Kötü niyetli bir kullanıcı, SQL Injection tekniği ile siteye nasıl sızabilir? Gayet kolay! Sayfamıza giren kişinin, kutucuklara şu bilgileri girdiğini düşünelim:
Kullanıcı Adı : neo
Şifre : neo’ OR ‘a’ = ‘a
Bu şekilde giriş yapıldığında, sqlString değişkenine şu değer atanacaktır:

SELECT * FROM users WHERE username = ‘neo’ AND password = ‘neo’ OR ‘a’ = ‘a’

İster inanın ister inanmayın; bu sorgu, users tablosunda yer alan bütün kayıtları geri döndürecektir.
http://www.whitesaint.org/docview.aspx?cat=tek&id=114
—–

Bu yazıyı listenizdeki herkese gönderin diyen her mesajı göndermeyin.

Yoksa shockhaber‘deki lafı yersiniz:
Forwardçı… BBG’ci gibi bir şey. Aynı TınTınlıkta, aynı şeyleri seven bi takım tipler. Nete dalar dalmaz derhal maillerini açarlar. Gözlerini kısıp
5 santim geri çekilerek gelen mesaj sayısına bakarlar. 10’dan az olursa canları sıkılır. Çaptan düşmeye başladıklarını düşünürler. Önce bi karikatürlere (Genellikle de Selçuk Erdem) kahkahalarla gülüp Ağbi, çok iyi yaaa! şeklinde bir altyazı ile vakit kaybetmeden forwarda başlarlar. Çünkü forward işinde vakit, nakittir…
Bir forwardçının hayatında en az 5 forwardçı olduğu, onların da her birinin 5, ve bu şekilde devam ettiği….. ve hepsi birbirlerine aynı şeyleri forwardladığı için, hızlı davranmak önemlidir. İlk forwardlayan, her zaman popülerdir. Herkes, onun mail listesine girmeye çalışır. Demek ki, Morpheus’un gemi gibi, bir ana kaynak olması gerekir. Forwardçıların ilahı, tanrısı, üstadı… Ne derseniz deyin. Evet, böyle bir kımıl zararlısı var. O kaynağı bulmak lazım. Mesela bu dangalak, ShockHaber’den; =>leri, MKÖ’leri, takıntıları, haberleri araklayarak en az kendi kadar dangalak diğerlerine gönderir. Ve tabii ki asla kaynak belirtmez… Bir forwardçı, başkasının beyninden çıkmış şeyleri sanki kendininmiş gibi, kaynak belirtmeden, çalarak yaşayan, onlarla hava atan bir tür organizmadır..

Ya da Ekşi Sözlük’teki forward manyakları tabirini bir okuyun derim.
—–

Adim Doug Copp. Dünyanin en tecrübeli kurtarma birimi Amerikan Uluslararasi Kurtarma Ekibinin Kurtarma sefi ve afet olaylari müdürüyüm.
Bu makaledeki bilgiler bir deprem aninda hayat kurtaracaktir. diye başlayan yazı Internet’i baştan sona dolaşıyor. Özellikle de içinde İstanbul’la ilgili deneyimler geçtiği için popülerliğini hiç kaybetmiyor.

Bu yazının kaynağı, yazan kişinin kimliği ve yazıda geçen olayların doğruluğu meşhur şehir efsaneleri sitesi Snopes’ta anlatılmış.
—–

Program yazanların istedikleri konsantrasyon düzeyine gelebilmeleri için üç saat aralıksız çalışması gerekir diyor bu yazıda ve alttaki tavsiyeleri açıklıyor.

– Turn your email client off. Pick the moment at which you’ll be interrupted.
– Never criticize anyone in email, and avoid technical debates. Use face-to-face meetings or ‘phone calls instead.
– Be judicious in who you send email to, and who you copy on emails.
– Observing some formality is important.
– Don’t hesitate to review and revise important emails.
– Remember that email is a public and permanent record.
—–

Geçmişin insanları, dünyaya PC adını vermişlerdir. Bunun yanı sıra, evrendeki başka gezegenlerin varlığından da haberdardılar. Bütün gezegenlerin Internet adı verilen elle tutulmaz, gözle görülmez şekilsiz bir deniz üzerinde yer aldıklarına inanıyorlardı. Bu gezegenler arasında, Modem adı verilen kapılar aracılığıyla iletişim sağlanıyordu.

http://www.derki.com/sayfalar5/whitesaint.html
—–

Yağmur olsa, kendi tarlasına yağar.
Yağmur olsa kimsenin tarlasına yağmaz.
Yağmur yağar taş üstüne, her ne derse baş üstüne.
Yağmur yağarsa gelinin gözü yaşlı olur.
Yağmur yağarken küpleri doldurmalı.
Yağmur yağsa kış değil mi, kişi halini bilse hoş değil mi ?
Yağmur yağsın da varsın kerpiççi ağlasın.
Yağmurdan kaçarken, doluya tutuldu.

Atasözleri
—–