.” diye kovdu beni. Misyondan gelen aylýðýmý da kesti. Vermezse vermesin, cemaatteki arkadaþlar aralarýnda para toplayýp verdiler. Geceyi ucuz bir otelde geçirdim. Bugün Mecit’in evine taþýnýyorum.
Az kaldý az.. Dayan oðlum Mahmut!
6 Kasým
Mecit benim için istihareye yatmýþ; “Yeþil gördüm Mahmut.” dedi, “Nurlar içindeydin, hidâyet nasip oldu sana ne mutlu.” dedi. Tabii aldýrýþ etmiyorum, fakat hoþuma gitmedi de deðil.
9 Kasým
Bugünlerde cemaate Ýngilizce dersleri vermeye baþladým; sabah namazýný topluca edâ ettikten sonra kuþluk vaktine kadar ders veriyorum. Kuþlukla öðle arasýnda tefsir dersleri yapýyoruz. Beni artýk iyice kendilerinden zannediyorlar.
21 Kasým
Yeni damat olduðum için dört günden beri günlük yazamadým. Mecit’in teyzesinin kýzý Sabiha ile nikahlandýk dün. Nikâhýmýzý Saadettin Hoca kýydý sað olsun. Sünnet dediðin ise sinek ýsýrýðý gibi bir þey zaten, çabucak geçti. Bu sabah yolda Tommy ile karþýlaþtýk. “Kiliseye yazdým, seni defterden sildiler.” dedi. Güldüm, hâlâ o bayatlamýþ misyoner kafasý iþte. Benim din deðiþtirdiðimi sanýyor gerzek. Halbuki ben…
28 Kasým
Ne kadar üzgünüm. Mecit, “Nasip deðilmiþ, seneye gidersin” diyor. Hac kayýtlarý kapanmýþmýþ. Ýstesem ecnebi pasaportumla Mýsýr üzerinden vize alýr giderim, ama ben olayý içeriden, herkesle bütün mü’minlerle birlikte yaþamak istiyorum oysaki.
19 Aralýk
Sabiha ile teheccütten sonra Yaþar Hoca mevzusu geçti aramýzda. Yav bu Yaþar Nuri Hoca iyi adam hoþ adam fakat ne bileyim çok modern bir duruþu var gibi sanki; hani, “Ýslâm’ý en iyi ben bilirim” þeklinde bir dayýlanma.
Öðleden sonra yayýncýmla sözlü anlaþma yaptýk; ilk eserim iki ay sonra çýkýyor: “Ýslâm’ýn selefî boyutlarýna dinamik bakýþlar”. Yayýncým, “fiyatý iki lira yaparsak üç yüz bin satarýz.” diyor.

A.Turan Alkan Zaman/Turkuaz
—–

Yorum (0)

Windows’un Masaüstü, Sýk Kullanýlanlar, Belgelerim gibi sistem klasörleri baþlangýçta Documents and Settings klasörü altýnda kullanýcýnýn kendi adýný taþýyan klasörlerde yer alýyor. Bunlarýn yerini deðiþtirmek istiyorsak, mesela Belgelerim klasörünü D:\Belge klasörü altýna taþýmak istiyorsak;

REGEDIT programýný açýp,
HKEY_CURRENT_USER\Software\Microsoft\Windows\CurrentVersion\Explorer\User Shell Folders yolunu izliyoruz.
Sað taraftakideðerleri istediðimiz þekilde deðiþtiriyoruz.
—–

Yorum (0)

ADANA’NIN A’SI

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Dil Kültürü

Bundan sonra harf kodlarken bunlarý kullanacakmýþýz.

A-Adana, B-Bolu, C-Ceyhan, Ç-Çanakkale, D-Denizli, E-Edirne, F-Fatsa, G-Giresun, H-Hatay, I-Isparta, Ý-Ýzmir, K-Kars, L-Lüleburgaz, M-Muþ, N-Niðde, O-Ordu, Ö-Ödemiþ, P-Polatlý, R-Rize, S-Sinop, Þ-Þýrnak, T-Tokat, U-Uþak, Ü-Ünye, V-Van, Z-Zonguldak.

Türk Kodlama Çizelgesi belirlendi
—–

Yorum (0)

VERMEK VE ÝNGÝLÝZCESÝ

Tarih: 14 Åžubat 2005 Kategori: Dil Kültürü

Türkçe’de tek bir kelime ile ifade ettiðimiz bilgiye, Ýngilizce bazen tam bir cümle kurarak ulaþabiliyoruz. Ýþte vermek kelimesi ve Ýngilizce’de karþýlýklarý

Türkçe Ýngilizce

veriyorum: I give,I am giving (present contionous tense, indicative mood)
veririm: I give (present aorist tense, indicative mood)
vereceðim: I shall give (future tense indicative mood)
verdim: I gave, I have given (Paste definitive tense, indicative mood)
versem: If I give (Optative tense, subjonctive mood)
vereyim: Let me give (subjonctive tense, subjonctive mood)
vermiþim: It is said that I gave (past dubiativetense, indicative mood)
vermeliyim: I must give (necessiative mood)
veriyordum: I was giving(past continuous tense tense, narrative mood)
verirdim: I used to give
verecektim: I shall have given
verdiydim: I had given
vermiþtim: It is said that I had given
verseydim: If I gave
vermeliydim: I ought to have given
veriyormuþum: They said that I was given
verirmiþim: It is said that I would give
verecekmiþim: It is said that I shall give
vermiþmiþim: It is said that I had given
verseymiþim: It is said that if I had given
vereymiþim: I vished I had given
vermeliymiþim: It is said that I should have given
veriyorsam: If I am giving
verirsem: If I give, If I would give
vereceksem: If I am to give
verdiysem: If I have given, if I gave
vermiþsem: It is said that if I had given
verebiliyorum: I can give, I am able to give
verebilirim: I will able to give
verebileceðim: I shall be able to give
verebildim: I was able to give
verebilmiþim: It is said that I was able to give
vermiþ olacaðým: I shall have given
vermekte olacaðým:I shall be giving (continuous)
vermiþ olabilirdim: I could have given
vermekteydim: I am giving (Progressive form)
verince: (prior to completion ) at the time of his giving
verdikçe: as long as s/he gives
verdikten sonra: after giving
verdiði için: because s/he gave
verdiði takdirde: if s/he should give
verir vermez: as soon as s/he gives
veriver: give it quickly
verirken: during the time of his /her giving
veren: the one who gives, the giver
vere vere: by giving and giving
vereli: since (his /here) giving
verip: while giving
verircesine: as if s/he (were or was) giving
vere: taht gives, that has given, giving…
—–

Yorum (1)