Tarih: 15 Ocak 2004 Kategori: Genel Bilgisayar
1- agnosi (yunanca) – tanýsýzlýk, nesneleri ve simgeleri tanýyamama hastalýðý
2- balet (fransýzca) – bale yapan erkek sanatçý
3- biyografi (yunanca) – yaþam öyküsü, bir kiþinin soyu, doðumu, yetiþmesi vb. konusunda toplu bilgi veren yazý ya da kitap
4- depar (fransýzca) – çýkýþ, verilen bir iþaretle yarýþa baþlama
5- ekspansiyon (fransýzca) – yayýlým, yayýlma
(c) BütünDünya
—–
Tarih: 14 Ocak 2004 Kategori: Genel Bilgisayar
1- mübâlâga (arapça) – (iþi, bir þeyi) çok büyütme, çok ileri vardýrma, çok fazla, çok aþýrý
2- izâle (arapça) – giderme, giderilme, yok etme
3- âhû (farsça) – ceylan, karaca
4- lerzân (farsça) – titrek, titreyen
5- melike (arapça) – kadýn hükümdar, hükümdar eþi
(c) BütünDünya
—–
Tarih: 13 Ocak 2004 Kategori: Genel Bilgisayar
1- hilmî (arapça) – nazik, yumuþak huylu, kibar
2- meh-tâb (farsça) – ay ýþýðý
3- iktibâs (arapça) – ödünç alma
4- hamle (arapça) – atýlýþ, atýlma, saldýrýþ, saldýrma
5- silsile (arapça) – zincir, zincirleme olan þey, art arda gelen þeylerin oluþturduðu sýra
—–
Tarih: 13 Ocak 2004 Kategori: Genel Bilgisayar
1- musîbet (arapça) – felâket: “Bir musîbet bin nasihattan evladýr.”
2- aperitif (fransýzca) – yemekten önce iþtah açmak için içilen içki (Türkçe’de sýk sýk A seçeneði anlamýnda kullanýlýrsa da, bu yanlýþtýr.)
3- silâh-endâz (arapça+farsça) – icabýnda karaya çýkýp ateþ eden deniz eri
4- ictinab veya içtinap (arapça) – kaçýnmak: “Kendini bilen bir insan baþkasýna kötü davranmaktan ictinab (içtinap) eder.”
5- sirkat (arapça) – hýrsýzlýk: “Þecaat arz ederken merd-i kýpti sirkatin söyler.”
—–
Tarih: 9 Ocak 2004 Kategori: Genel Bilgisayar
1- nîkbin (farsça) – iyimser, optimist
2- menfûr (arapça) – iðrenç, nefret edilen
3- meserret (arapça) – sevinç, þenlik (“sürur”dan)
4- senâ (arapça) – övmek, methetmek: “medh ü sena” etmek, “senâhan” olmak
5- îzam etmek (arapça) – büyütmek, abartmak: “Bu meseleyi biraz îzam ediyorsunuz gibime geliyor.”
________________________________________
Türkçe çok zengin bir dil… Kelime haznemizi geliþtirelim.
—–
Tarih: 8 Ocak 2004 Kategori: Genel Bilgisayar
1- müsellem (arapça) – herkesçe kabul edilmiþ, su götürmez: “Ýnsanlarýn yalnýz baþlarýna yaþayamayacaklarý müsellem bir gerçektir.”
2- müselles (arapça) – üçgen (“selas” yani “üç”ten)
3- cengâver (farsça) – savaþçý, dövüþken, cesur, yiðit, kahraman, silahþor
4- mütecessis (arapça) – meraklý, herþeyi öðrenmeye çalýþan
5- sakil (arapça) – Asýl veya baþlýca anlamý “aðýr” (sýklet’ten) ise de Türkçe’de her dört anlamda da kullanýlýr!
—–
Tarih: 7 Ocak 2004 Kategori: Genel Bilgisayar
1- þûle (arapça) – alev: “Bir þûlesi var ki þem’-i cânýn / Fânûsuna sýðmaz âsumânýn” – Þeyh Galip.
2- câvîd (arapça) – ebedî, kalýcý
3- þiar (arapça) – alâmet, ilk “Þiarýmýz dürüstlükten ayrýlmamaktýr.”
4- asimilasyon (fransýzca) – benzer sayma, özümsem “Birçok ülkeler etnik azýnlýklarýna karþý asimilasyon politikasý uygularlar.”
5- mütefekkir (arapça) – düþünür, fikir adamý
—–
Tarih: 6 Ocak 2004 Kategori: Genel Bilgisayar
1- fücur (arapça) – ensest, evlenmeleri yasak olan erkekle kadýn arasýnda cinsel iliþki. Daha genel olarak açýkça ahlâka aykýrý durumlar için de kullanýlýr.
2- firâr (arapça) – kaçma (azýlý soyguncu cezaevinden firâr etti).
3- cevval (arapça) – hareketli, canlý, koþan (Bedeni gibi zekâsý da cevval bir çocuktu).
4- mükellef (arapça) – yükümlü, görevli, muvazzaf (vergi mükellefi, askerlik mükellefiyeti).
5- meþakkat (arapça) – zorluk, zahmet, sýkýntý (yollarda çok eziyet ve meþakkat çektiler).
—–
Tarih: 5 Ocak 2004 Kategori: Genel Bilgisayar
1- libretto (italyanca) opera güftesi, bir operanýn sözlerinin yazýlý bulunduðu kitap
2- ferâiz (arapça) A ve farzlar, Müslümanlýkta mutlaka yerine getirilmesi þart olan þeyler. Ama daha yaygýn ve özel olarak Ýslam hukukunun mirasla ilgili kurallarý ve yorumlarý anlamýnda kullanýlýr.
3- kemter (farsça) deðersiz, itibarsýz, hakir (Kemter gedâyý âz atâsý kýlurdu bay / Bir lûtfu çok, mürüvveti çok pâdiþâh idi – Bâkî). Gedâ = dilenci. Atâ = baðýþ.
4- lâgar (farsça) zayýf, cýlýz.
5- lukata veya lükata (arapça) sokakta veya baþka yerde bulunmuþ þey ki bulan prensip olarak sahibine iade etmekle mükelleftir. Bugün hâlâ kullanýlan veya kanunlarýmýzda yer alan bir tâbirdir.
—–